Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, Marmara Denizi'nde deniz suyu sıcaklığının son 50 yılda 2,5 santigrat derece arttığını belirtti. Bu artışın küresel ortalamaların üzerinde olduğunu vurgulayan Tecer, durumu 'dramatik' olarak nitelendirdi.
Küresel Isınma ve Marmara Denizi
Prof. Dr. Tecer, dünya genelinde deniz suyu sıcaklıklarının son yıllarda ortalama 1,1 ile 1,5 santigrat derece arttığını ifade etti. Türkiye'de ise bu artışın 2,5-3 santigrat dereceye ulaştığını söyledi. Ege ve Akdeniz'de 1,5-2 derece, Karadeniz'de ise 1,3 derecelik bir artış kaydedildiğini belirten Tecer, en çarpıcı verinin Marmara Denizi'ne ait olduğunu dile getirdi.
İnsan Sağlığı ve Ekosistem Üzerindeki Etkiler
Deniz suyu sıcaklığının artmasının insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirten Prof. Dr. Tecer, "Patojen popülasyonda artış meydana geliyor. Salmonella, kolera gibi hastalık yapıcı mikroorganizmalar çoğalıyor" dedi. Ayrıca deniz ekosistemindeki dengenin bozulduğunu, yerli balık türlerinin göç ettiğini ve istilacı türlerin (balon balığı, aslan balığı, denizanası) arttığını söyledi.
Gıda Güvenliği Tehlikede
Prof. Dr. Tecer, deniz suyu sıcaklığının artmasının çözülmüş oksijen konsantrasyonunu azalttığına dikkat çekti. "Bu, oksijene hassas grupların yaşam alanlarının yok olmasına ve omurgasızların istilasına yol açıyor. Denizlerimiz protein kaynağımız; bu durum proteine bağlı gıda güvenliğini tehlikeye atıyor" ifadelerini kullandı.
Turizm ve Kıyı Alanları
Deniz suyu sıcaklığının artmasının turizmi de etkileyebileceğini belirten Tecer, "İnsan konfor aralığı 24-26 derecedir. 29 derecenin üzerindeki sıcaklıklar bunaltıcı etki yapar. Bu, turizmi ciddi anlamda etkileyebilir" dedi. Ayrıca deniz seviyesinin yükselmesinin kıyı şeridindeki tarım ve turizm alanlarını tehdit ettiğini söyledi.
Çözüm Önerileri
Prof. Dr. Tecer, sıcaklık artışının sadece iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını, insan kaynaklı etkilerin de önemli olduğunu vurguladı. Bireysel olarak karbon ayak izinin azaltılması, yenilenebilir enerjiye geçilmesi, avlanma mevsimlerine riayet edilmesi gerektiğini belirtti. Kurumsal olarak ise emisyon azaltıcı teknolojilere geçilmesi, atık su deşarjlarının ileri biyolojik arıtma sonrası yapılması ve deniz koruma alanlarının genişletilmesi gerektiğini ifade etti.



