7-8 Temmuz 2026'da Ankara'da toplanacak NATO Zirvesi, İttifak'ın yeni güvenlik ortamına adaptasyonu açısından tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Rusya-Ukrayna savaşının beşinci yılında barış ufukta görünmezken, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve ABD-Avrupa arasındaki transatlantik gerilimler ittifakı zorlamaktadır.
Savunma Harcamaları ve Yeni Hedefler
Savunma harcamaları, zirvenin en öncelikli gündem maddelerinden biridir. 2025 Lahey Zirvesi'nde müttefikler GSYH'nin yüzde 5'ine kadar savunma harcaması taahhüdünde bulunmuş ve 2035'e kadar bu hedefe ulaşma konusunda anlaşmıştır. Şubat 2022'den bu yana müttefikler Rusya'dan algılanan tehditteki yoğun yükseliş sebebiyle kapsamlı savunma bütçeleri oluşturmaya başlamıştı. 2025 itibarıyla ise tüm müttefikler daha önce 2014 Galler Zirvesi'nde alınan yüzde 2 hedefini karşılamıştı.
Yine de müttefikler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Polonya ve Litvanya gibi ön cephe ülkeleri yüzde 4'ün üzerine çıkarken, genel eğilim olumlu görünmektedir. Ancak yapısal sorunlar devam etmektedir. Tehdit algısı coğrafyaya göre değiştiğinden, Doğu Avrupa ülkeleri daha iddialı adımlar atarken, Batı ve Güney Avrupalı bazı üyeler yüzde 2'nin hemen üzerinde kalmaktadır.
Personel Eksikliği ve Askeri Kapasite
Öte yandan harcamaların artırılması tek başına yeterli değildir. NATO genelinde, özellikle Avrupa ordularında personel eksikliği ciddi bir sorundur. Ankara Zirvesi'nde askeri personel sayısına yönelik yeni taahhütler veya teşvik mekanizmaları gündeme gelebilir. Zorunlu askerlik tartışmaları ve yedek kuvvet standartlarının geliştirilmesi bu alanda atılacak adımlar arasında yer alabilir. Türkiye, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olmasıyla bu tartışmalarda önemli bir aktördür.
Savunma Sanayii ve Standardizasyon
Yine savunma sanayii, zirvenin en stratejik başlıklarından biridir. Rusya-Ukrayna Savaşı stokların hızla tükendiğini, Avrupa'nın Soğuk Savaş sonrası daralmış savunma ekosisteminin yetersiz kaldığını ortaya koymuştur. Ukrayna'da farklı topçu sistemleri ve mühimmatlar arasındaki birlikte çalışabilirlik sorunları, standardizasyon ihtiyacını acil hale getirmiştir. NATO, STANAG standartlarını güçlendirerek bu sorunu çözmeye çalışmaktadır. 2023 Vilnius ve 2024 Vaşington zirvelerinde kabul edilen Savunma Üretimi Eylem Planı ve Endüstriyel Kapasite Genişletme Taahhüdü bu yöndeki adımlardır.
Ankara Zirvesi'nde düzenlenecek tarihinin en geniş savunma sanayi forumu, bu konunun ne kadar öncelik kazandığını göstermektedir. Türkiye'nin ev sahipliği yapması da anlamlıdır. Türk savunma sanayii, son yıllarda Avrupa pazarında hızla yükselmekte; Baykar, Otokar, ASELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ gibi firmalar Romanya, Polonya, İtalya, İspanya gibi ülkelerle önemli anlaşmalar imzalamaktadır. TB2 İHA'lardan zırhlı araçlara, korvetlerden HÜRJET'e uzanan iş birlikleri, İttifak içinde külfet paylaşımına somut katkı sağlamaktadır. Savunma harcamalarının "muharebeye hazır yeteneklere" dönüştürülmesi vurgusu, Türkiye'nin deneyimlerini paylaşacağı kritik bir alandır.
Ukrayna'ya Destek ve Yeni Mekanizmalar
Ukrayna'ya destek de zirvenin ana gündemlerinden biridir. NATO müttefikleri savaşın başından beri Ukrayna'ya yıllık yaklaşık 45 milyar dolar yardım sağlamıştır. Trump'ın ikinci başkanlık döneminde ABD desteğindeki belirsizlik karşısında NATO, PURL (Prioritised Ukraine Requirements List) gibi mekanizmalarla Avrupa ve Kanada'nın öncü rolünü artırmıştır. Buna göre Ukrayna'ya sevk edilen ABD silah sistemlerini Avrupalı ülkeler fonlamaya başlamıştır. Zirvede desteğin devamı ve yeni paketlerin duyurulması beklenmektedir.
Transatlantik İlişkiler ve NATO 3.0
Zirvenin belki de en çetin konusu transatlantik ilişkilerdir. Ocak 2025'ten itibaren Trump yönetimi, Avrupa'yı "bedavacılık"la suçlamış, asker sayısını azaltma, tatbikatları küçültme ve sert söylemlerle baskı uygulamıştır. SACEUR pozisyonu tartışmaları, İran politikalarındaki farklılıklar ve gümrük vergileri gerilimi artırmıştır. Buna rağmen tam bir kopuş ihtimali zayıftır. ABD'nin Avrupa'daki üs ağı ve stratejik faydaları bu ilişkiyi vazgeçilmez kılmaktadır.
Bu bağlamda "NATO 3.0" tartışması öne çıkmaktadır. Trump ekibi, İttifak'ın kolektif savunmaya odaklanarak kriz yönetimi ve küresel ortaklık gibi "ekstra" misyonlardan uzaklaşmasını, yani "fabrika ayarlarına dönüş"ü savunmaktadır. Elbridge Colby gibi isimler, Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurgulamaktadır. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de bu yenilenme sürecini desteklemektedir. Türkiye açısından NATO 3.0, sert güç yeteneklerine odaklanma açısından fırsat sunsa da İstanbul İş Birliği Girişimi gibi ortaklık politikaları da göz önünde bulundurulacak başlıklardan olacaktır.
Sonuç ve Beklentiler
Sonuç olarak, Ankara Zirvesi İttifak için kritik bir fırsat ve sınavdır. Savunma harcamalarının somut yeteneklere dönüştürülmesi, savunma sanayiinde standardizasyon ve ortak üretim, Ukrayna desteğinin sürekliliği ve transatlantik dayanışmanın güçlendirilmesi öncelikli hedefler olacaktır. Türkiye, ev sahibi ülke ve güçlü savunma sanayii oyuncusu olarak bu süreçte yapıcı rol oynayabilir. Güney kanattaki istikrarsızlıkların ve özellikle terörle mücadele başta olmak üzere asimetrik tehditlerin de gündeme alınması beklenmektedir. NATO, 77. yılında hem askeri kapasitesini hem de siyasi birliğini yenilemek zorundadır. Ankara Zirvesi'nin başarısı, ittifakın yeni güvenlik ortamına ne kadar uyum sağlayabildiğinin barometresi olacaktır. Başarılı bir zirve, sadece savunma harcaması rakamlarını değil, muharip yeteneklerin oluşturulmasını, müttefikler arasındaki güveni ve ortak iradeyi de güçlendirecektir.



