Kuzey İrlanda, Sudanlı bir sığınmacının bir İrlandalıyı bıçaklayarak ağır yaralamasının ardından başlayan göçmen karşıtı eylemlerle sarsıldı. 8 Haziran 2026 gecesi başkent Belfast'ta yaşanan olay, ülke genelinde protestolara yol açtı. Eylemciler, sığınmacılara ve düzensiz göçmenlere tepki gösterirken, İngiltere hükümetinin göç politikalarını da eleştirdi.
Şiddet Olayları ve Yangınlar
Gösteriler kısa sürede şiddete dönüştü. Özellikle maske takan eylemciler, Belfast'ta bir belediye otobüsünü ateşe verdi. Kentin doğusunda ise bazı evler ve arabalar yakıldı. Aşırı sağcı Britain First Partisi lideri Paul Golding, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, yakılan evlerden birinin "göçmenler tarafından işgal edilmiş" olduğunu iddia etti.
Türk Berberine Saldırı
Ballyclare kasabasında bir Türk berberi de hedef alındı. Göçmen karşıtı grup, iş yerinin camlarını ve kapısını kırarak zarar verdi.
Yetkililerden Tepkiler
Kuzey İrlanda Polis Servisi (PSNI) Emniyet Müdür Yardımcısı Ryan Henderson, olayların ciddiyetine dikkat çekerek, "Herkesi sakin olmaya, sorumlu davranmaya ve kendileri ile başkalarını riske atacak eylemlerden kaçınmaya çağırıyorum" dedi. Henderson, toplum liderlerinden de barışçıl protesto çağrısı yapmalarını istedi.
Kuzey İrlanda Bölgesel Başbakanı Michelle O'Neill, X platformunda yaptığı açıklamada, "Maskeli adamların ailelerin evlerini yakması iğrenç bir alçaklıktır. Toplumun hiçbir suçu yok. Bu tamamen eşkıyalıktır" ifadelerini kullandı. O'Neill, bıçaklı saldırıyı kınarken, bu olayın masum insanları hedef almak için kullanılmasına izin verilmeyeceğini vurguladı.
İngiltere'nin Kuzey İrlanda Bakanı Hillary Benn de şiddeti kınayarak, "Bu tür eşkıyalıklar hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz. PSNI'nin sükunet çağrısına katılıyorum" dedi.
Olayın Geçmişi
8 Haziran'da Belfast'ın kuzeyinde, 2023'te sığınmacı statüsü verilen 30 yaşındaki Sudanlı bir kişi, bir İrlandalıyı yüzünden, gözünden ve sırtından bıçaklayarak ağır yaralamıştı. Saldırgan, çevredeki vatandaşların sopalarla müdahalesiyle durdurulmuş ve tutuklanmıştı. Olay, aşırı sağcı grupların göçmen karşıtı söylemlerini ve "toplu sınır dışı" çağrılarını tetiklemişti.



