Narin Güran Davasında Katiller Cezayı Fazla Buldu, AYM'ye Başvuracaklar
Diyarbakır'ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe köyünde geçen yıl 21 Ağustos günü ortadan kaybolan Narin Güran'ın cansız bedeni bir derede bulundu. Bu olay, bölgede derin bir üzüntü ve şok etkisi yarattı. Yapılan soruşturma ve yargılama süreçleri sonucunda, aile içinden üç kişi ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Yargıtay Kararı ve Kesinleşen Cezalar
Diyarbakır'da gerçekleştirilen yargılamalarda, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve amca Salim Güran, 'çocuğu iştirak halinde öldürmek' suçundan dolayı ağırlaştırılmış hapis cezası aldı. Yargıtay, geçen ay bu üç sanığa verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onaylayarak kararı kesinleştirdi. Bu karar, davada önemli bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.
Olayla ilgili diğer bir sanık olan Nevzat Bahtiyar ise, Narin'i dereye gömdüğünü itiraf etmesine rağmen, ilk duruşmada 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Yargıtay, Bahtiyar'ın bu cezasını bozarak, 'öldürmeye yardım suçundan' 20 yıl hapis ile yargılanmasını talep etti. Bu gelişme, davanın karmaşıklığını ve hukuki süreçlerin detaylılığını gözler önüne serdi.
Avukatların Tepkisi ve AYM Başvurusu
Yüksel Güran, Salim Güran ve Enes Güran'ın avukatları, müvekkillerine verilen cezanın haksız olduğunu iddia ederek tepki gösterdi. Avukatlar, 3 bin sayfadan oluşan kapsamlı bir dosya hazırladıklarını ve bu dosyayla pazartesi günü Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvuracaklarını açıkladı. Bu başvuru, sanıkların cezalarının yeniden değerlendirilmesi için hukuki bir çaba olarak öne çıkıyor.
Avukatlar, dosyada yer alan delillerin ve savunmaların, sanıkların suçsuz olduğunu veya cezaların orantısız olduğunu göstereceğini savunuyor. Bu durum, davanın hukuki boyutunun henüz tamamlanmadığını ve önümüzdeki süreçte yeni gelişmelerin yaşanabileceğini işaret ediyor.
Olayın Toplumsal Yansımaları
Narin Güran'ın ölümü, sadece ailesi için değil, tüm toplum için derin bir yara açtı. Cinayetin aile içinden kişiler tarafından işlendiği iddiası, olayın trajik boyutunu daha da artırdı. Yargı sürecindeki bu son gelişmeler, adalet arayışının devam ettiğini ve hukuki mekanizmaların işleyişinin önemini vurguluyor.
Diyarbakır'da yaşanan bu acı olay, çocuk hakları ve aile içi şiddet konularında farkındalığı artırırken, yargı sisteminin bu tür davalarda nasıl bir yol izlediği de merak konusu olmaya devam ediyor. AYM'ye yapılacak başvurunun sonuçları, hem sanıkların kaderini hem de benzer davalarda emsal teşkil edecek kararları etkileyebilir.