Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ticaret Bakanlığında düzenlenen "Ürün Güvenliği Haftası Açılış Konferansı"nda önemli açıklamalarda bulundu. Bu yılki haftanın teması "Dijital Çağda Ürün Güvenliği" olarak belirlendi. Bolat, dünya ticaretinin büyük bir dönüşümden geçtiğini, bu dönüşümün sadece uluslararası ticaret kurallarını değil, teknoloji ve iklim değişikliği kaygılarıyla geleneksel üretim süreçlerini de etkilediğini vurguladı.
Yeşil ve dijital dönüşüm ticareti derinden etkiliyor
Yeşil ve dijital dönüşümün üretimden ticarete, ulaşımdan bağlantısallığa kadar her safhayı derinden etkilediğini belirten Bolat, "Dijitalleşme sürecinin ürün güvenliğine önemli yansımaları var. Birinci değişiklik, ürünlerin dijitalleşme ile değişmesi olarak karşımıza çıkıyor. Yapay zeka sistemlerinin üretim süreçlerine ve ürünlere entegre olmasıyla akıllı ürünler hayatımıza giriyor. Sanal asistanlar birçok alanda yardımcı oluyor. Dijitalleşme, ürün güvenliği tanımını kökten değiştiriyor; yazılımlardaki güvenlik açıkları veya nesnelerin internetindeki arızalar gibi unsurları kapsıyor" ifadelerini kullandı.
TAREKS'e başvurular yüzde 30 arttı
Bolat, güvenlik paradigmasının yazılım hataları, güncelleme sorunları, otonom cihaz arızaları ve siber güvenlik gibi riskleri içermesi gerektiğini belirtti. Bu değişimle uygunluk değerlendirme süreçlerinde de dönüşüm yaşandığını söyledi. Dijital ürün pasaportu kavramının önemine değinen Bolat, "Dijital ürün pasaportu, sürdürülebilirlik ve döngüsellik hedefleri doğrultusunda ürün zincirinin tüm aşamalarını şeffaf ve izlenebilir hale getiriyor" dedi.
Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS) hakkında bilgi veren Bolat, geçen yıl başında yenilenen sistemin yapay zeka destekli hale geldiğini söyledi. "TAREKS'te kayıtlı aktif firma sayısı yüzde 8 artışla 130 bine, aktif kullanıcı sayısı yüzde 48 artışla 32 bine yükseldi. 2025 yılının ocak-mart döneminde başvuru sayısı 1 milyondan yüzde 30 artışla 1,3 milyona ulaştı. TAREKS günlük ortalama 20 bin başvuruyu risk analizinden geçiriyor" diye konuştu.
e-İthalatta güvensiz ürün oranı yüzde 81
e-Ticarette ürün güvenliği konusunda birçok ülkenin harekete geçtiğini anlatan Bolat, Türkiye'nin gerekli adımları atan ilk ülkelerden olduğunu söyledi. Geçen yıl e-ticaret hacminin yaklaşık 4,6 trilyon liraya, işlem sayısının 6 milyara ulaştığını belirtti. Bu büyümenin yeni nesil denetim yaklaşımlarını gerekli kıldığını vurguladı.
Yurt dışı kaynaklı internet sitelerinden satışa sunulan ürünler için Türkiye'de yerleşik bir iktisadi işletme bulundurma zorunluluğu getirildiğini hatırlatan Bolat, e-ticaret platformlarının ürün güvenliği temas noktası belirlemesinin zorunlu olduğunu söyledi. "Vatandaşlarımız bu temas noktaları aracılığıyla bildirim ve şikayetlerini iletebiliyor. Güvensiz ilanlar tespit edildiğinde en geç 24 saat içinde yayından kaldırılıyor" dedi.
e-İthalat kapsamında ülkeye giren paketlerin denetim sonuçlarına değinen Bolat, "Laboratuvar analizlerinde yüzde 81 gibi yüksek oranda güvensiz ürün tespit edildi. Ürünler sağlık ve güvenlik kriterlerine 10 ila 40 kat arasında uymuyor. Bu nedenle 1 Şubat 2026'dan itibaren basitleştirilmiş gümrük beyannamesi uygulaması durduruluyor. Numuneler, kitaplar, ilaçlar, takviye edici gıdalar, sensör ve manyetik kart gibi kritik parçalar muaf tutulacak" açıklamasını yaptı.
Taksonomi Belgesi ve e-PGD sistemi geliyor
Bolat, e-ticarette ürün güvenliğini artırmak için satıcılara yönelik "Taksonomi Belgesi" hazırladıklarını belirtti. "Satıcıların ilanlarını mevzuata uygun hazırlaması için rehber niteliğinde olan bu belge, her ilanda yer alması gereken bilgileri içeriyor" dedi.
Dijital denetim süreçleri için e-PGD Sistemi hakkında bilgi veren Bolat, "Yapay zeka destekli metin ve görsel analizi ile güvensiz ürünleri tespit edeceğiz. Pilot testleri tamamlanan sistemi çok yakında açacağız. TAREKS ve PGD-BİS verilerinden yararlanan sistem sayesinde riskli ürünler doğrudan denetçilerin önüne düşecek" diye konuştu.
Dijital ürün pasaportu çalışmaları sürüyor
Dijital dönüşümün mevzuata entegrasyonu kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile işbirliği içinde "Eko-tasarım Gereklilikleri Tüzüğü"nü uyumlaştırdıklarını anlatan Bolat, "Dijital Ürün Pasaportu" mekanizması üzerindeki çalışmaların devam ettiğini söyledi. Genel Ürün Güvenliği Tüzüğü'nün de uyumlaştırılma sürecinde olduğunu belirtti. AB Komisyonu ile dijital diyalog sürecini etkin kullandıklarını ifade eden Bolat, "Nihai amacımız, inovasyonu sürdürmek ve ürünlerimizin rekabetçiliğini korurken veri egemenliğini ve siber güvenliği sağlamaktır" dedi.
AB Türkiye Delegasyonu'ndan destek
AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinskas, sürdürülebilir ürünler için düzenlemeleri devreye aldıklarını belirterek, dijital ürün pasaportu mekanizması üzerinde çalıştıklarını söyledi. Tekstil, elektronik ve demir-çelik gibi sektörlerde ürünün tüm yaşam döngüsünü takip etmenin stratejik öncelik haline geldiğini vurgulayan Vilcinskas, "Türkiye'nin e-ticaret pazar yerleri son yıllarda ciddi büyüme sergiledi. Bu hızlı değişim piyasa düzenlemelerini daha kritik hale getirdi. Türkiye'nin bu etkinliği düzenlemesi ve üst düzey temsil, tüketici güvenliğine verilen önemin somut göstergesidir" ifadelerini kullandı.



