13 Haziran tarihinde Bakü'de KKTC açısından önemli bir gün yaşandı. KKTC Başbakanı Ünal Üstünel ve beraberindeki heyetin katılımı ile Bakü'de KKTC Kültür Günü açılışı yapıldı. Azerbaycan'dan da milletvekilleri, Türkiye ve KKTC’nin diplomatik temsilcilerinin katılmasıyla gerçekleşen bu kültür günü, tarihi Bakü'nün mirası olan “İçeri Şehir” surlarına Azerbaycan, Türkiye ve KKTC'nin üç dev bayrağının yan yana asılması ile akıllara kazındı.
Stratejik Bir Hamle
Akıllarda kalan diğer bir husus da KKTC'nin güvenliğinin tartışıldığı şu günlerde, Azerbaycan'dan KKTC'ye verilen kuvvetli destek oldu. Bilindiği üzere son günlerde Kıbrıs Rum kesiminin Orta Asya Türk cumhuriyetlerine yönelik açılımı Türkiye'de hayal kırıklığı ile izlenirken, Fransa ve Rum kesimi arasında askeri alanda imzalanan iş birliği anlaşması da sert tepkilere neden olmuştu. İşte böyle bir ortamda, Bakü'de KKTC kültür gününün yapılması sadece kültürel bir faaliyet olmaktan ziyade stratejik bir hamle idi. Bu Azerbaycan'ın böyle kritik bir ortamda açık bir şekilde yeniden KKTC'nin yanında yer alması anlamına gelmekteydi.
Tarihsel ve Siyasi Arka Plan
Azerbaycan, bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından itibaren Kıbrıs meselesinde Türkiye’nin tezlerini desteklemiş ve Kıbrıs Türklerinin haklarının korunması gerektiğini savunmuştur. 2004 yılında gerçekleştirilen Annan Planı Referandumu sonrasında Kıbrıs Türk tarafının çözüme “Evet”, Rum tarafının ise “Hayır” demesine rağmen Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilmesi, Azerbaycan'da ciddi tepkiyle karşılanmıştır. Azerbaycan’da bu durum, Kıbrıs Türklerinin uzlaşmacı tutumunun yeterince ödüllendirilmediği yönünde değerlendirilmiş ve KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılması çağrıları yapılmıştır. Bununla birlikte, Azerbaycan uzun yıllar boyunca uluslararası hukuk ve diplomatik dengeler nedeniyle KKTC’yi resmen tanımamıştır. Bunun temel nedenlerinden biri, Ermenistan ile yaşadığı Dağlık Karabağ sorunu sırasında toprak bütünlüğü ilkesine verdiği önem olmuştur.
KKTC’nin Türk Dünyasındaki Konumu Güçlendirilmeli
Özellikle 2020 Karabağ Zaferi sonrasında Azerbaycan'ın artan bölgesel etkisi ve Türk dünyası içindeki konumu, KKTC ile ilişkilerin yeni bir düzleme taşınmasına imkan vermiştir. Bunun ötesinde Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası ister taşımacılık isterse enerji alanında Avrupa'da artan rolü KKTC konusunda Azerbaycan'ın elini rahatlatan ikinci önemli neden olmuştur. Tabii stratejik açıdan en önemli adımlar Türkiye'nin KKTC politikasına ve Kıbrıs Türk halkının haklı davasına destek olmuştur. Çünkü Azerbaycan Kıbrıs Türk halkının 1959 Londra ve 1960 Zürih Antlaşmaları'ndan kaynaklanan haklarının farkındadır. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, çeşitli platformlarda Kıbrıs Türk halkının haklarının korunması gerektiğini vurgulamış ve KKTC’nin Türk dünyası içindeki konumunun güçlendirilmesini desteklemiştir.
KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nda gözlemci statüsü kazanması da bu sürecin önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Bu bağlamda, ilişkilerdeki en önemli gelişme, KKTC’nin 2022 yılında Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesidir. Bu süreçte Azerbaycan ve Türkiye önemli destek sağlamıştır. KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yer alması Türk dünyası içinde görünürlüğünü artırmış, Türk dünyasının siyasi ve kültürel entegrasyonuna yeni bir boyut kazandırmıştır ve Kıbrıs Türklerinin uluslararası izolasyonunu kısmen azaltmıştır. Bu gelişme aynı zamanda Azerbaycan’ın Türk dünyasının kurumsallaşmasına verdiği önemin bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Azerbaycan KKTC'nin TDT'ye gözlemci üyeliğini bir adım ileriye taşıyarak tam üyeliğini desteklemektedir.
Bakü KKTC’nin Bağımsızlığının Tanınmasını Destekliyor
Azerbaycan-KKTC ilişkileri, Doğu Akdeniz ile Hazar Havzası arasında yeni bir stratejik bağlantı oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Nisan 2025’te Bakü’de düzenlenen uluslararası bir forumda, “KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak uluslararası toplum tarafından tanınması için her zaman yanlarında olacağız” ifadelerini kullanmıştır.
2025 yılında Avrupa Birliği ile bazı Orta Asya ülkeleri arasında gerçekleştirilen zirvelerde, Kıbrıs Rum Yönetimi ile bazı Türkistan ülkelerinin diplomatik temaslarını artırması ve Birleşmiş Milletler kararlarına atıfta bulunan açıklamaları KKTC’de ve Türkiye kamuoyunda eleştirilere neden olmuştur. Aynı dönemde Kazakistan’da Rum kesimi temsilcilerine verilen devlet nişanları ve madalyalar da Türk dünyasında tartışılmıştır. Ancak Azerbaycan, bu gelişmelere rağmen KKTC ile temaslarını sürdürmüş ve desteğini geri çekmemiştir.
Kültür Günü Etkinliği ile Verilen Manevi Mesaj
Azerbaycan’ın desteğinin yansımalarından biri de Bakü’de düzenlenen KKTC kültür etkinlikleri olmuştur. Özellikle Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki askeri iş birliğinin derinleştiği ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik rekabetin arttığı bir dönemde, Bakü’de gerçekleştirilen KKTC Kültür Günleri etkinlikleri yalnızca kültürel değil, aynı zamanda siyasi ve manevi bir dayanışma mesajı olarak değerlendirilmiştir. Bu etkinlikler, Azerbaycan toplumunun Kıbrıs Türk halkına olan yakınlığını ve kardeşlik bağlarını ortaya koymuştur.
Sonuç olarak, her ne kadar Azerbaycan, KKTC konusunda elinin zayıflatılmasına neden olan Karabağ meselesi çözülmüş olsa da, hâlâ Ermenistan'la barış anlaşmasının sonuçlanmaması nedeniyle Yunanistan, Fransa ve Rum kesiminin Avrupa kurumları içinde baskı ile karşılaşmaktadır. Fakat buna rağmen Azerbaycan da karşı hamleleri ile KKTC konusundaki duruşundan vazgeçmemektedir. Uzun yıllardır Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik ve uluslararası alanda adil temsil taleplerine destek veren ülkeler arasında yer alan Azerbaycan, Annan Planı referandumundan günümüze kadar uzanan süreçte, uluslararası gelişmeler ve bölgesel baskılara rağmen KKTC’nin yanında durmuş; siyasi, kültürel ve manevi alanlarda verdiği destekle Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmasını sürdürmüştür. Bu yaklaşım, Türk dünyasında kardeşlik ve ortak sorumluluk anlayışının en önemli örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır.



