ABD Başkanı Donald Trump ve İranlı yetkililer, İran'la savaşın sona erdiğini duyurdu. Trump, "Petrol yeniden bölge ve dünya için her iki taraftan da akmaya başlayacak" açıklamasını yaptı. Taraflar, 19 Haziran'da İsviçre'de gerçekleşecek törenle anlaşmayı imzalayacak.
Ancak açıklamaların ardından geçen saatlerde, tarafların tam olarak ne üzerinde anlaştığı belirsizliğini korudu. Mutabakat zaptının nihai metni yayımlanmazken, Hürmüz Boğazı'na erişim, İran'ın nükleer programı ve Lübnan gibi kritik başlıklarda ayrıntılar paylaşılmadı. Trump daha sonra New York Times'a yaptığı açıklamada, Tahran'ın cuma günü başlaması beklenen kapsamlı müzakerelerde ABD ile nükleer anlaşmaya varamaması halinde askeri saldırıları yeniden başlatacağını söyledi.
Hürmüz Boğazı
Trump, pazar akşamı Hürmüz Boğazı'nın durumu konusunda oldukça net bir açıklama yaptı. Trump, "Hürmüz Boğazı'nın geçiş ücreti olmaksızın tamamen açılmasına ve aynı anda ABD deniz ablukasının derhal kaldırılmasına onay veriyorum. Dünya gemileri, motorlarınızı çalıştırın. Petrol aksın!" ifadelerini kullandı. Ancak yaklaşık bir saat sonra ABD Başkanı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik su yolunun açılmasının cuma günü yapılması planlanan anlaşmanın imzalanmasına bağlı olduğunu ve bunun "mayın temizleme amacıyla" gerçekleştirileceğini söyledi.
Barış anlaşmasının arabulucularından Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in ilk açıklamasında Hürmüz Boğazı'ndan hiç bahsetmemiş olması da dikkat çekti. İran devlet haber ajansı Mehr ise üzerinde uzlaşıldığı belirtilen mutabakat zaptının, boğazın "İran düzenlemeleri kapsamında" 30 gün içinde yeniden açılmasını öngördüğünü bildirdi. ABD uzun süredir, Umman ile görüşüldüğü öne sürülen benzer geçiş ücreti düzenlemeleri de dahil olmak üzere, gemi geçişlerinden herhangi bir ücret alınmasına karşı çıkıyor. Trump geçen ay, "Boğaz herkese açık olacak. Hiç kimse onu kontrol etmeyecek" demişti. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya'dan oluşan E4 grubu liderleri de boğazın yeniden açılmasının koşulsuz ve deniz ulaşımı özgürlüğünü kısıtlamayacak şekilde gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. Belirsizliklere rağmen küresel petrol fiyatları açıklamaların ardından sert şekilde geriledi ve savaşın başladığı mart ayının başından bu yana en düşük seviyelerine indi.
Lübnan
Erken dönem ateşkes görüşmelerindeki en önemli anlaşmazlık noktalarından biri, Lübnan'ın herhangi bir anlaşmaya dahil edilip edilmeyeceğiydi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, pazar günü yapılan anlaşmanın kapsamı konusunda net konuştu: "Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın kalıcı ve derhal sona erdiği ilan edilmiştir." Arabulucu Pakistan Başbakanı Şerif de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Her iki taraf da Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etti" dedi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, İran ve bölgedeki müttefik gruplarına karşı yürütülen operasyonları sürdürmek için iç siyasi gerekçeleri olduğu değerlendiriliyor. İsrail'in yeni askeri adımları, ABD ile İran arasındaki anlaşmayı sekteye uğratabilir. Pazar günü İran anlaşmasının açıklanması planları, İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırısıyla gecikti. Trump, Axios'a yaptığı açıklamada saldırının "imza törenini birkaç saat geciktirdiğini" söyledi. Trump ve Netanyahu, İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonları konusunda daha önce de birçok kez karşı karşıya geldi. Bu operasyonlar, ayrı bir ateşkes anlaşmasına rağmen devam etmişti. İki hafta önce Trump'ın, Beyrut'a yönelik bir saldırının ardından Netanyahu'ya sert tepki gösterdiği ve "Ben olmasaydım hapiste olurdun" dediği iddia edilmişti. Son saldırının ardından ise Netanyahu'nun "hiçbir öngörüsü olmadığını" söylediği aktarılmıştı.
İran'ın Nükleer Programı
Trump pazar günü "İran asla nükleer silaha sahip olmayacak" sözünü yineledi. Ancak Pakistanlı üst düzey yetkililer, Associated Press'e yaptıkları açıklamada nükleer görüşmelerin önümüzdeki 60 gün boyunca devam edeceğini söyledi. Trump da New York Times'a yaptığı açıklamada, Tahran'ın nükleer anlaşmaya varamaması halinde ABD ordusunun yeni saldırılar düzenleyebileceğini belirtti. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya'nın oluşturduğu E4 grubuyla yayımlanan ortak açıklamada da Trump'ın sözleri desteklenerek, "İran'ın nükleer programında açık ve doğrulanabilir adımlar atması halinde ilgili yaptırımları kaldırmaya hazırız" denildi.
İran ise uzun süredir nükleer programının barışçıl amaçlar taşıdığını savunuyor. Tahran, geçen yıl ABD saldırılarıyla ağır hasar gören üç nükleer tesiste bulunduğu düşünülen zenginleştirilmiş uranyum stoklarından vazgeçeceğine dair kamuoyu önünde herhangi bir taahhütte bulunmadı. Trump, ilk başkanlık döneminde Barack Obama yönetiminin müzakere ettiği 2015 tarihli çok taraflı İran nükleer anlaşmasından çekilmişti. Bu anlaşma, İran'ın nükleer faaliyetlerine uluslararası denetimler getirilmesi karşılığında Tahran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin ardından İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdı ve bu uranyum stoklarının geleceği, önümüzdeki kapsamlı görüşmelerin en önemli başlıklarından biri olacak.



