Gaziosmanpaşa'da Kan Donduran Cinayet: Genç Kadın Bilezikleri İçin Öldürüldü
İstanbul Gaziosmanpaşa'da boş bir inşaatta bulunan kimliği belirsiz genç bir kadına ait cansız beden, İstanbul Cinayet Masası'nı zorlu ve karmaşık bir soruşturmanın içine çekti. Olay yerinde ne tanık vardı ne de geride bırakılmış somut bir delil. Dedektifler, tek ipucu olan parmak izine sarılarak kadının kimliğini tespit etmeyi başardı. Boğazı kesilerek öldürülen 30 yaşındaki genç kadınla ilgili dosya, İstanbul'dan Erzurum'a uzanan titiz bir takip sonucunda çözüldü. Soruşturma derinleştikçe cinayetin vahşi perde arkası da yavaş yavaş ortaya çıktı.
Boş İnşaatta Bulunan Kadın Cesedi
20 Mayıs 1989 gecesi, yazın eşiğindeki İstanbul'da hava ağır, nemli ve bunaltıcıydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde Gaziosmanpaşa'nın Karadeniz Mahallesi'ndeki kuytu bir noktada bulunan boş bir inşaatta kimsenin bilmediği bir vahşet saklıydı. Sabaha karşı gelen bir ihbar, sessizliği paramparça etti. Olay yerine gelen ilçe ekipleri, inşaatın iç kısmında hareketsiz yatan bir kadın cesediyle karşılaştı. Durum hemen merkeze bildirildi ve kısa süre sonra İstanbul Cinayet Masası ekipleri ile Olay Yeri İnceleme ekipleri bölgeye intikal etti.
Cinayet Masası dedektifleri, cesedi incelerken genç kadının boğazının kesildiğini belirledi. Kanlar içinde kalan kadının üzerinden herhangi bir kimlik çıkmadı. Çevrede yapılan kapsamlı araştırmalara rağmen, bu kadını ya da olayla bağlantılı olabilecek herhangi birini gören veya duyan çıkmadı. Bölge oldukça sessizdi ve işler zor görünüyordu.
Parmak İzinden Kimlik Tespiti
Çevrede kadını tanıyan kimsenin çıkmaması, öldürülen kadının cesedinin bulunduğu bölgede oturmadığına işaret ediyordu. Polisin elinde artık tek bir umut kalmıştı: Eğer kaydı varsa kimliğine parmak izinden ulaşılacaktı. Genç kadının alınan parmak izi, Olay Yeri İnceleme ekipleri tarafından arşivde titizlikle taranmaya başlandı. Yapılan incelemede parmak izinin Hatice isimli bir kadınla eşleştiği belirlendi. Araştırmalar, Hatice'nin para karşılığı ilişkiye giren ve o dönem "tele kız" olarak adlandırılan bir kadın olduğunu ortaya çıkardı. Polisin elinde artık somut bir kimlik vardı ve soruşturma için kritik bir adım atılmış oldu.
Soruşturmanın Merkezi Küçükçekmece'ye Kaydı
Kimliğin belirlenmesinin ardından soruşturma hızla derinleştirildi. Dedektifler, "tele kız" olarak bilinen Hatice'nin Küçükçekmece'de yaşadığını tespit etti. Hatice'nin eşinden ayrılmış dul bir kadın olduğu, boşandıktan sonra bu işi yaptığı öğrenildi. Cinayet Masası ekipleri, genç kadının ilişkilerini ve bağlantılarını mercek altına aldı. Özellikle son görüştüğü kişiler ve para trafiği, soruşturmanın tam merkezine yerleştirildi. Bu kapsamlı inceleme, kısa süre sonra cinayetin perde arkasını ortaya çıkaracak sürecin kapısını aralayacaktı.
Sokak Çalışması ile Şüphelilere Ulaşıldı
Tahkikat uzmanı emekli polis memuru Adnan İlhan'ın da aralarında bulunduğu ekipler, Küçükçekmece'de yoğun bir saha çalışması başlattı. Adeta kuyudan su çeker gibi isim toplamaya çalışan dedektifler, Ali isimli bir kişinin varlığına ulaştı. Bu kişinin maktulle bağlantılı olduğu belirlendi ancak soyadı bilinmiyordu. Ekipler, "Ali" denilen kişinin kim olduğunu ve soyadını tespit edebilmek için bölgede kapsamlı bir sokak çalışması başlattı.
Soruşturma daha da derinleşti. Cinayet Masası dedektifleri, yaptıkları araştırmada ikinci bir isme daha ulaştı. Küçükçekmece'de yürütülen sokak çalışmasında, genç kadının olaydan bir gün önce Ali ile birlikte başka bir erkekle mahalleden ayrılırken görüldüğü bilgisi elde edildi. Bu kişinin, müezzinlik yaptığı iddia edilen Mehmet isimli biri olduğu belirlendi. Artık elde iki somut isim vardı ve dedektifler, bu iki kişinin kimliğini net olarak tespit etmeye kararlıydı. Yapılan çalışmalar sonucunda her iki şüphelinin de soyadı başarıyla belirlendi.
Erzurum'da ve İstanbul'da Yakalanış
Kimlikleri belirlenen iki şüpheli için hemen operasyon çalışmaları başlatıldı. Yapılan araştırmalarda, şüphelilerden Mehmet'in olayın ardından Erzurum'a kaçtığı tespit edildi. İki cinayet dedektifi vakit kaybetmeden yola çıkarak Erzurum'a gitti. Dedektifler, şüpheli Mehmet'i bir birahanede yakalayarak gözaltına aldı. Diğer şüpheli Ali ise İstanbul'da düzenlenen operasyonla yakalandı. İki şüpheli, İstanbul Cinayet Masası'na götürüldü.
"Mücevherleri İçin Öldürdük" İtirafı
İstanbul Cinayet Masası'nda sorgulanan iki şüpheli, kısa sürede cinayeti itiraf etti. Mehmet adlı şüpheli, kan donduran olayı şöyle anlattı: "Arkadaşım Ali, Hatice'yi bana para karşılığında getirmişti. Kadının üzerindeki ziynet eşyaları beni cinayete yöneltti. İlişkide bulunduktan sonra Hatice'yi bıçakladım. Daha sonra Ali ile birlikte mücevherlerini alarak kaçtık."
Soruşturmada yer alan emekli polis memuru Adnan İlhan ise olayın perde arkasını şöyle aktardı: "Elde ettiğimiz bilgilere göre maktul, para karşılığında ilişkiye giren bir kadındı. Ali de zaman zaman kendisine müşteri buluyordu. O gün şüpheli Ali, arkadaşıyla birlikte plan yapmış. Kadına 'sana müşteri var' diyerek Gaziosmanpaşa'ya götürüyorlar. Boş arazide, karanlıkta kadına saldırıyorlar. Şüphelilerden biri bıçaklıyor, diğeri ise kadının üzerindeki 6 bileziği alıyor. Bilezikleri alan şüpheli, diğerine 4 tane olduğunu söyleyip 2 tanesini veriyor. Kalan bilezikleri ise gizlice cebine atıyor."
Şüpheliler Tutuklandı
Cinayet Masası'nda yürütülen kapsamlı soruşturmanın ardından adliyeye sevk edilen iki şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kan donduran bu cinayet, dedektiflerin titiz, ısrarlı ve profesyonel sokak çalışması sayesinde aydınlatılmış oldu. Olay, sokak polisliğinin ve parmak izi gibi teknik delillerin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.



