ABD merkezli uluslararası haber ajansı AP News, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'ın nükleer silah geliştirip İsrail'e karşı kullanacağı yönündeki iddiasını destekleyen kamuya açık herhangi bir kanıt bulunmadığını bildirdi. Ajansın değerlendirmesine göre bu iddia, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ve ABD istihbarat kurumlarının mevcut raporlarıyla çelişiyor.
Netanyahu'nun İddiası ve Arka Planı
Netanyahu, Pazar günü JNS Uluslararası Politika Zirvesi'nde İngilizce yaptığı konuşmada, "İran'ın bizi yok etme planını gerçekleştirmesini engelledik ve bugün bunu yapabilecekleri bir nükleer silaha, bir atom bombasına sahip olacaklardı. Eğer harekete geçmeseydik, İran atom bombalarına sahip olacaktı. Ve size bir şey söyleyeyim, onları kullanacaklardı." ifadelerini kullandı. İranlı liderler uzun yıllardır İsrail'in ortadan kaldırılması gerektiğini savunurken, Netanyahu da 1990'lı yıllardan bu yana İran'ın nükleer programına karşı mücadeleyi siyasi kariyerinin temel hedeflerinden biri haline getirdi.
IAEA ve ABD İstihbaratının Değerlendirmeleri
Birleşmiş Milletler'in nükleer gözlem kuruluşu IAEA, İran'ın nükleer silaha sahip olmayan ülkeler arasında bu seviyede uranyum zenginleştiren tek devlet olduğunu belirtti. IAEA Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi, İran'ın elindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun, istenmesi halinde potansiyel olarak 10 nükleer bomba üretmeye yetecek miktarda olduğunu ifade etti. Bununla birlikte AP News'e göre, IAEA'nın 2003 yılından bu yana İran'da aktif bir nükleer silah programına ilişkin kamuoyuna açık herhangi bir kanıt tespit etmediği vurgulanıyor. Kurumun denetimleri zamanla daha sınırlı hale gelmiş olsa da, herhangi bir silah programına dair bulgu rapor edilmedi.
ABD'nin tüm istihbarat kurumlarını koordine eden Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi'nin 2025 tarihli raporunda ise "İran'ın nükleer silah üretmediği yönündeki değerlendirmelerimiz devam etmektedir." ifadesine yer verildi. Kullanılabilir bir nükleer silah geliştirebilmek için İran'ın uranyumu yüzde 90 saflık seviyesine kadar zenginleştirmesi gerektiği belirtiliyor. Ardından bombanın üretilmesi, küçültülmesi ve balistik füzelere entegre edilmesi gerekiyor. Uzmanlara göre bu süreç aylar veya yıllar sürebilir ve İsrail ya da ABD istihbaratı tarafından tespit edilme riski taşıyor.
Savaşların Nükleer Faaliyetlere Etkisi
AP News'e göre, iki savaşın İran'ın nükleer faaliyetlerini sekteye uğratmasından önce dahi Tahran yönetimi kullanılabilir bir atom silahı üretmekten aylar hatta yıllar uzaktaydı. Ayrıca İran'ın böyle bir silah geliştirmeyi seçtiğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığı ifade ediliyor. Öte yandan İsrail'in de kendi nükleer silahlarına sahip olduğuna yaygın şekilde inanılıyor.
İsrail, Haziran 2025'te İran'a yönelik "Yükselen Aslan Operasyonu" adı verilen ve 12 gün süren bir savaş başlattı. Çatışmalar sırasında ABD de İran'ın nükleer tesislerini hedef alarak santrifüjleri imha etti ve ülkenin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurdu. Zenginleştirme çalışmalarının yeniden başladığına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmazken, bombardıman nedeniyle yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun enkaz altında kaldığı değerlendiriliyor.
İran'ın Nükleer Programı ve Uluslararası Tepkiler
İran ise sivil kullanım için gerekli seviyenin çok üzerinde, silah yapımına yakın düzeylerde uranyum zenginleştirmesine rağmen nükleer programının tamamen barışçıl amaçlar taşıdığını savunuyor. ABD ve bazı Batılı ülkeler ise İran'ın 2003 yılına kadar askeri boyutu bulunan bir nükleer programa sahip olduğunu belirtiyor. AP News'e göre Netanyahu, onlarca yıldır İran'ın tartışmalı nükleer programına ilişkin felaket senaryoları ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler'de görsel materyaller eşliğinde yaptığı sunumlarla dikkat çeken İsrail Başbakanı'nın söylemleri, ABD ile İran arasında bu ay geçici bir barış anlaşmasına varılmasının ve İsrail'de yıl sonuna doğru yapılması beklenen seçimlerin ardından daha da sertleşti.



