1915 Tıbbiyelilerinin Acı Mirası: 346 Öğrenci ve 262 Hekim Şehit Oldu
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türk tıp tarihinin en çarpıcı ve en ağır kayıplarından birini gözler önüne serdi. Aydın, 1915 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'ye kaydolan 1. sınıf öğrencilerinin tamamının cepheye giderek şehit düştüğünü belirterek, "Bu yalnızca bir kayıp değil; Türk hekimliğinin karakterini şekillendiren fedakârlığın adıdır" dedi.
Bir Neslin Cepheye Koşuşu
Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte yalnızca orduların değil, toplumun en eğitimli kesimlerinin de cepheye yöneldiğini ifade eden Aydın, tıbbiyelilerin bu süreçte üstlendiği rolün tarihsel önemine dikkat çekti. 1914 yılında savaşın başlamasıyla birlikte Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencilerinin silah altına alındığını belirten Aydın, "Henüz hayatlarının başında olan genç hekim adayları, kalemlerini bırakıp cepheye koştu. Çanakkale başta olmak üzere birçok cephede yalnızca savaşmadılar; aynı zamanda yaralılara şifa dağıtan kahramanlar olarak görev yaptılar" ifadelerini kullandı.
Aydın'a göre bu tablo, yalnızca bir savaş hikâyesi değil, aynı zamanda bir meslek ahlakının ve bir millet bilincinin en saf haliydi. Tıbbiyelilerin cephede üstlendiği rolün yalnızca askeri bir görev olmadığını vurgulayan Aydın, onların aynı zamanda insan hayatını önceleyen bir anlayışın temsilcisi olduğunu belirtti.
Eğitimin Durdurulduğu, Şifanın Devam Ettiği Dönem
Savaşın en yoğun yıllarında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'nin eğitim faaliyetlerine ara verildiğini belirten Aydın, okulun bir süreliğine Hilal-i Ahmer Hastanesi olarak hizmet verdiğini hatırlattı. Tüm hocaların ve öğrencilerin askeri birliklere dağıtıldığını ifade eden Aydın, 1915-1916 yıllarında tıbbiyelilerin yalnızca cephede değil, cephe gerisinde kurulan sahra hastanelerinde ve tahaffuzhanelerde de görev aldığını vurguladı.
"O günün şartlarında en büyük tehdit yalnızca düşman kurşunu değildi. Bulaşıcı hastalıklar, yetersiz beslenme ve imkânsızlıklar ordumuzu ciddi şekilde etkiliyordu. Bu nedenle yapılan sağlık kontrolleri ve aşılama çalışmaları, muharip gücün korunmasında hayati rol oynadı" diyen Aydın, tıbbiyelilerin savaşın görünmeyen cephesinde de kritik görevler üstlendiğini ifade etti.
Rakamların Sessiz Çığlığı: Bir Neslin Kaybı
Prof. Dr. Kemalettin Aydın, savaşın tıp camiası üzerindeki yıkıcı etkisini somut verilerle ortaya koydu. Açıklanan rakamlar, yalnızca bir dönemin değil, bir neslin kaybını gözler önüne serdi:
- Birinci Dünya Savaşı boyunca 765 tıp öğrencisinden 346'sı şehit düştü
- Aynı dönemde 262 Osmanlı hekimi cephelerde hayatını kaybetti
- 1915 yılında Tıbbiye'ye başlayan 1. sınıf öğrencilerinin tamamı Çanakkale'de şehit oldu
- Bu ağır kayıplar nedeniyle Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane 1921 yılında hiç mezun veremedi
Aydın, bu tabloyu değerlendirirken, "Bu sadece bir eğitim kaybı değildir; bir milletin geleceğine yön verecek hekimlerin toprağa düşmesidir" ifadelerini kullandı. Cephede yaralı bir askerin başında nöbet tutan, sınırlı imkânlarla hayat kurtarmaya çalışan, gerektiğinde kendi canını hiçe sayan bu gençlerin, bugün "tıbbiyeli ruhu" olarak ifade edilen anlayışın temelini oluşturduğunu söyledi.
Beyaz Önlük: Bir Meslek Değil, Bir Adanmışlık
Modern sağlık sisteminin geldiği noktaya dikkat çeken Aydın, bugünün imkânlarının arkasında bu büyük fedakârlığın bulunduğunu ifade etti: "Bugün en ileri teknolojilerle donatılmış hastanelerde görev yapabiliyorsak, bu, cephede bir damla ilacı bile adaletle paylaştıran bir anlayışın mirasıdır. Beyaz önlük yalnızca bir meslek kıyafeti değildir; gerektiğinde vatan uğruna kefene dönüşebilecek bir adanmışlığın sembolüdür."
Çanakkale Ruhunun Sessiz Kahramanları
Çanakkale Savaşı'nda yalnızca askerlerin değil; tıbbiyelilerin, mülkiyelilerin, müderrislerin ve aydın bir kuşağın da cepheye koştuğunu hatırlatan Aydın, bu durumun milletin topyekûn mücadelesinin en açık göstergesi olduğunu ifade etti. "Bu millet, en zor anında en değerli evlatlarını tereddüt etmeden vatan için feda etmiştir" diyen Aydın, bu fedakârlığın bugün dahi toplumsal hafızayı şekillendirdiğini belirtti.
Prof. Dr. Kemalettin Aydın, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bugün 'Çanakkale geçilmez' diyebiliyorsak, bunu o gençlerin fedakârlığına borçluyuz. Onlar yalnızca vatanı savunmadı; aynı zamanda insanlığa hizmet eden bir mesleğin en yüce örneğini sergiledi. Bizler bayrağımızın rengini şehitlerimizin kanından aldığını bilen bir milletiz. Bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum."
