Savcı Olduğunu İddia Eden Kadın, Otobüste Yolcuları Tehdit Etti ve Tutuklandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, toplu taşıma aracında yaşanan bir olay nedeniyle harekete geçti. Köpeğiyle birlikte bir İETT otobüsüne binen bir kadın, yolcularla tartıştı ve savcı olduğunu iddia ederek tehditler savurdu. Sosyal medyada yayılan videoda, kadının "Seni öldüreceğim", "Yobaz" ve "Bir daha Türkiye'de barın bakalım" gibi sözler sarf ettiği görüldü.
Soruşturma ve Gözaltı Süreci
Olayın ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli hakkında "tehdit" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçlarından re'sen soruşturma başlattı. Kimlik tespiti için emniyete talimat verildi. Yapılan araştırmalar sonucunda, Y.S. adlı şüphelinin kimliği belirlendi ve dün gözaltına alındı.
Gözaltı işlemlerinin tamamlanmasının ardından, şüpheli bugün tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, yapılan duruşma sonrasında Y.S.'yi tutuklama kararı aldı. Bu karar, olayın ciddiyetini ve yasal sürecin hızla işlediğini gösteriyor.
Şüphelinin Geçmişi ve Eğitim Durumu
Yapılan incelemelerde, Y.S.'nin Adalet Meslek Yüksekokulundan terk olduğu ve Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Bölümü'nde aktif öğrenci statüsünde bulunduğu tespit edildi. Ayrıca, şüphelinin geçmişte çeşitli suç kayıtlarına sahip olduğu ortaya çıktı.
Geçmiş suç kayıtları şunları içeriyor:
- 18 yaşından küçükken "iş yerinden ve kurumdan hırsızlık" suçu
- "Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak" suçu
- "Tehdit", "hakaret" ve "kasten yaralama" suçları
Bu bilgiler, şüphelinin daha önce de benzer suçlarla karşı karşıya kaldığını ve yasal sistemde kaydının bulunduğunu gösteriyor. Olay, toplu taşıma araçlarında yaşanan şiddet ve tehdit olaylarının ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha hatırlatıyor.
İstanbul'da yaşanan bu olay, yetkililerin sosyal medya üzerinden yayılan suç içeriklerine hızlı müdahale ettiğini ve adli süreçlerin etkin bir şekilde işlediğini ortaya koyuyor. Toplumda huzur ve güvenliğin sağlanması adına, bu tür vakalara karşı sıfır tolerans politikası izlendiği görülüyor.