Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Çin'de Kritik Putin Görüşmesi: Üçlü Zirve Heyecanı
Erdoğan Çin'de Putin ile Görüşecek: Üçlü Zirve

Heyecan verici bir diplomatik hareketlilik içinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin ziyareti sırasında Rusya'nın güçlü lideri Vladimir Putin ile bir araya geleceği açıklandı. Bu buluşma, uluslararası arenada yankı uyandıracak türden.

Ankara'dan kalkan uçağın rotası, doğrudan Pekin'e çevrildi. Erdoğan'ın bu seyahati, sıradan bir diplomatik ziyaretin çok ötesinde anlamlar taşıyor. Üstelik tam da küresel gerilimlerin tırmandığı bir dönemde!

Üçlü Zirve: Beklenen Buluşma

Şimdi asıl mesele şu: Erdoğan, Putin ve Çinli mevkidaşı—üçlü bir zirve için aynı masada buluşacak. Bu üçlünün bir araya gelmesi, dünya siyasetinde nadir görülen bir tablo aslında. Kim bilir hangi kapalı kapılar ardında hangi anlaşmalara imza atılacak?

Görüşmenin ana gündem maddeleri arasında—şaşmaz bir şekilde—enerji, güvenlik ve bölgesel istikrar konuları öne çıkıyor. Ukrayna'daki savaşın gölgesi ise hâlâ çok belirgin. Erdoğan'ın arabuluculuk rolü, bu kez Çin topraklarında tekrar sahne alacak.

Diplomatik çevrelerde fısıltılar dolaşıyor: Acaba Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında yeniden bir köprü olabilecek mi? Ya da enerji koridorlarıyla ilgili yeni anlaşmalar mümkün olacak mı? Sorular çok, cevaplar ise zamanla gelecek.

Zamanlama ve Strateji

Erdoğan'ın bu hamlesi, hiç şüphesiz ki tesadüf değil. Tam da Batı ile ilişkilerin yeniden yapılandırıldığı bir dönemde, Rusya ve Çin ile yakınlaşma—Ankara'nın çok yönlü dış politikasının bir göstergesi. Bu, Türkiye'nin dengeleri nasıl ustalıkla yönettiğinin kanıtı gibi.

Görüşmenin teknik detaylarına gelirsek: İki lider, Çin'in ev sahipliğinde bir araya gelecek. Toplantıların bir kısmı ikili, bir kısmı ise üçlü formatlarda ilerleyecek. Protokol ekipleri şimdiden hummalı bir çalışma içinde—her detay titizlikle ayarlanıyor.

Son dönemde—itiraf etmek gerekirse—Türkiye'nin diplomatik manevraları hayli dikkat çekici. Bir yandan NATO üyeliği, diğer yandan Rusya ve Çin ile stratejik diyalog... Bu, geleneksel blok politikalarının dışında bir yol haritası çizmek demek.

Peki ya sonuçlar? Bekleyip göreceğiz. Ama şunu söyleyebilirim: Erdoğan'ın bu hamlesi, Ankara'nın bölgesel ve küresel etkisini pekiştirecek türden. Diplomasinin en önemli kuralı—doğru zamanda, doğru yerde olmak—şu an için geçerli gibi.