Tahran hava filosunu korumaya aldı: Uçaklar sınır ötesine taşındı
Tahran hava filosunu korumaya aldı: Uçaklar sınır ötesine taşındı

İran, Hava Filosunu Koruma Altına Aldı: Uçaklar Sınır Ötesine Taşındı

İran, üç aydan bu yana süren ABD-İsrail savaşı sonrasında ilk kez hava filosunun bir bölümünü ülke dışına taşıdığını resmen doğruladı. İran Sivil Havacılık Kurumu Başkanı Ebuzer Şirudi, savaşın başlamasının hemen ardından 36 uçağın yurt dışındaki havaalanlarına kaydırılması için özel izinler verildiğini açıkladı. Planın önemli bir bölümünün başarıyla uygulandığını duyuran Şirudi, kaç uçağın fiilen taşındığı ve hangi ülkelerin bu uçaklara ev sahipliği yaptığı konusunda ayrıntı paylaşmadı.

Savaş Sırasında Olağanüstü Hareketlilik

Şirudi'nin açıklamaları, savaş sırasında İran hava sahasında yaşanan olağanüstü hareketliliğe ilişkin iddiaları doğruladı. İranlı yetkili, Amerikan ve İsrail saldırılarının başlamasıyla birlikte sadece uçuşların askıya alınmadığını, aynı zamanda sivil havacılık altyapısının korunması amacıyla geniş kapsamlı bir yeniden konuşlandırma planının devreye sokulduğunu belirtti. Bu kapsamda hem sivil uçaklar hem de bazı kritik havacılık unsurları ülke içinde ve dışında daha güvenli noktalara taşındı.

Pakistan İddiaları Yeniden Gündemde

İranlı yetkilinin açıklamaları, Mayıs ayında Amerikan CBS News tarafından yayımlanan ve İran'a ait bazı uçakların Pakistan'ın Rawalpindi kentindeki Nur Khan Hava Üssü'ne konuşlandırıldığı yönündeki haberi yeniden gündeme taşıdı. Amerikan kaynakları, söz konusu uçakların burada olası saldırılardan korunmak amacıyla tutulduğunu öne sürmüştü. Pakistan Dışişleri Bakanlığı ise haberi "abartılı ve yanıltıcı" olarak nitelendirmiş, ancak İran uçaklarının ülkede bulunduğunu açık biçimde yalanlamamıştı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Diplomatik Koruma mı, Stratejik Sigorta mı?

Batılı savunma analizlerinde, İran'ın savaş boyunca yalnızca askeri varlıklarını değil, sivil havacılık kapasitesini de korumaya çalıştığı değerlendirmeleri öne çıktı. Özellikle Fransız ve İngiliz güvenlik raporlarında, İran'ın uzun yıllardır uyguladığı "dağıtılmış savunma" doktrininin bu süreçte hava taşımacılığı sektörüne de uyarlandığı belirtiliyor. Uzmanlara göre Tahran, olası bir hava üstünlüğü karşısında tüm stratejik varlıklarını tek merkezde tutmanın yaratacağı riski azaltmayı hedefledi.

"İlk Hedef Havacılık Altyapısıydı"

Şirudi, ABD ve İsrail'in savaşın ilk günlerinden itibaren İran'ın havacılık altyapısını hedef aldığını ileri sürdü. İranlı yetkiliye göre bu sürecin ilk işareti, Buşehr Havalimanı'nda bulunan İran'a ait bir Airbus yolcu uçağının vurulması oldu. İran medyası söz konusu saldırıyı sivil havacılığa yönelik doğrudan bir tehdit olarak değerlendirirken, Batılı kaynaklar olayın ayrıntıları konusunda farklı yorumlar yaptı.

Trump'ın "Hava Gücü Çöktü" İddiası

Savaş sırasında ABD Başkanı Donald Trump, İran hava kuvvetlerinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ve Amerikan-İsrail ittifakının tam hava üstünlüğü sağladığını açıklamıştı. Trump, İran'ın artık anlamlı bir hava tehdidi oluşturamayacağını savunurken, daha sonra yayımlanan bağımsız askeri değerlendirmelerde İran hava kuvvetlerinin ağır kayıplar verdiği ancak tamamen ortadan kaldırılmadığı sonucuna varıldı. Uzmanlar, İran'ın dağınık üs yapısı sayesinde bazı unsurlarını koruyabildiğini belirtiyor.

133 Uçaklık İç Tahliye Operasyonu

İranlı yetkilinin verdiği bilgilere göre savaş sırasında yalnızca uluslararası tahliye planları uygulanmadı. Tahran ve Mehrabad havalimanlarından toplam 133 uçak ülke içindeki farklı meydanlara nakledildi. Savunma çevreleri bu operasyonu, İran'ın son yıllarda gerçekleştirdiği en büyük sivil havacılık yeniden konuşlandırması olarak değerlendiriyor. Sürecin İran Genelkurmayı ve hava savunma unsurlarıyla koordinasyon içinde yürütüldüğü bildirildi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Hava Koridorları da Değiştirildi

İran, savaş süresince yalnızca uçakları taşımakla kalmadı, uluslararası hava trafiğini de yeniden düzenledi. İran hava sahasını kullanan birçok transit uçuş alternatif güzergâhlara yönlendirilirken, Körfez bölgesindeki bazı hava koridorları geçici olarak kapatıldı. Uluslararası havacılık kuruluşlarının yayımladığı raporlarda bu dönemin, son yılların en karmaşık hava trafik yönetimi süreçlerinden biri olduğu kaydedildi.

Hafızalarda Irak'ın 1991 Kararı

Yaşananlar, bölgede 35 yıl önce yaşanan dikkat çekici bir olayı yeniden hatırlattı. 1991 Körfez Savaşı sırasında Saddam Hüseyin yönetimi, onlarca savaş uçağını Amerikan bombardımanından kurtarmak amacıyla İran'a göndermişti. Ancak savaş sonrasında Tahran yönetimi bu uçakların büyük bölümünü iade etmemiş, onları İran-Irak Savaşı'nın tazminatı olarak değerlendirdiğini açıklamıştı. Bu nedenle İran'ın bugün kendi uçaklarını yabancı ülkelere göndermesi bölgedeki birçok gözlemci tarafından tarihin ironik bir dönüşü olarak yorumlanıyor.

Tahran'ın En Büyük Endişesi Ne?

Uzmanlara göre İran'ın savaş sırasında aldığı bu kararın temel nedeni yalnızca uçakları korumak değildi. Asıl amaç, savaş sonrasında ülkenin sivil ulaşım ağının tamamen çökmesini önlemek, ekonomik bağlantıları sürdürebilmek ve uluslararası izolasyonu derinleştirecek bir havacılık krizinin önüne geçmekti. Bu nedenle İran'ın gerçekleştirdiği yeniden konuşlandırma operasyonu, askeri bir tedbirden çok devlet kapasitesini ayakta tutmaya yönelik stratejik bir sigorta hamlesi olarak değerlendiriliyor. Tahran'ın hangi ülkelerden destek aldığı ise savaşın perde arkasındaki en dikkat çekici sorulardan biri olmaya devam ediyor.