Gençliğinde cinsiyet değiştirip kadın olan İsviçreli aktivist Chris Brönimann, yıllar sonra bu kararından pişman olduğunu açıkladı. Brönimann, cinsiyet geçiş sürecini “Hayatımın en büyük hatası” olarak nitelendirirken, şimdi tekrar biyolojik cinsiyetine dönmeye çalışıyor.
Sistemi Manipüle Ettiğini İtiraf Etti
Brönimann, geçiş sürecine onay alabilmek için dönemin denetim mekanizmalarını aştığını anlattı. O yıllarda iki ayrı psikoterapi raporunun zorunlu olduğunu belirten Brönimann, “Raporlardan birini parayla, diğerini kısa bir görüşmeyle aldım” dedi. “Fiziksel değişimin bütün iç çatışmalarımı çözeceğine inanıyordum. Bunun büyük bir yanılgı olduğunu yıllar sonra anladım” ifadelerini kullandı.
Sorun Aslında Psikolojikti
Brönimann, o dönem yaşadığı sorunun aslında cinsiyet kimliğinden değil, yoğun özgüven problemleri ve kendini kabul edememekten kaynaklandığını ancak bugün kendisine itiraf ettiğini söyledi. Geçiş süreçlerinin ne kadar yıpratıcı olduğunu da anlatan Brönimann, “Transisyon sırasında insanı bir illüzyon ayakta tutuyor. Detransisyon süreci ise cinsiyet geçişinden çok daha zor, gerçeklikle yüzleşiyorsunuz. Yıllarca yanlış bir yolda ilerlediğinizi kabul etmek zorunda kalıyorsunuz” diye konuştu.
Kendini Gençleri Korumaya Adadı
Aldığı kararlar nedeniyle büyük pişmanlık yaşayan Brönimann, bugün çalışmalarını gençlerin korunmasına adadı. Kimlik arayışı içindeki gençlerin sosyal medya ve aktivist çevrelerin etkisiyle geri dönüşü olmayan kararlar almaya yönlendirildiğini kaydeden Brönimann, “Gençlere kapsamlı psikososyal destek sunulması gerekirken, çoğu zaman hızlı bir şekilde tıbbi geçiş sürecine yönlendiriliyorlar. Oysa ihtiyaç duyulan şey, tarafsız bilgilendirme ve titiz bir değerlendirme sürecidir” ifadelerini kullandı. Gençleri sosyal medya etkisine karşı dikkatli olmaları konusunda uyaran Brönimann, herkesin olduğu haliyle değerli olduğunu vurguladı.
Doktorlar LGBT Baskısı Altında
Geri dönüşü olmayan tıbbi müdahaleler için yaş sınırının yükseltilmesi gerektiğini savunan Brönimann, insan beyninin gelişiminin 25 yaşına kadar sürdüğünü belirterek, “Bir insan ancak bu yaşlarda aldığı kararların sonuçlarını tam anlamıyla değerlendirebilecek olgunluğa ulaşabiliyor” değerlendirmesinde bulundu. LGBT destekçisi çevrelerin oluşturduğu baskının, yalnızca gençleri değil, sağlık çalışanlarını da etkilediğini ifade eden Brönimann, siyasetçilerin ve bazı kurumların eleştiriler karşısında geri adım attığını savundu: “Birçok doktor, gerçek tıbbi sorumluluk almak yerine, mevcut sistemin kurallarını uygulamakla yetiniyor. Eleştirel görüş bildirenler yoğun baskıyla karşılaşıyor.”



