İstanbul'da 2005 yılında yol kenarında bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunan Zeynep Hanım'ın cinayeti, 11 yıl boyunca faili meçhul olarak kaldı. Ancak Cinayet Büro Amirliği'nin deneyimli dedektifleri, olay yerinde bulunan sigara izmariti ve kayıp cep telefonunun kayıtlarının peşine düşerek dosyayı çözdü. İstanbul'dan Mersin'e, oradan Elazığ'a uzanan nefes kesen takip sonucu şüpheliye ulaşıldı. Olay yerindeki DNA eşleşmesi ise 11 yıllık sır perdesini tamamen araladı.
Olayın Başlangıcı: 2005 Yılı
Yıl 2005, Eylül ayının ilk haftası... İstanbul'da yağmur çiseliyordu. Edirne Sınır Kapısı'ndan Ankara istikametine yük taşıyan bir TIR şoförü, Okmeydanı kavşağında mola vermek için aracını yol kenarına çekti. Araçtan inen şoför, çalıların arasında hareketsiz yatan birini fark etti. Önce alkol alıp sızdığını düşündü, ancak yaklaştığında kanlar içinde bir kadın olduğunu gördü. Panikle polisi aradı. Kısa süre sonra olay yerine gelen ekipler, kadının defalarca bıçaklanarak öldürüldüğünü belirledi. Maktulün 37 yaşındaki Zeynep Hanım olduğu tespit edildi, ancak cinayeti aydınlatacak kritik bir delil bulunamadı. Dosya, faili meçhul dosyalar arasında raflara kaldırıldı.
11 Yıl Sonra Dosya Yeniden Açılıyor
Aradan 11 yıl geçti. 2016 yılında Cinayet Büro Amirliği'nin 45 338 kodlu ekibinde görev yapan deneyimli cinayet uzmanı ekip şefi Orhan Kemiksiz, geçmiş faili meçhul dosyaları incelemeye başladı. Önüne gelen dosyalardan biri de Zeynep Hanım cinayetiydi. Kemiksiz dosyayı baştan sona inceledi ve küçük bir ayrıntı fark etti: Olay yerinde bulunan sigara izmariti maktule ait değildi, yani muhtemelen katile ait DNA vardı. Ayrıca maktulün cep telefonu kayıptı ve IMEI üzerinden detaylı bir çalışma yapılmamıştı. Kemiksiz hemen IMEI kayıtlarını istetti.
Telefonun İzi Elazığ'a Uzanıyor
Gelen kayıtlara göre telefon, olaydan birkaç saat sonra yeniden kullanılmaya başlanmıştı. İçine başka bir SIM kart takılmıştı. Sinyal hareketleri, cihazın önce Sultangazi'ye, ardından Otogar ve Gazi Mahallesi'ne, sonra tekrar Otogar ve Bolu üzerinden Elazığ'a gittiğini gösteriyordu. SIM kart bir kadının adına kayıtlıydı. Ekip, savcılık talimatıyla Mersin'e giderek kadının ifadesini aldı. Kadın, Zeynep Hanım'ı tanımadığını söyledi ve SIM kartın habersiz çıkarıldığı anlaşıldı. Kadın serbest bırakıldı.
Elazığ'da Çember Daralıyor
Ekip, bu kez Elazığ'a giderek telefonu kullanan kişilere ulaşmaya çalıştı. Numara artık kullanılmadığı için, en çok görüştüğü kişileri belirlediler. Yaklaşık 10-15 kişiyi karakola getirterek sorguladılar. Sorgu sırasında bir kişinin sırıtması dikkat çekti. Yapılan araştırmada, bu kişinin telefona ikinci SIM kartı takan telefoncu olduğu ortaya çıktı. Şüpheli, telefonu kendisine satmıştı. Telefoncu, arka sıralardaki bir kişiyi işaret etti. O kişi, telefonu kardeşinin kullanmış olabileceğini söyledi.
Kağıt Parçasından Kritik Delil
Ekip, şüphelinin ailesinin yaşadığı köye gitti. Şüpheli ortada yoktu, annesi Türkçe bilmiyordu. Kemiksiz, evde telefon numaralarının yazılı olduğu kağıt parçaları olabileceğini düşündü. Anneye sorarak kağıtları buldular. Bir kağıdın üzerinde, öldürülen kadının telefonuna takılan ilk hattın numarası yazılıydı. Bu, doğru kişiye ulaştıklarını gösteriyordu.
Şüphelinin Yakalanması
Şüpheliyi almak için jandarma ile birlikte harekete geçildi, ancak jandarma komutanı şüpheliyi telefonla arayarak durumu haber verdi. Şüpheli, 'Kralı gelse beni bulamaz' diyerek kaçtı. Ancak ekip kısa sürede onu yakaladı. Kemiksiz, şüpheliye 'Biz İstanbul Cinayet Büro'dan geliyoruz. Zeynep'i hatırlıyor musun?' diye sordu. Şüpheli önce kabul etmedi, ancak yolda cinayeti işlediğini anlattı. Nezarethanede kaldığı sürede, gözaltındaki eski emniyetçilerin telkiniyle ifade vermeyi reddetti. Ancak savcılıkta avukatı eşliğinde hazırlanan 14 soruyu yanıtlamayı reddetse de, savcıya itirafta bulundu. Alınan kan örneği, olay yerindeki sigara izmaritindeki DNA ile birebir uyuştu. 11 yıllık dosya çözülmüştü.



