ABD ve İran arasında yeniden alevlenen çatışmalar, diplomasiyi ikinci plana itmiş olsa da, ABD'nin önde gelen dergilerinden Foreign Affairs'e göre barış iki taraf için de kaçınılmaz bir son. Analizde, her iki ülkenin de birbirini tükettiği ve bu nedenle bir anlaşmaya varmak zorunda oldukları vurgulanıyor.
Çatışmaların yeniden başlaması ve barış ihtimali
28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırısıyla başlayan savaşın ekonomik ve siyasi etkileri tüm dünyada hissedilirken, birçok analist barış ihtimalini imkansız görse de Foreign Affairs'e göre bu hâlâ mümkün. Her iki tarafın da net bir sonuç alamaması ve başkentlerde birçok yetkilinin diplomasiyi çıkış kapısı olarak görmesi, barış ihtimalini canlı tutuyor.
Tükenmişlik ve isteksiz anlaşma
Foreign Affairs analizinde, diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalma ihtimali bulunsa da, her iki ülkenin de tükenmişlik sebebiyle isteksiz de olsa bir anlaşmaya varabileceği belirtiliyor. Yaklaşık 10 yıl sonra ilk kez, üst düzey Amerikalı ve İranlı yetkililer doğrudan bir araya gelerek müzakere masasına oturdu. Analizde, "İran ve ABD'nin, müttefik olmasalar dahi her siyasi değişimde sarsılmayacak kurumsal bir zemine ihtiyaçları var" ifadesine yer veriliyor.
Kurumsal zemin ve bölgesel etkiler
Bu kurumsal zeminin kurulması durumunda Orta Doğu'daki en büyük gerilimlerden birinin ortadan kalkacağı ve yerel çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riskinin azalacağı vurgulanıyor. Foreign Affairs'e göre, barış yalnızca iki ülke için değil, tüm bölge için hayati önem taşıyor.



