Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye'nin dört bir yanındaki önemli tarihi alanları koruma altına almaya devam ediyor. Resmi Gazete'de yayımlanan son kararlarla, Erzurum, Van, Isparta ve Mardin'de bulunan toplam yedi tarihi mekan, en üst koruma statüsü olan 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Bu karar, söz konusu alanların gelecek nesillere aktarılması için kritik bir adım olarak görülüyor.
Doğu Anadolu'daki Kaleler ve Yerleşimler Koruma Altında
Kararlardan biri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'ndan geldi. Kurul, Erzurum'un Horasan ilçesinde bulunan iki önemli kaleyi sit alanı statüsüne dahil etti. Alagöz ve Sekman mahalleleri sınırlarındaki Sekman Kalesi ile Yazılıtaş Mahallesi'ndeki Topdağı Kalesi artık 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescillendi.
Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu da bölgedeki tarihi zenginlikleri korumak için harekete geçti. Kurul, Muş'un Bulanık ilçesine bağlı Mesçitli köyündeki "Mesçitli Yerleşim ve Nekropol Alanı"nı aynı statüyle korumaya aldı. Aynı ilçedeki Yemişen köyünde yer alan "Yemişen Nekropolü" de 1. derece arkeolojik sit alanı olarak kayıtlara geçti. Van'ın Muradiye ilçesindeki Hasankale Kalesi için de benzer bir koruma kararı alındı.
Koruma Kuralları ve Diğer İllerdeki Alanlar
1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen tüm bu bölgelerde, artık çok sıkı koruma kuralları geçerli olacak. Bilimsel çalışmalar dışında hiçbir yapılaşmaya izin verilmeyecek. Resmi veya özel kurumlar tarafından yapılacak altyapı uygulamaları ise ancak ilgili müze müdürlüğünün ve kazı başkanının onayı ile gerçekleştirilebilecek.
Koruma kararları sadece Doğu Anadolu Bölgesi ile sınırlı kalmadı. Isparta'nın Yalvaç ilçesi, Aşağıtırtar köyünde bulunan bir höyük de aynı statüye layık görüldü. Ayrıca, Mardin'in Midyat ilçesi, Barıştepe Mahallesi'ndeki Mor Barsavmo Kaya Yerleşimi de 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescillenerek, bu önemli kültürel mirasın korunması garanti altına alındı.
Tarihi Miras İçin Önemli Adım
Bu kararlar, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihini barındıran bu değerli alanların gelecekte tahrip olmasını engellemeyi amaçlıyor. Arkeolojik sit alanı statüsü, kaçak kazıları, kontrolsüz yapılaşmayı ve çevresel tahribatı önlemede en güçlü yasal araçlardan biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, bu tür kararların, Türkiye'nin kültürel zenginliğinin belgelenmesi ve sürdürülebilir korunması açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor.



