Türkiye, enerji alanında bağımsız ve merkez ülke olma hedefi amacıyla son 20 yılda ezber bozan adımlar attı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın hamleleriyle şekillenen vizyon doğrultusunda yeni petrol ve doğalgaz keşifleri yapıldı, Somali'den Libya'ya birçok bölgede tarihi işbirliklerine imza atıldı.
Türkiye'nin Afrika'daki Enerji Hamleleri: Kazan-Kazan Anlayışı ve Eşit Ortaklık Prensibi
SETA Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş, konuyla ilgili sabah.com.tr'nin sorularını yanıtladı ve çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş, "Türkiye'nin son dönemde kendi sondaj gemileriyle Afrika'da, özellikle Somali açıkları ve Libya gibi bölgelerde gerçekleştirdiği denizaşırı enerji arama faaliyetleri, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın Türkiye Yüzyılı vizyonunun enerji alanındaki somut yansımalarından biridir." dedi.
Demirtaş, Türkiye'nin etki alanı ve kapasitesini geliştirdiğine vurgu yaparak, enerji dosyasının bu sürecin önemli başlıklarından biri olduğunu kaydetti. "Türkiye uzun yıllardır Afrika ile iş birliklerini geliştiriyor. Ancak artık enerji gibi stratejik bir alanda da daha aktif bir konuma geçmektedir." ifadelerini kullandı.
Demirtaş, "Bu sürecin en somut yansımaları Somali başta olmak üzere Libya'da görülmektedir. Somali örneği, tüm kıta ülkelerine Türkiye'nin dahil olduğu projelerin ülkenin kalkınmasına katkı sağlayabildiğini göstermektedir. Türkiye'nin sömürgecilik geçmişinin olmaması, günümüzde neokolonyal bir faaliyet içinde bulunmaması ve kazan-kazan anlayışına dayalı eşit ortaklık prensibiyle hareket etmesi bu yaklaşımın en önemli göstergelerindendir." sözlerini kullandı.
Hürmüz Krizi ve Yansımaları
ABD/İsrail'in İran'a saldırıları sonrası Tahran yönetiminin karşı hamle olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması dünyada enerji krizini alevlendirdi. Türkiye ise bu süreçten etkilenmeyerek daha önce attığı ve devreye aldığı projelerin meyvelerini aldığını gösterdi. SETA Araştırmacısı Tunç Demirtaş, "Hürmüz krizi, Türkiye'nin bağlantısallık politikalarının ne kadar gerekli olduğunu tüm küresel sisteme göstermesi açısından önemli bir tablo ortaya koydu. Nitekim Kalkınma Yolu Projesi'nin hem Türkiye için hem de bölgesel ve küresel açıdan alternatif bir rota olabileceği görüldü." dedi.
Demirtaş, "Türkiye'nin avantajı tam da burada ortaya çıkıyor: coğrafyası, altyapısı, diplomatik esnekliği ve farklı aktörlerle aynı anda konuşabilme kapasitesi." sözlerini kullandı.
Türkiye'nin Enerjide Merkez Ülke Olma Hedefi
Demirtaş, "Türkiye, enerji ihraç eden bir ülke olmaktan ziyade, enerjiyi güvenli şekilde uluslararası piyasalara ulaştıran; enerjinin fiyatlandığı, depolandığı ve yeniden ihraç edildiği bir enerji hub'ı haline gelebilir." dedi. Bu hedefin Türkiye'ye ticari derinlik kazandırabileceğini belirtti.
Demirtaş, "Diğer yandan bu hedef, stratejik açıdan Türkiye'nin arz güvenliğine katkı sağlar. Krizlere karşı stratejik dayanıklılık, çok kaynaktan enerji alabilmek ve kaynakları çeşitlendirmekle doğrudan ilişkilidir." ifadelerine yer verdi.
Türkiye'nin Afrika'daki Enerji Diplomasisi
Demirtaş, "Türkiye, uluslararası hukuka ve küresel sisteme saygılı olarak tüm eylemlerini gerçekleştirmektedir. Ayrıca Afrika'da meşru hükümetlerle, onları eşit egemen devletler olarak kabul eden bir yaklaşımla iletişim kurmaktadır." dedi.
Demirtaş, "Türkiye'nin bu girişimi birçok uluslararası enerji aktörünün dikkatini çekti ve tüm enerji ekosisteminin gözü buradan gelecek sonuca çevrildi." sözlerini kullandı.



