NYT Analizi: İran Savaşı Kararının Perde Arkasındaki Netanyahu Etkisi
ABD merkezli The New York Times gazetesi, altı deneyimli muhabirin imzasıyla yayımladığı kapsamlı analizde, Washington'ın İran'a savaş açılması kararının arka planını mercek altına aldı. Haberdeki iddialara göre, ABD Başkanı Donald Trump, diplomatik sürecin devam ettiği günlerde askeri seçeneğe yöneldi ve bu kararında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun belirleyici bir rol oynadığı öne sürüldü.
Oval Ofis'teki Üç Saatlik Kritik Görüşme
NYT'nin aktardığı bilgilere göre, Netanyahu 11 Şubat'ta Oval Ofis'te Trump ile yaklaşık üç saat süren kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede, İran'a yönelik olası bir askeri saldırının tarihleri masaya yatırıldı. Aynı dönemde, Washington ile Tahran arasında nükleer program üzerine dolaylı temaslar sürüyordu, ancak İsrail tarafı, diplomatik görüşmelerin askeri planları sekteye uğratmaması için baskı yaptı.
Trump kamuoyuna zaman zaman "anlaşma" mesajları verse de, perde arkasında Pentagon bölgeye iki uçak gemisi sevk etti, hava savunma sistemleri güçlendirildi ve haftalar sürebilecek kapsamlı bir harekât için hazırlıklar tamamlandı.
Beyaz Saray'daki Sınırlı Muhalefet ve Vance'in "Hızlı Vuralım" Çağrısı
Haberde dikkat çeken bir diğer unsur, Beyaz Saray'daki sınırlı muhalefet oldu. Başkan Yardımcısı JD Vance dahil birçok üst düzey ismin askeri seçeneğe açık destek verdiği belirtiliyor. Vance'in kapalı bir toplantıda "Vuracaksak büyük ve hızlı vuralım" görüşünü dile getirdiği kaydedildi.
NYT'ye konuşan kaynaklar, diplomatik görüşmelerin esasen askeri yığınak için zaman kazandırdığını savunuyor. Bu durum, savaş hazırlıklarının diplomatik süreçle paralel yürütüldüğünü gösteriyor.
Tucker Carlson'ın Muhalefeti ve Trump'ın "Başka Seçeneğim Yok" Yanıtı
NYT'nin aktardığına göre, Beyaz Saray içinde askeri harekâta açık şekilde karşı çıkan isim sayısı oldukça azdı. Bu konuda öne çıkan isimlerden biri, gazeteci Tucker Carlson oldu. Habere göre Carlson, son bir ay içinde Oval Ofis'te Trump ile üç kez görüşerek İran'a yönelik bir saldırıya karşı olduğunu dile getirdi.
Carlson, görüşmelerde şu noktalara dikkat çekti:
- İran'la savaşın Amerikan askerleri açısından doğurabileceği riskler
- Enerji fiyatlarındaki olası artış
- ABD'nin bölgedeki Arap müttefikleriyle ilişkilerinin zarar görebileceği
Ayrıca Carlson, Trump'a Washington'un İsrail tarafından "köşeye sıkıştırılmaması" gerektiğini söyledi ve ABD'nin saldırı seçeneğini gündemine almasının temel nedeninin Tel Aviv'in ısrarı olduğunu savundu. Carlson'un, Trump'a Netanyahu'yu frenlemesi yönünde telkinde bulunduğu da belirtildi.
Habere göre Trump ise risklerin farkında olduğunu kabul etmekle birlikte, İsrail'in muhtemel bir saldırısına katılmaktan başka seçeneği olmadığını ifade etti. Carlson'un 23 Şubat'ta Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra çevresine, Trump'ın askeri harekâta artık daha yakın olduğu değerlendirmesinde bulunduğu kaydedildi.
"Netanyahu İçin Zafer" ve CIA Senaryoları
Gazete, savaş kararını "Netanyahu için bir zafer" olarak nitelendirdi. Gazze soykırımı ile yargılanan İsrail Başbakanı'nın, Aralık ayında Florida'daki Mar-a-Lago'da Trump'tan İran'ın füze tesislerine yönelik saldırı için onay istediği, iki ay sonra ise ABD'yi tam ortak olarak yanında bulduğu kaydedildi.
Haberde ayrıca, CIA'in İran liderliğine yönelik "başsız bırakma" senaryoları üzerinde çalıştığı ve operasyonun İran dini liderinin yerinin netleşmesinin ardından hızlandırıldığı ifade edildi.
Demokratlardan "Tel Aviv Etkisi" Eleştirisi
ABD'de bazı Demokrat çevreler, Washington'un Tel Aviv'in stratejik ajandasına angaje olduğu ve Amerikan politikasının İsrail tarafından yönlendirildiği görüşünü dile getiriyor. NYT'nin analizine göre, ABD'nin savaşa adım adım ve İsrail'in kararlı yönlendirmesiyle sürüklendiği ileri sürülüyor.
Trump'ın son aşamada "Anlaşma olmayacak" kanaatine vardığı ve operasyon emrini verdiği belirtiliyor. Bu süreç, uluslararası diplomasinin karmaşık dinamiklerini ve ittifakların savaş kararlarındaki etkisini gözler önüne seriyor.
