Asrın Felaketinde Eşi ve İki Evladını Kaybetti, Epilepsi Hastası Kızıyla Hayata Tutundu
6 Şubat depremlerinin üzerinden tam üç yıl geçti. Bu süre zarfında birçok insan hayatını kaybederken, hayatta kalanlar ise derin yaralarla yaşam mücadelesine devam ediyor. Hatay Antakya'da yaşanan bu büyük felakette, Sevim Çinçin'in hikayesi, kaybın ve direncin en acı örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Enkaz Altından Üçüncü Gün Çıkarıldı
39 yaşındaki Sevim Çinçin, deprem gecesi uykuda yakalandı. Hemen eşi Kenan Çinçin'i uyandırarak çocuklarının odasına koştular. Ancak dolapların devrilmesiyle birlikte bina çöktü. Çinçin, epilepsi hastası kızı Yağmur'u almayı başardı, ancak eşi ve diğer iki çocuğuyla aralarında kalan birkaç adımlık mesafe, onları sonsuz bir ayrılığa sürükledi.
Sevim Çinçin o anları şöyle anlatıyor: "Eşim de Mehmet ve Damla'yı alıp gelecekti ki bina çöktü. Aramızda kalan birkaç adımlık mesafe hiç bu kadar uzak olmamıştı. Enkaz altında nefesim kesildi, öleceğimi sandım. Eşime ve çocuklarıma seslendim. Ses gelmedi. Yağmur, zorlandığımı fark edince 'Anne sen sus, ben bağırayım' dedi. Sonrasını hatırlamıyorum. Depremin 3. gününde bizi kurtarmışlar."
10 Gün Boyunca Umut Bekledi, Acı Gerçekle Yüzleşti
Kurtarıldıktan sonra Sevim Çinçin'in tedavisi aylar sürdü. Yaklaşık 25 ameliyat geçirdi, kasları alındı, kemiğe kadar temizlendi. Serçe parmağını kaybetti ve aylarca yürüyemedi. Bu süreçte, eşi Kenan Çinçin ile çocuklarından haber beklemeye devam etti.
On gün boyunca umutla sorular sordu, ancak onuncu gün Ankara'da öğrendiği gerçek, her şeyi altüst etti. Eşi Kenan Çinçin, oğlu Mehmet Çinçin ve ikiz kızı Damla Çinçin, enkazda cansız bedenleriyle bulunmuştu. Çinçin, bu kaybı "Sanki geçmişimiz bir rüyaydı. Yaşandı ve bitti" sözleriyle ifade ediyor.
Hayatta Kalan Kızı Yağmur da Ağır Bedel Ödedi
Depremden sonra Yağmur Çinçin içine kapandı. Okul hayatı iki yıl üst üste sekteye uğradı ve sınıfta kaldı. Epilepsi tedavisi uzun süre devam etti, ancak altı ay önce ilaçları bırakabildi. Şimdi bir meslek lisesinde hem okuyup hem çalışarak hayata tutunmaya çalışıyor.
Sevim Çinçin ise çalışamıyor. Ayağında hâlâ his yok ve geçimini eşinin emekliliğiyle sağlıyor. Sekiz ay hastanede kaldıktan sonra taburcu edildi, Ankara'da bir süre ailesiyle yaşadı, ancak mezarlarına gidememek onu daha da yaraladığı için Antakya'ya döndü. Şimdi kızı Yağmur'la birlikte konteyner kentte yaşamını sürdürüyor.
Üç Yıl Geçti, Acılar Dinmedi
Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, Sevim Çinçin'in acıları hiç dinmedi. "Her gece uyuduğumda o düşüş anını görüyorum. Gözümün önünden şerit gibi geçiyor. Yağmur yağdığında, bir ses duyduğumda... Hep aynı geceye dönüyoruz" diyen Çinçin, sözlerini şöyle tamamlıyor: "Cehennemi yaşadık. O günü hiç unutmayacağız. Sadece dua edebiliyoruz. Allah bir daha bu günleri yaşatmasın."
Bu hikaye, 6 Şubat depremlerinin sadece fiziksel değil, aynı zamanda derin psikolojik izler bıraktığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Sevim Çinçin ve kızı Yağmur, kayıplarına rağmen hayata tutunma azmiyle, birçok depremzede için umut kaynağı olmaya devam ediyor.