BMGK'de Kritik Hürmüz Boğazı Tasarısına Üç Büyük Güçten Ret
New York Times'ın (NYT) aktardığı habere göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) dün sunulan ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak amacıyla İran'a karşı askeri harekatın onaylanmasını öngören karar tasarısına, Rusya, Çin ve Fransa'nın resmi olarak karşı çıktığı bildirildi. Yetkililer, bu üç daimi üyenin tasarıya yönelik muhalefetlerini net bir şekilde dile getirdiklerini ifade etti.
Güç Kullanımına Karşı Çıkıldı
Haberde, Rusya, Çin ve Fransa'nın "güç kullanımını onaylayan herhangi bir ifadeye karşı olduklarını" açıkça kaydettikleri belirtiliyor. Bahreyn'in Körfez'deki komşuları ile koordineli olarak hazırladığı bu tasarının, bugün yapılması beklenen oylamada sonucu belirsizliğini koruyor. Sürecin diplomatik arenada nasıl ilerleyeceği merakla takip ediliyor.
Hürmüz Boğazı'nın Küresel Önemi
Hürmüz Boğazı, son dönemde yaşanan gerilimler nedeniyle büyük ölçüde kapanmış durumda. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile İran'ın misillemeleri sonucu Basra Körfezi'nde tırmanan gerginlik, bu kritik su yolundaki gemi trafiğini ciddi şekilde sekteye uğrattı. Boğazın stratejik önemi ise rakamlarla açıkça ortaya konuyor:
- Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %25'i buradan geçiyor.
- Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin %20'si Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor.
- Gübre ticaretinin ise %30'u bu güzergahı kullanıyor.
Özellikle Çin için boğazın önemi daha da büyük. Çin'in ithal ettiği petrolün %45'i ve sıvılaştırılmış doğal gazın %30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerinden ülkeye ulaşıyor. Bu nedenle, boğazdaki trafik kesintileri halihazırda küresel petrol tedarikinde aksamalara ve petrol fiyatlarında artışa yol açmış durumda.
Ekonomik ve Jeopolitik Sonuçlar
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran gibi ülkeleri dünya pazarlarına bağlayan bu hayati geçiş noktasındaki kapanma, küresel enerji piyasalarını derinden etkiliyor. Tanker trafiğindeki kesintiler, sadece bölgesel değil, aynı zamanda uluslararası ticaret ve ekonomi üzerinde de ciddi baskılar oluşturuyor. Diplomatik çözüm arayışları devam ederken, BMGK'deki oylama sonucunun hem bölgesel istikrar hem de küresel ekonomi açısından belirleyici olması bekleniyor.



