TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nda alanında uzman isimler, çocuk suçluluğunun ardındaki çarpıcı gerçekleri gözler önüne serdi. Yapılan sunumlarda, suça karışan çocukların büyük çoğunluğunun ağır travmalar, aile içi şiddet ve psikiyatrik rahatsızlıklarla boğuştuğu ve işlenen suçların önemli bir bölümünün organize gruplar içinde gerçekleştiği vurgulandı.
Psikiyatrik Hastalık ve Travma Oranları Şok Edici
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak, komisyona yaptığı sunumda çarpıcı veriler paylaştı. Kadak'ın açıklamalarına göre, suça sürüklenen her 10 çocuktan 9'u olumsuz çocukluk deneyimi yaşıyor. Bu çocukların %70'inde en az bir psikiyatrik hastalık tespit edilirken, travma yaşayanların oranı %90'a kadar çıkıyor. Ancak en dikkat çekici noktalardan biri, bu vakaların sadece %30'unun tedavi olanağı bulabildiği gerçeği.
Aile İçi Şiddet ve Sosyal Dışlanma Temel Neden
Polis Akademisi'nden Dr. Esra Çetinöz ise konuya sosyolojik ve güvenlik perspektifinden baktı. Çetinöz, suça karışan çocukların %99'unun aile içi şiddete maruz kaldığını belirterek, bu durumun suça giden yoldaki en kritik faktörlerden biri olduğunu kaydetti. Siber zorbalık, yasadışı bahis platformları ve çeteleşme eğilimlerinin de arttığına dikkat çeken Çetinöz, asıl kök nedenin çocuklardaki 'sosyal dışlanma' duygusu olduğunun altını çizdi.
Dr. Çetinöz, son yıllardaki artış eğilimlerine de değindi. Buna göre, son 9 yılda çocukların karıştığı cinayet vakalarında %131, uyuşturucu ticareti suçlarında ise %119'luk bir artış kaydedildi. Mağdur çocuk sayısı da son 5 yılda %56 arttı. Yaralama ve cinsel suç mağduriyetleri de ön planda seyrediyor.
Suçların Dörtte Üçü Çete İçinde İşleniyor
Uzmanların üzerinde ortaklaştığı en önemli konulardan biri de suçların organize yapılar içinde işlenmesi. Dr. Esra Çetinöz'ün verdiği bilgiye göre, çocuklar tarafından işlenen suçların %75'i bir grup veya çete içinde gerçekleşiyor. Bu durum, suça giden yolda akran baskısı ve organize suç örgütlerinin etkisinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
Acıbadem Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Oğuz Polat, süreci şu sözlerle özetledi: "Aile içinde tekrarlayan şiddet gören çocuk evden koparak sokağa düşüyor. Çocuk sokakta kalırsa gidebileceği iki yer var: Ya kendi yaşıtlarıyla kurduğu suç çeteleri, ya da var olan organize suç çetelerinin yanında yaşamak. Hiçbir çocuğun tek başına sokakta yaşama şansı olmuyor."
TBMM Komisyonu'nda sunulan bu veriler, çocuk suçluluğunun bireysel bir 'seçim' değil, karmaşık psikolojik ve sosyolojik nedenlerin bir sonucu olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Uzmanlar, sorunun çözümü için aile içi şiddetin önlenmesi, erken psikiyatrik müdahale imkanlarının artırılması ve çocukların sokakta organize suç örgütlerinin eline düşmesini engelleyecek sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.