Trump'ın Küba Hedefi: 'Küba'yı Almak' İstiyor, İran'dan Sonra Sıra Onda mı?
Trump'ın Küba Hedefi: 'Küba'yı Almak' İstiyor

Trump'ın Küba Açıklamaları Uluslararası Arenada Şok Etkisi Yarattı

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden savaş ortamında ve Venezuela'da kontrolü elinde tutarken, bir başka ülkeye daha müdahale sinyalleri veriyor. Trump'ın bu hafta başında gazetecilere yaptığı, "Küba'yı almanın onuruna sahip olacağıma inanıyorum" şeklindeki açıklaması, bugüne kadar hiçbir ABD başkanının bu denli açık ifade etmediği bir kontrol ele geçirme fikrini gündeme getirdi.

Küba'ya Yönelik Açık Tehdit ve Arkasındaki Strateji

Trump'ın Oval Ofis'teki sözleri, bir gazetecinin netleştirme talebi üzerine daha da sertleşti. "Evet, bir şekilde Küba'yı almak. Yani onu özgürleştirir miyim, ele geçirir miyim… Gerçeği bilmek istiyorsanız, onunla istediğim her şeyi yapabileceğimi düşünüyorum" ifadelerini kullanan Trump, gücünü nasıl gördüğüne dair çarpıcı bir tablo çizdi. New York Times'ın analiz ettiği bu söylemler, Trump'ın Venezuela ve İran'a yönelik askeri saldırıları göz önüne alındığında, yalnızca anlık bir çıkış olarak değerlendirilmiyor.

Aksine, bu açıklamalar Trump'ın bir yılın ilk çeyreği dolmadan yabancı bir hükümeti devirmeye yönelik üçüncü bir girişime hazırlandığına işaret ediyor olabilir. Trump, Air Force One'da yaptığı bir konuşmada, "Küba'yı elimde tutuyorum. Yakında ya bir anlaşma yapacağız ya da yapmamız gerekeni yapacağız" dedi ve sıralamayı netleştirerek "Küba'dan önce İran'ı halledeceğiz" mesajını verdi.

Küba Üzerindeki Baskı ve İçinde Bulunduğu Kriz

Gerçekte Trump yönetimi halihazırda Küba'ya karşı aktif önlemler alıyor. Ocak ayından bu yana ABD, Küba'ya fiilen bir petrol ablukası uyguluyor; adaya petrol sağlayan ülkelere tehditler savuruyor ve hatta askeri müdahalede bulunuyor. Geçen ay ABD Sahil Güvenliği'ne ait bir gemi, Kolombiya'dan Küba'ya gitmekte olan ham petrol yüklü bir tankeri durdurdu.

Bunun sonucunda Küba, 9 Ocak'tan bu yana kayda değer bir petrol ya da yakıt sevkiyatı alamadı ve ada hızla derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Durumun vahameti şu noktalarda kendini gösteriyor:

  • Karaborsada benzinin galonu yaklaşık 35 dolara yükseldi.
  • Elektrik neredeyse her gün kesiliyor; pazartesi günü ülke genelinde büyük bir elektrik kesintisi yaşandı.
  • Ameliyatlar erteleniyor, ilaçlar tükeniyor ve gıda güvensizliği artıyor.

Küba Yönetiminin Tepkisi ve Diplomatik Gelişmeler

Bu durum Küba yönetimini köşeye sıkıştırmış durumda. Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, geçen hafta yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında ilk kez ABD ile görüşmeler yürütüldüğünü kabul etti ve ülkenin ekonomisini yakında açmaya başlayacağını duyurdu. Aynı zamanda Trump yönetiminin, Díaz-Canel'in görevden ayrılması gerektiği mesajını Küba'ya ilettiği bildirildi.

Şimdilik Beyaz Saray, perde arkasında gücünü koruyan Castro ailesine yönelik bir hamle talep etmiyor. Bu durum, Trump yönetiminin Venezuela'da da görüldüğü üzere "rejim değişikliği" yerine "rejimin uyum sağlaması" yaklaşımını tercih ettiğini gösteriyor. Rusya ise gerektiği takdirde uzun süredir müttefiki olan Küba’ya destek vermeye hazır olduğunu belirtti. Kremlin Sözcüsü, Rus ve Kübalı yetkililerin kriz konusunda yakın temas halinde olduğunu açıkladı.

Küba'nın İç Politika Değişiklikleri ve Trump'ın Geçmiş İlgisi

Pazartesi gecesi Küba Başbakan Yardımcısı Oscar Pérez-Oliva Fraga, yurtdışında yaşayan Kübalıların ülkede yatırım yapmasına, bankacılık işlemleri gerçekleştirmesine ve iş kurmasına izin verecek bir dizi değişikliği duyurdu. Bu, uzun süredir diaspora tarafından talep edilen önemli bir politika değişimi olabilir. Ancak Pérez-Oliva Fraga bu açıklamayı televizyonda değil radyodan yapmak zorunda kaldı; çünkü büyük ölçüde petrole bağlı çalışan elektrik şebekesi hala devre dışıydı.

Küba ekonomisinin olası açılımı Trump’ın da dikkatinden kaçmış değil. Güney Florida ve Karayipler’e uzun süredir ilgi duyan bir emlak milyarderi olarak Trump, yıllardır bu adaya ilgi gösteriyor. 2016'da Newsweek tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre Trump'ın kontrolündeki bir şirket, 1998'de Küba'nın potansiyelini araştırmak için gizlice danışmanlar göndermişti; bu ziyaret ABD'nin Küba ambargosunu ihlal etmiş olabilir.

Bloomberg'in 2016 tarihli haberine göre ise Trump Organization yöneticileri 2011 ve 2012'de Küba'ya giderek golf sahası yatırımı için incelemelerde bulundu. 2016 seçim kampanyası sırasında Trump, defalarca Küba'da iş yapmak istediğini dile getirmişti. O yıl Miami'deki bir televizyon kanalına, "Küba yatırım için iyi bir fırsat olabilir. Ama muhtemelen zaman henüz uygun değil" demişti. Şimdi ise zamanın yaklaşmış olabileceğini ima ediyor: "Bizimle konuşuyorlar. Bu başarısız bir ülke. Paraları yok. Petrol yok. Hiçbir şeyleri yok" Ardından farklı bir noktaya değindi: "Güzel toprakları var. Güzel bir coğrafyası var. Turizm açısından ve diğer yönleriyle Küba çok güzel bir ada, harika bir iklimi var."