İstanbul'da Hava Kirliliği Ocak Ayında Yüzde 36 Azaldı
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yapılan kapsamlı bir çalışma, İstanbul'da hava kirliliğinde önemli bir iyileşme olduğunu ortaya koydu. Analizlere göre, ocak ayı partikül madde (PM10) ortalaması geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 36 azalarak 41,5 µg/m³'ten 26,5 µg/m³'e geriledi.
En Kirli ve En Temiz İstasyonlar Belli Oldu
Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarına göre, ocak ayında hava kirliliğinin en yüksek ölçüldüğü istasyon metreküp başına 46,4 mikrogram ile Kağıthane 1 oldu. Bu istasyonu sırasıyla 44 µg/m³ ile Tuzla ve 39,8 µg/m³ ile Sancaktepe istasyonları takip etti.
Buna karşılık, hava kirliliğinin en düşük seviyede ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına sadece 8,4 mikrogram ile Sultangazi 1 olarak kayıtlara geçti. Büyükada'da 11,8 µg/m³, Sarıyer'de ise 15 µg/m³ değerleri ölçüldü.
İstasyonlarda Değişim Oranları
İstanbul genelindeki 24 istasyondan alınan verilere göre, partikül madde hava kirliliği oranı 21 istasyonda azalırken, 2 istasyonda artış gösterdi ve 1 istasyonda ise değişmedi.
En fazla iyileşme yüzde 83 ile Sultangazi 1 istasyonunda kaydedildi. Bunu yüzde 53 ile Kadıköy ve yüzde 52 ile Bağcılar istasyonları izledi.
Öte yandan, hava kirliliğinde artış gösteren iki istasyon ise yüzde 35 ile Yenibosna ve yüzde 25 ile Arnavutköy oldu.
İyileşmenin Ana Nedeni Meteorolojik Koşullar
İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, hava kalitesindeki iyileşmenin en önemli sebebinin meteorolojik faktörler olduğunu açıkladı. Toros, "Geçen yıla göre bu yılın ocak ayı daha yağışlı geçti. Yağmurlu ve rüzgarlı havalarda kirleticiler dağılıyor ve hava kalitesi artıyor" dedi.
Prof. Dr. Toros ayrıca, emisyon kaynaklarında belirgin bir değişiklik gözlemlenmediğini, okulların her iki dönemde de yarıyıl tatiline girdiğini ve sanayi faaliyetlerinin sürdüğünü belirterek, iyileşmenin temel nedeninin hava koşullarındaki değişim olduğunu vurguladı.
Hava Kirliliğinin Kaynakları ve Etkileri
Prof. Dr. Hüseyin Toros, dünyadaki en önemli sorunlardan birinin hava kalitesi olduğunu, solunan havanın insan sağlığı ve geleceğini doğrudan etkilediğini ifade etti. Kaliteli hava solunmadığı takdirde sağlığın olumsuz etkilendiğini, bunun da hastalık maliyetlerini artırdığını ve iş gücü kaybına yol açtığını söyledi.
Şehirlerde en önemli kirletici kaynağın motorlu araçlar olduğuna dikkat çeken Toros, İstanbul'da araç sayısının 6 milyon civarında olduğunu, trafik yoğunluğunun ve dur-kalkların arttığını, bunun da hem yanma kaynaklı emisyonları hem de fren balataları ve lastiklerden çıkan partikülleri artırdığını kaydetti.
Veri Takibi ve Farkındalık Önemli
Hava kalitesi konusunda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Toros, bunun için öncelikle ölçüm yapılması ve verilerin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin İstanbul genelinde 37 noktada sürekli ölçüm yapan hava kalitesi istasyonları bulunduğunu, bu verilere cep telefonu veya bilgisayar üzerinden erişilebildiğini aktardı.
Prof. Dr. Toros, hava kalitesinin korunması için bireysel davranış değişikliğinin de önemli olduğunu sözlerine ekledi.