Buz Kıracağıyla Lobotomi: Walter Freeman'ın Karanlık Mirası
Buz Kıracağıyla Lobotomi: Walter Freeman'ın Karanlık Mirası

Akıl hastalıklarına çare bulma fikriyle başlayan bir hikaye, yüzlerce ölüm ve kalıcı hasarla sonuçlandı. Amerikalı nörolog Walter Freeman'ın 1936'da ABD'ye tanıttığı lobotomi yöntemi, tıp tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak anılıyor. İşte Freeman'ın hikayesi.

Lobotominin Doğuşu ve Freeman'ın Yükselişi

1930'lu yıllarda psikiyatrik hastalıkların tedavisi oldukça sınırlıydı. Kalabalık akıl hastaneleri ve etkisiz tedaviler, doktorları yeni arayışlara itiyordu. Walter Freeman, bu arayışın en iddialı isimlerinden biriydi. 1895'te Philadelphia'da doğan Freeman, tıp geleneği olan bir aileden geliyordu. Büyükbabası William Williams Keen, ABD'nin ilk beyin cerrahlarındandı. Yale Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra nöroloji eğitimi alan Freeman, 1923'te Avrupa'ya giderek eğitimini ilerletti. ABD'ye döndüğünde Washington'da çalışmaya başladı ve kısa sürede kariyer basamaklarını tırmandı. St. Elizabeths Hastanesi'nde laboratuvarları yönetiyor, George Washington Üniversitesi'nde nöroloji bölüm başkanıydı. Ağır psikiyatrik hastaların çaresizliğine tanıklık eden Freeman, etkili bir tedavi yöntemi bulmayı kafasına koymuştu.

Lobotominin Amerika'ya Gelişi

1935'te Portekizli nörolog Egas Moniz, "lökotomi" adını verdiği bir yöntem tanıttı. Hastaların kafatasına açılan deliklerden beyne girilerek ön lobdaki sinir yollarının etkisi azaltılıyordu. Freeman, bu yöntemden etkilendi ve beyin cerrahı James W. Watts ile birlikte çalışarak prefrontal lobotomi adını verdikleri yeni bir teknik geliştirdi. 14 Eylül 1936'da ABD'deki ilk lobotomi operasyonunu gerçekleştirdiler. İlk hasta, depresyon ve uykusuzluk çeken 63 yaşındaki Alice Hood Hammatt'tı. 1942'ye kadar 200'den fazla lobotomi ameliyatı yapıldı. Dönemin raporlarına göre hastaların %63'ünde iyileşme görülürken, %14'ünün durumu kötüleşti. Bu sonuçlar Freeman'ı durdurmadı; aksine daha ürkütücü arayışlara itti.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Rosemary Kennedy Vakası

Freeman'ın en bilinen vakası, John F. Kennedy'nin kız kardeşi Rosemary Kennedy oldu. 20'li yaşlarında şiddetli öfke nöbetleri geçiren Rosemary'e "ajite depresyon" teşhisi kondu ve 1941'de lobotomi uygulandı. Ameliyatın ardından zihinsel kapasitesi iki yaşındaki bir çocuğun seviyesine geriledi ve hayatının geri kalanını akıl hastanesinde geçirdi. Bu vaka, lobotomi tartışmalarının sembolü haline geldi.

Buz Kıracağı Yöntemi

Freeman, prosedürü daha hızlı ve kolay uygulanabilir hale getirmek için transorbital lobotomi yöntemini geliştirdi. İtalyan doktor Amarro Fiamberti'nin göz çukurundan erişim tekniğinden ilham alan Freeman, 1946'da ilk transorbital lobotomiyi gerçekleştirdi. Bu yöntemde, buz kıracağına benzeyen bir alet göz çukurundan ilerletilerek beyin dokusuna müdahale ediliyordu. Freeman, ameliyatın basit olduğunu göstermek için ülke çapında tura çıktı ve medya ilgisini kullanarak lobotomiyi hızlı bir çözüm olarak tanıttı. Bazı operasyonlarda anestezi yerine elektroşok kullandı. James W. Watts bu yöntemden rahatsız olarak ortaklığı sonlandırdı.

Binlerce Operasyon ve Tartışmalı Sonuçlar

1967'ye kadar Freeman yaklaşık 3.500 lobotomi gerçekleştirdi veya denetledi. Geçici iyileşmeler olsa da çok sayıda hasta kalıcı nörolojik hasar yaşadı. Tahminlere göre yaklaşık 490 hasta hayatını kaybetti. 1951'de bir operasyon sırasında fotoğraf çektirmek için ameliyatı durduran Freeman, aleti hastanın beynine çok fazla sokarak ölümüne neden oldu. Son lobotomisi Şubat 1967'de Helen Mortensen'e uygulandı. Mortensen beyin kanaması sonucu öldü ve Freeman'ın ameliyat yapması yasaklandı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Bir Çocuğun Hikayesi ve Lobotominin Sonu

Freeman'ın hastalarından biri de 12 yaşında lobotomi geçiren Howard Dully'di. Yıllar sonra deneyimlerini paylaşan Dully, ameliyatın ardından kendisini hiçbir zaman tamamen aynı hissetmediğini söyledi. Lobotominin kullanımı, 1950'lerde antipsikotik ve antidepresan ilaçların yaygınlaşmasıyla hızla azaldı. Bir dönem "mucize tedavi" olarak sunulan yöntem, bugün tıp etiği tartışmalarında en sık verilen örneklerden biri. Walter Freeman'ın hikayesi, iyi niyetle başlayan bir arayışın bilimsel sınırlar ve etik denetim olmadan nasıl yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini hatırlatıyor.