Konya'da Çiğdem E. Cinayeti: 4 Sanığa Ağır Ceza
Konya'da Çiğdem E. cinayetinde karar çıktı

Konya'da geçtiğimiz yıl kaybolduktan aylar sonra cesedi bulunan Çiğdem E. cinayeti davasında karar açıklandı. Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, baş sanık G.S.'ye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verirken, olaya karışan diğer üç kişi de hapis cezalarına çarptırıldı.

Duruşma ve Karar Süreci

Davanın son duruşmasına, tutuklu sanık G.S. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Salonda ise hayatını kaybeden Çiğdem E.'nin yakınları ile avukatları hazır bulundu. Aile avukatı, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ederek, tutuklu sanık G.S.'nin eylemini "canavarca hisle" gerçekleştirdiğinin sabit olduğunu savundu.

Cumhuriyet savcısının mütalaasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, şu cezalara hükmetti:

  • Sanık G.S., "kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına,
  • Aynı sanık, "nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs" suçundan 9 yıl,
  • Ve "nitelikli hırsızlık" suçundan 5 yıl hapse mahkum edildi.
  • Diğer üç sanık B.H., A.J. ve J.T. ise "suç delillerini yok etme" suçundan 4'er yıl hapis cezası aldı.

Olayın Gelişimi ve İnceleme

Olay, 35 yaşındaki Çiğdem E.'nin annesi tarafından 18 Mayıs 2024 tarihinde Gödene Polis Merkezi Amirliği'ne kayıp olarak bildirilmesiyle başladı. İhbarın ardından Cinayet Büro Amirliği çalışma başlattı.

Yaklaşık dört aylık bir soruşturmanın sonucunda, olayla bağlantılı oldukları değerlendirilen yabancı uyruklu G.S., B.H., A.J. ve J.T. gözaltına alındı. Yapılan sorgulamalar neticesinde, Çiğdem E.'nin cesedinin, Konya'nın Karatay ilçesi Nakipoğlu Mahallesi'nde bulunan müstakil bir evin bahçesine gömülmüş halde olduğu ortaya çıkarıldı.

Sonuç ve Toplumsal Yansımalar

Mahkemenin verdiği karar, özellikle kadına yönelik şiddet ve cinayet davalarında adalet beklentisini bir kez daha gündeme getirdi. Çiğdem E. davasında, fail ve suça iştirak edenlerin cezalandırılması, benzer olayların önlenmesi ve toplumsal adalet duygusunun pekişmesi açısından önem taşıyor. Davanın, yabancı uyruklu sanıkların yargılandığı bir süreç olması da dikkat çeken diğer bir detay oldu.