Trump'tan Rusya ile Yeni START Açıklaması: "Modernize Edilmeli"
ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ile imzalanan Yeni START Antlaşması'nın (Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması) uzatılması yerine, "yeni, iyileştirilmiş ve modernize edilmiş" bir anlaşmanın daha iyi olacağını belirtti. Trump, bu açıklamayı Truth Social hesabı üzerinden yaparak, mevcut antlaşmanın ABD için "kötü müzakere edilmiş" olduğunu vurguladı.
Antlaşmanın Uzatılmasına Yeşil Işık Yok
ABD Başkanı, Yeni START Antlaşması'nın uzatılmasına onay vermediği mesajını verirken, Amerikan ordusunu nükleer silahlar da dahil olmak üzere birçok açıdan güçlendirdiğini ifade etti. Trump, şu sözleri kullandı: "ABD tarafından kötü bir şekilde müzakere edilen ve ağır bir şekilde ihlal edilen Yeni START antlaşmasını uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımızı, gelecekte uzun süre geçerli olabilecek yeni, iyileştirilmiş ve modernize edilmiş bir antlaşma üzerinde çalıştırmalıyız."
Yeni START Antlaşması'nın Tarihçesi ve Önemi
Yeni START Antlaşması, ABD'nin Sovyet Rusya ile 1991'de ve Rusya Federasyonu ile 1993'te imzaladığı Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşmaları'nın (START 1 ve START 2) bir uzantısı niteliğindedir. 2010 yılında imzalanan bu anlaşma, Washington ile Moskova arasında yürürlükteki son nükleer antlaşma olarak bilinmekte ve uzun menzilli nükleer silah başlıklarına ve füzelere kısıtlama getirmektedir.
Rusya, geçen yıl süresi dolan antlaşmanın yükümlülüklerine 1 yıl daha uyacağını açıklamıştı ve bu ilave süre de bugün itibarıyla sona ermiştir. Bu gelişmeler, uluslararası nükleer silah kontrolü açısından kritik bir döneme işaret etmektedir.
Nükleer Silah Stokları ve Küresel Etkiler
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla Rusya 5 bin 459, ABD ise 5 bin 177 nükleer savaş başlığına sahiptir. Bu iki ülke, en fazla nükleer silaha sahip olan devletler olarak öne çıkarken, Çin'in savaş başlığı sayısının 600'ün biraz üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Trump'ın açıklamaları, nükleer silahların azaltılması ve kontrolü konusunda yeni bir müzakere sürecinin başlayabileceğine işaret ediyor. Bu durum, küresel güvenlik dengelerini etkileyebilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.