1996 yılının 11 Nisan günü, İstanbul baharın tatlı ışığıyla aydınlanırken, Kağıthane'de bir apartman dairesinde tüyler ürperten bir suç işlendi. Henüz bir yıllık evli olan genç kadın Aygül, tanıdığı bir çift tarafından maddi hırs uğruna öldürüldü. İlk bakışta sıradan bir ölüm gibi görünen olay, Cinayet Masası'nın titiz çalışmasıyla kısa sürede aydınlatıldı ve yalnızca dört gün içinde katiller yakalandı.
Zehirlenme Sanılan Ölümün Gerçek Yüzü
O gün öğle saatlerinde, eşi İsa yemek için eve geldiğinde kapıyı açan olmadı. Komşulara gittiğini düşünerek işine döndü. Ancak endişe artınca, bir komşu yan balkondan içeri girdi ve genç kadını hareketsiz halde buldu. Aygül'ün boynundan gelen keskin çamaşır suyu kokusu, herkesi zehirlenme ihtimaline yöneltti. Hızla hastaneye kaldırılan Aygül'ün aslında çoktan hayatını kaybettiği anlaşıldı. Yapılan ilk inceleme ise gerçeği ortaya çıkardı: Aygül boğularak öldürülmüştü ve kolundaki bilezikler, yüzüğü ve altın zinciri alınmıştı.
Cinayet Masası'nın Hızlı Soruşturması ve Şüpheli Çift
Olay yerine sevk edilen Gayrettepe Cinayet Masası ekipleri, ilk şüpheli olarak maktulün kocası İsa'yı gözaltına aldı. Ancak kocanın ifadesi sağlamdı ve sabah birlikte kahvaltı yaptıklarını, öğlen kapıyı açamayınca komşuya gittiğini düşündüğünü belirtti. Dedektiflerin dikkati, olay yerinin kurgulanmış olmasına yöneldi. Katilin, öldürdükten sonra çamaşır suyu dökerek zehirlenme izlenimi vermeye çalışması, suçun tanıdık biri tarafından işlendiğine işaret ediyordu.
Soruşturma apartman ve çevresine genişletildi. Yapılan araştırmada, olay günü apartmana girenler arasında, Aygül'ün karşı komşusunun kardeşi ve onun eşi olduğu tespit edildi. Evliliklerinin yeni, erkeğin ise işsiz olduğu belirlenen bu çift, mercek altına alındı. Aygül'ün bir akrabasından gelen, "Bu çifti Aygül'ün evinde görmüştüm" ifadesi, soruşturmanın seyrini değiştiren kritik dönüm noktası oldu.
Çapraz Sorgudaki Soğukkanlı İtiraf
Şüpheli çift gözaltına alınarak Cinayet Masası'nda çapraz sorguya tabi tutuldu. Sorguda, 26 yaşındaki koca ile 18 yaşındaki eşi cinayeti itiraf etti. İfadeleri kan dondurucuydu. Maddi sıkıntı içinde olduklarını, Aygül'ün takılarını görünce plan yaptıklarını anlattılar. Kocasının evde olmadığı bir saatte, "Ablam yok, sizde bekleyelim" diyerek içeri girdiklerini, bir süre sohbet ettikten sonra kocasının aniden Aygül'ün üzerine atlayıp eşarbıyla onu boğduğunu, genç kadının eşinin de ellerini tutarak yardım ettiğini anlattılar.
Altınları aldıktan sonra, olaya intihar süsü vermek için Aygül'ün ağzına ve vücuduna çamaşır suyu döktüklerini, ardından sessizce kaçtıklarını itiraf ettiler. Polis, satılan bilezik ve altınları kuyumculardan tek tek toplamayı başardı.
Adaletin Hızlı Teselli ve Bir Uyarı
Bu vahşi cinayet, maddi hırsın insanı ne denli korkunç eylemlere sürükleyebileceğini ve güven duyulan tanıdıkların bile risk oluşturabileceğini gözler önüne serdi. Cinayet Masası'nın deneyimli dedektiflerinin olay yerindeki sahte kurguyu hemen fark etmesi ve titiz çalışması, dosyanın rekor sürede çözülmesini sağladı. 1996 yılında işlenen bu cinayet, adli tarihte "tanıdık katil" vakalarının acımasız örneklerinden biri olarak kayıtlara geçerken, adaletin her zaman yerini bulduğunu bir kez daha hatırlattı.