İsrail merkezli Maariv gazetesi, Türkiye'nin son 20 yılda askeri güç, savunma sanayisi, "Mavi Vatan" doktrini, stratejik özerklik, esnek diplomasi ve yumuşak güç unsurlarını bir araya getirerek küresel ölçekte etkili bir bölgesel güç haline geldiğini yazdı. Gazete, Ankara'nın 36. NATO Zirvesi'ni bu vizyonunu uluslararası kamuoyuna gösterme fırsatı olarak değerlendirdiğini, Türkiye'nin sınır ötesindeki askeri varlığı, savunma yatırımları ve Müslüman dünyasındaki siyasi etkisiyle artık göz ardı edilemeyecek bir aktör konumuna yükseldiğini ifade etti.
Maariv'in NATO Zirvesi Değerlendirmesi
Maariv gazetesi, bugün ve yarın Ankara'da düzenlenecek 36. NATO Zirvesi'nin, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'yi küresel etkiye sahip bölgesel bir güç olarak yeniden konumlandırma vizyonunu dünyaya gösterme fırsatı sunduğunu yazdı. Zirvede Ukrayna'ya yönelik yardım paketinin güçlendirilmesi ve NATO ülkelerinin savunma harcamalarının artırılması ön plana çıkarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın da müttefiklerden İran konusunda Washington'a daha güçlü destek talep etmesi bekleniyor.
Türkiye'nin Stratejik Vizyonu
Maariv'e göre Türkiye'nin son yirmi yılda izlediği politika, tarihsel hafıza, dini ideoloji, askeri kapasite, esnek diplomasi ve ekonomik araçları tek bir stratejik vizyon altında birleştiriyor. Bu vizyonun temel unsurları arasında bölgesel liderlik hedefi doğrultusunda pan-İslamcılık yaklaşımı, deniz hakimiyetini merkeze alan "Mavi Vatan" doktrini, bağımsız savunma sanayisinin geliştirilmesi, stratejik özerklik anlayışı ile kültür, eğitim ve insani yardım yoluyla oluşturulan yumuşak güç politikaları yer alıyor.
Sınır Ötesi Askeri Varlık ve Etki Alanı
Maariv'e göre Ankara, son yıllarda yalnızca söylem düzeyinde değil, sahada da etkisini artırdı. Türkiye'nin Kuzey Irak'ta askeri üsler bulundurduğu, Kuzey Suriye'deki varlığını sürdürdüğü, Libya'da faaliyet gösterdiği, Kafkasya'daki nüfuzunu artırdığı ve Balkan ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirdiği belirtildi. Gazete, insani yardım faaliyetleri, ekonomik yatırımlar ve dini çalışmaların da tanklar ve savaş uçakları kadar dış politikanın önemli araçları haline geldiğini öne sürdü.
Başkan Erdoğan'ın Müslüman Dünyasındaki Rolü
Maariv, Başkan Erdoğan'ın yalnızca Türkiye'nin lideri değil, aynı zamanda Müslüman dünyasına karşı sorumluluk taşıyan bir lider olarak konumlandığını yazdı. Haberde Türkiye'nin yıllar içinde Filistin meselesine en güçlü siyasi desteği veren ülkelerden biri haline geldiği, Kudüs ve İslam'ın kutsal mekanlarının savunucusu olarak öne çıktığı ifade edildi. Gazete ayrıca Ankara'nın Batı'ya karşı açık tutum alabilen ve uluslararası platformlarda yeterince temsil edilmediğini düşündüğü Müslüman toplumların sesi olmayı hedeflediğini ifade etti.
"Mavi Vatan" Doktrini ve Deniz Hakimiyeti
Habere göre "Mavi Vatan" doktrini, Türkiye'nin bölgesel güç olma hedefinin en somut yansımalarından biri olarak öne çıkıyor. Son on yılda geliştirilen bu jeostratejik yaklaşım, Türkiye'nin kendisini geleneksel kara gücü anlayışından çıkararak deniz hakimiyetini merkeze alan yeni bir güvenlik perspektifi oluşturdu. Türkiye, son yıllarda donanmasına yönelik yatırımlarını önemli ölçüde artırdı; gelişmiş savaş gemileri inşa edildi, denizaltılar, gemisavar füzeleri ve insansız deniz sistemleri geliştirildi. TCG Anadolu, Türkiye'nin kıyılarının ötesinde güç projeksiyonu yapma hedefinin sembolü olarak değerlendirildi.
Maariv, Ankara'nın deniz hakimiyetini yalnızca askeri güvenlik açısından değil, enerji kaynakları, ticaret yolları ve ekonomik çıkarlar bakımından da stratejik gördüğünü belirtti. Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıklar, yalnızca Türkiye ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki bir ihtilaf olmayıp, Türkiye'nin bölgesel sistemdeki konumuna ilişkin daha geniş bir mücadelenin parçası olarak değerlendirildi.
Stratejik Özerklik ve Savunma Sanayisi
İsrail merkezli Maariv'e göre Türkiye'nin dış politika anlayışının temelinde "stratejik özerklik" bulunuyor. Ankara, büyük güçlere bağımlılığı azaltmayı, gerektiğinde müttefiklerinden bağımsız hareket edebilmeyi ve tüm taraflarla ilişki kurabilen bir "denge gücü" olmayı hedefliyor. Türkiye'nin geliştirdiği savunma sanayisi, silah ihracatı yoluyla siyasi nüfuz kazandıran önemli bir araç haline geldi. Ayrıca burs programları, insani yardım faaliyetleri, televizyon dizileri ile dini ve kültürel projeler aracılığıyla yumuşak güç kapasitesini artırarak uluslararası etkisini genişletmeye çalışıyor.



