Çapa Tıp'ta İlaç Hırsızlığı Skandalı: Dedektif Gibi İz Süren Başhekim Şebekeyi Çökertti
Çapa'da İlaç Hırsızlığı: Başhekim Şebekeyi Çökertti

Çapa Tıp'ta İlaç Hırsızlığı Skandalı: Başhekimin Dedektiflik Yeteneği Şebekeyi Çökertti

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaşanan ve kamuoyunda derin yankı uyandıran ilaç hırsızlığı skandalı, yargının kesin kararıyla noktalandı. SABAH'ın ulaştığı gerekçeli karara göre, hastanenin envanterindeki kritik anestezi ilaçlarını çalarak piyasaya süren şebeke, Başhekim Prof. Dr. Mustafa Oral Öncül'ün dedektif gibi iz sürmesiyle deşifre edildi.

Hırsızlık Çarkı Başhekimin Dikkatiyle Ortaya Çıktı

Skandal, 2018 yılında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi olan Prof. Dr. Mustafa Oral Öncül'ün dikkati ve takibi sayesinde açığa çıktı. Göreve başladıktan kısa süre sonra hastanede sivil gözlem yapan Öncül, usule uygun olmayan şekilde mal sevkiyatı yapıldığını belirledi. Daha sonra otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığını ve kayıt dışı tıbbi malzeme hareketliliği olduğunu fark etti.

Albay rütbesiyle emekli olan Öncül, komutan geçmişiyle, güvendiği personel ve güvenlik amiri Zafer Erol ile ekip kurarak koordineli bir çalışma başlattı. Bu ekip, şüpheli hareketleri olan personelleri adım adım takip ederek somut deliller topladı.

Operasyonun Kritik Delilleri ve Suçüstü Yakalanma

Operasyonun en somut delillerinden biri, hastanede oksijen santralinde çalışan Abdullah Kılıç tarafından sağlandı. Kılıç, şüphelendiği iş arkadaşları Mehmet Karadere ve Seyrani Bozkurt'un ilaç dolu kolileri taşıma arabasıyla yokuş aşağı indirip, kapısı açık bekleyen bir arazi aracına hızlıca yükledikleri anları cep telefonuyla kaydetti. Bu görüntüler, sanıkların "boş koli taşıyorduk" savunmasını çürüten en büyük kanıt oldu.

26 Aralık 2018 tarihinde düzenlenen suçüstü operasyonunda, hastanede hizmetli olarak çalışan sanık Çetin Karagöz'ün otoparktaki bir araçtan aldığı mavi bir sırt çantasıyla hastaneye girdiği, çantayı 12 adet "Sevorane" isimli anestezi ilacıyla doldurarak hızla hastaneden ayrıldığı tespit edildi. Takibe alınan aracın, Karagöz tarafından Sezgin Cimşit'e bırakıldığı ve polis ekiplerince durdurulduğu belirtildi.

Mahkeme Ağır Cezalar Yağdırdı

Mahkeme, sanıkların savunmalarını suçtan kurtulmaya yönelik bularak itibar etmedi. Kararda, sanıklar Mehmet Karadere ve Seyrani Bozkurt'un hastane personeli olmaları nedeniyle kendilerine emanet edilen mala erişimlerinin kolay olduğu ve kamuyu zarara uğrattıkları vurgulandı.

Mahkemenin verdiği cezalarda Mehmet Karadere ve Seyrani Bozkurt'a "Bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık" suçunu zincirleme şekilde işledikleri gerekçesiyle 5 yıl 8 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı. Adnan Kılıç ve Kubilay Kılıç'a ise ilaçları teslim alarak ticari amaçla hareket ettikleri için 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Çetin Karagöz 4 yıl 7 ay hapis cezası alırken, aracı teslim alan Sezgin Cimşit ise 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme ayrıca, suçtan elde edilen zararın 100 bin TL'nin üzerinde olduğunu belirten katılan kurum lehine vekalet ücretinin sanıklardan tahsiline karar verdi.

Savunmalar Mahkeme Tarafından Reddedildi

Sanıklardan Seyrani Bozkurt, araçlara yüklenen malzemelerin ilaç değil, memleketi Tokat Reşadiye getirdiği et, kuşburnu ve bakliyat gibi yöresel ürünler olduğunu iddia etti. Bir diğer sanık Adnan Kılıç ise görüntülerdeki kolilerin kendisine satılan "çaylar" olabileceğini öne sürdü. Ancak mahkeme, eczanede gıda saklanmasının yasak olduğu ve kolilerin boyutlarının ilaç kutularıyla eşleştiği gerekçesiyle bu savunmaları reddetti.

Tahliye Sonrası Tehditler ve Ek Suç Duyurusu

Hırsızlık skandalının yargılama sürecine ilişkin en çarpıcı detaylardan biri, Başhekim Prof. Dr. Mustafa Oral Öncül'ün sanıkların tahliye sonrası tutumlarına dair mahkemeye sunduğu beyanlar oldu. Öncül, hırsızlık suçundan tahliye edilen şahısların hastaneye gelmeye devam ettiklerini belirterek, bu kişilerin hastane personeline yönelik "tehditkâr" konuşmalarla huzursuzluk çıkardıklarını ve çalışanları rahatsız ettiklerini ifade etti.

Hastane yönetiminin, personeli baskı altına almaya çalışan bu eylemler karşısında sessiz kalmayarak savcılığa ayrıca suç duyurusunda bulunduğu mahkeme kayıtlarına geçti. Mahkeme, Adli emanette tutulan ve hırsızlığa konu olan tüm tıbbi malzemelerin derhal İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Hastanesi'ne iadesine karar verdi.