ABD basınına göre İran ve Umman, dünyanın enerji ve ticaret damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı için yeni bir model üzerinde çalışıyor. Washington'un karşı çıktığı plan, küresel enerji düzenini değiştirebileceği endişesiyle ABD'de alarm zillerini çaldırdı.
New York Times: İran ve Umman'dan ortak plan
The New York Times'ın (NYT) diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İran ve Umman, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden ücret alınmasını öngören bir plan üzerinde çalışıyor. ABD yönetimi ise söz konusu girişime karşı çıkıyor.
Savaş sonrası Hürmüz'de yeni dönem
NYT'nin aktardığına göre, ABD ve İran arasında yaşanan savaşın ardından Tahran yönetimi, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı ekonomik bir gelir kaynağına dönüştürmeyi hedefliyor. Savaştan önce İran ile Umman arasında bulunan Hürmüz Boğazı, uluslararası deniz trafiğine ücretsiz olarak açık bir geçiş güzergahıydı. Ancak çatışmalar sırasında İran'ın boğazı fiilen abluka altına alması, petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükselişlere neden olmuştu.
Umman'dan Batı'ya resmi teklif
Habere göre Umman, ABD ve diğer Batılı müttefiklerine, gemi şirketlerinin boğazdan geçiş karşılığında hizmet ücreti ödemesini öngören resmi bir öneri sundu. Bölgesel bir diplomat ve İranlı bir yetkiliye göre teklif, ilk aşamada "gönüllü katkı" modeli üzerine kuruldu. Ancak İranlı yetkililer, ilerleyen süreçte ödemelerin zorunlu hale gelebileceğini bildiriyor. Planın, Asya'daki Malakka ve Singapur Boğazları'nda uygulanan ve güvenli deniz ulaşımı için gönüllü katkıların toplandığı sisteme benzetildiği ifade edildi.
Washington plana karşı çıkıyor
ABD Başkanı Donald Trump, daha önce Umman'ın bu girişimini gündeme getirmesinin ardından, ülkenin "diğerleri gibi davranmaması halinde" sert sonuçlarla karşılaşabileceğini söylemişti. Trump geçen hafta da Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için herhangi bir ücret veya bağış sistemi oluşturulmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Bahreyn'de yaptığı açıklamada, "Buna ücret, geçiş bedeli ya da bağış denmesi fark etmez. Hürmüz'ün savaş öncesindeki statüsüne dönmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.
İran: Hürmüz eski haline dönmeyecek
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesindeki ücretsiz geçiş düzenine geri dönmeyeceğini söyledi. İran Meclis Başkanı ve Baş Müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf'ın danışmanı Mehdi Muhammedi de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Buna ister geçiş ücreti, ister güvenlik hizmet bedeli, ister deniz geçiş ücreti deyin; dünyada hiçbir hizmet ücretsiz değildir." ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise İran ile Umman'ın önümüzdeki hafta boğazın yönetimi, yeni deniz rotaları ve gemilerden ücret alınması konularını görüşeceğini açıkladı.
Uluslararası hukuk tartışması
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), uluslararası su yollarında serbest geçiş ilkesini engelleyecek zorunlu ücretlendirme sistemlerinin uluslararası hukukla bağdaşmayacağını belirtiyor. Bununla birlikte IMO Genel Sekreteri Arsenio Domínguez, gönüllü katkı fonu modelinin teorik olarak uygulanabilir olabileceğini ifade etti. Avrupalı diplomatlar da ücret sistemine sıcak bakmadıklarını ancak uygulanacak herhangi bir modelin uluslararası hukuku ihlal etmemesi gerektiğini vurguluyor.
Körfez ülkeleri endişeli
Petrol ve doğal gaz ihracatında Hürmüz Boğazı'na büyük ölçüde bağımlı olan Körfez ülkeleri de yeni düzenleme fikrinden rahatsız. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin düzenlediği bir etkinlikte yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı savaş öncesindeki statüsüne dönmelidir. Bir çatışmanın sonucu olarak bize yeni bir düzen dayatılmasını neden kabul edelim?" ifadelerini kullandı.
Barış görüşmelerinin merkezinde Hürmüz var
NYT'ye göre, Hürmüz Boğazı'nın geleceği, ABD ile İran arasında kalıcı bir barış anlaşması için yürütülen müzakerelerin en kritik başlıklarından biri haline gelmiş durumda. Bu nedenle İran ve Umman'ın üzerinde çalıştığı ücretlendirme planının, yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası deniz ticaretini de doğrudan etkileme potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor.



