DSÖ Uyardı: 1.5 Derece Eşiği Aşılırsa Salgın Riski Artacak
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi ve Ofis Başkanı Dr. Tasnim Atatrah, küresel ısınmanın 1.5 santigrat dereceyi aşması halinde daha sık ve şiddetli hava olayları, sıcaklığa bağlı ölümlerde artış ve salgın hastalık risklerinin yükseleceği uyarısında bulundu. Atatrah, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları'nın 31'incisi olan COP31'in Türkiye'nin iklim ve sağlık gündemini güçlendirmek için önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.
Atatrah, iklim krizinin aynı zamanda bir sağlık krizi olduğunu ve halihazırda dünyanın tüm bölgelerinde insan sağlığını etkilediğini belirtti. İklim değişikliği etkilerinin gelecekteki hastalık yükü, sağlık güvenliği ve sağlık sistemlerinin dayanıklılığı üzerinde daha belirleyici hale geldiğine dikkat çekti. Bu etkilerin hem doğrudan hem de dolaylı şekilde ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Sağlık Sistemleri İkincil Etkilere de Yanıt Vermek Zorunda
Paris Anlaşması ile belirlenen 1.5 derece hedefini kritik bir halk sağlığı eşiği olarak nitelendiren Atatrah, "Küresel ısınmanın 1.5 dereceyi aşması halinde daha sık ve daha şiddetli hava olayları, sıcaklığa bağlı ölümlerde artış, gıda ve su sistemleri üzerindeki baskının yoğunlaşması ile salgın hastalık ve yerinden edilme risklerinin artması muhtemel görünüyor" dedi.
Aşırı hava olaylarının hastaneler ve acil sağlık hizmetlerinde kapasite sorunlarına yol açabildiğini aktaran Atatrah, bu durumun tedarik zincirlerini bozabildiğini, altyapıya zarar verebildiğini ve elektrik ile suya erişimi kesintiye uğratarak hem acil hem de uzun vadeli bakım ihtiyacını artırabildiğini söyledi. Sağlık sistemlerinin yalnızca acil durumlara değil, bulaşıcı hastalıklar, hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklar, ruh sağlığı sorunları ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ikincil etkilere de yanıt vermek zorunda kaldığını bildirdi.
COP31 Türkiye İçin Stratejik Fırsat
İklim değişikliğinin sağlık boyutunun iklim müzakerelerinde artık daha görünür olduğuna değinen Atatrah, "İklim ve sağlık politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği her geçen gün daha güçlü bir şekilde kabul ediliyor. Şimdi önemli olan, bu farkındalığı daha güçlü operasyonel entegrasyona, finansmana ve sektörler arası somut işbirliklerine dönüştürmek" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin dayanıklılık, hazırlık kapasitesi, sürdürülebilir kalkınma ve halk sağlığının korunması alanlarında güçlü bir liderlik sergilediğini belirten Atatrah, "COP31'e Antalya'nın ev sahipliği yapacak olması, iklim ve sağlık arasındaki küresel tartışmayı daha da görünür kılmak açısından son derece değerli bir fırsat olacak" dedi. Antalya'nın bu anlamda hem sembolik hem de stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.
COP31'in Türkiye'de yapılmasının, iklimle ilgili çalışmaların sağlık, su güvenliği ve iklim krizine karşı savunmasız insanların korunması gibi konularla birlikte ele alınmasına yardımcı olacağını belirten Atatrah, Türkiye'nin tecrübesinin iklim politikalarına katkı sağlayabileceğini sözlerine ekledi.



