Filistinli Aileler Ramazan Ayında Mezarlıklarda Hayatta Kalma Savaşı Veriyor
Filistinli aileler, İsrail işgali nedeniyle sığınacak güvenli yerleri olmadığı için Ramazan ayında dahi mezarlıklarda kurdukları çadırlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. 10 Ekim 2025'te ateşkes ilan edilmesine rağmen saldırılarını sürdüren işgal ordusu, 360 kilometre kareden oluşan Gazze topraklarının yarısında konuşlanmaya devam ediyor. İsrail askerlerinin sık sık ateş açmasıyla kurban vermeye devam eden Filistinli aileler, en azından tehlikeden uzaklaşmak için çadırlarını mezarlıklara taşımak zorunda kalıyor.
Mezarlar Arasında Oruç Tutmak ve Korku İçinde Yaşamak
Filistinli aileler, başka ülkelerde çoğu insanın gece yakınından geçmeye çekindiği mezarlıklarda Ramazan ayında kabirler arasında oruç tutuyor, sahur ve iftarlarını yapıyor. Bu durum, çocuklar da dahil olmak üzere tüm aile bireylerinde derin bir korku ve psikolojik travma yaratıyor. Han Yunus'taki bir mezarlıkta yaşayan Filistinli ailelerden biri, 45 yaşındaki Mazin Yunus'un 10 kişilik ailesi. Kalp hastası olan Yunus, Ekim 2023'te Gazze'ye saldırıların başladığı sırada işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil bölgesinde ailesinden uzakta çalışıyordu.
İsrail güçleri tarafından alıkonan ve hapse atılan Yunus, daha sonra serbest bırakılarak Gazze'ye gönderildi. Ofer Hapishanesi'nde elleri, ayakları ve gözlerinin bağlandığını ve işkence gördüğünü anlatan Yunus, paraları olmadığı için mezarlıkta yaşamak zorunda olduklarını belirterek, "Akrep, yılan ve sineklerden çok çekiyoruz. Mezarların arasında yaşıyoruz ve korkuyoruz. Uykudan uyanıyorum, besmele çekiyorum. Cami yakında olmasına rağmen sabah namazı için giderken korkuyorum. Çocuklar gece tuvalete gitmek istediğinde korktukları için bizi uyandırıyor" diye konuştu.
Evleri Yıkılan Ailelerin Çaresizliği
Ailesiyle birlikte mezarlıkta yaşamak zorunda kalan 64 yaşındaki Hitam el-Galban, İsrail saldırılarında evlerinin yıkıldığını, bir yatak-döşek, tabak-çanak bile alamadıklarını söyledi. Yaktığı ateşte iftar için yemek hazırlayan Galban, "Mezarlıkta yaşamayı istiyor değiliz, buna mecburuz. Yatağım yok, yastığım yok, gaz yok, yoruldum artık. Şu an burada oturuyorum ama (soğuktan) titriyorum." diyerek, kendilerini koruyacak bir barınak ve giysinin bile olmadığını dile getirdi. Bu durum, Gazze'deki insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Filistinli aileler, Ramazan'ın manevi atmosferine rağmen, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor ve sürekli bir güvensizlik ortamında yaşıyor. İşgal ordusunun varlığı ve saldırıları, bu insanların hayatta kalma mücadelesini daha da zorlaştırıyor. Uluslararası toplumun acil müdahalesi ve insani yardım sağlanması, bu aileler için hayati önem taşıyor.