Geleceğimizin En Büyük Tehdidi: Toplumsal Bağımlılık
Bağımlılık Toplumsal Tehdit Haline Geldi

Gazeteci Yüksel Aytuğ, 20 Ocak 2026 tarihli köşe yazısında, Türkiye'nin geleceğini tehdit eden en büyük sorunlardan birini mercek altına aldı: toplumsal bağımlılık. Aytuğ'a göre, günlük hayatın içinde giderek daha görünür hale gelen bağımlılıklar, artık yalnızca bireysel bir sorun olmaktan çıkarak tüm toplumu ilgilendiren bir meseleye dönüşmüş durumda.

Topluca Müptela Bir Ülke

Yüksel Aytuğ, yazısında çarpıcı bir benzetmeyle durumu özetliyor: "Topluca müptela bir ülke haline geldik. Sanki 783 bin 562 kilometrekarelik bir AMATEM'in içindeyiz." Ancak buradaki en vahim ayrıntı, Aytuğ'un ifadesiyle, bu sanal tedavi merkezindeki hekimlerin de bağımlı olması. Oyuncusundan şarkıcısına, futbolcusundan gazetecisine, siyasetçisinden iş insanına kadar toplumun hemen her kesiminden bireylerin bir şeylere bağımlı hale geldiğini vurguluyor.

En Büyük Tehdit: Toz ve Türevleri

Aytuğ, en büyük tehdidin uyuşturucu maddeler olduğunun altını çiziyor. Yazıda, uluslararası uyuşturucu baronları için eskiden sadece bir "sevk istasyonu" olarak görülen Türkiye'nin, artık en büyük "pazar" haline getirildiği belirtiliyor. Ancak bu noktada bir umut ışığı da var: İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın hayatını bu mücadeleye adaması ve kararlı icraatları sayesinde, bu kemikleşmiş sisteme darbe üzerine darbe vurulduğu ifade ediliyor.

Dijital Dinamit ve Kontrolsüz Yayınlar

Bağımlılık tehdidi yalnızca uyuşturucuyla sınırlı değil. Yıllar içinde alkol ve sigara bağımlılığının da aynı odaklar tarafından bilinçli olarak semirtildiği iddia ediliyor. Aytuğ, bir elinde bira şişesi, diğerinde sigarayla konser veren şarkıcı örneklerini veriyor. Sigara ve içki firmalarından gizli teşvik almak için film ve dizilerini alkol ve duman sahneleriyle bezeyen yapımcı ve senaristlerin türediğini savunuyor.

Asıl tehlikenin ise dijital platformlar ve sanal medya servisçilerinden geldiği vurgulanıyor. Uzun süredir "kontrolsüz" yayın yapan bu mecraların, kasıtlı olarak uyuşturucu, sigara ve alkolün yanı sıra, "oyun" adı altında bahis ve kumarın yaygınlaşmasına çanak tuttukları belirtiliyor. Tüm bu tehlikeler, giderek dijital bağımlılığın yan ürünleri olarak pazarlanmaya başlanmış durumda.

Yüksel Aytuğ'un analizi, bağımlılığın artık çok boyutlu ve derinleşmiş bir toplumsal kriz halini aldığını gözler önüne seriyor. Sorunun çözümü için yalnızca bireysel değil, kurumsal ve toplumsal bir seferberliğin şart olduğu mesajı veriliyor.