Abidinpaşa Talimgâhı'nın Kayıp Mektupları Gün Yüzüne Çıkıyor
Millî Mücadele'nin en zorlu yıllarında, Ankara'nın Abidinpaşa semtinde faaliyet gösteren Sınıf-ı Muhtelife Zâbit Namzetleri Talimgâhı, yokluk ve imkânsızlıklar içinde subay yetiştiren kritik bir merkez olarak tarihteki yerini aldı. Günümüzde müze olarak hizmet veren bu talimgâhta eğitim gören genç subay adayları, aldıkları askeri eğitimin ardından doğrudan cepheye sevk ediliyordu. Onların bu zorlu süreçte ailelerine kaleme aldığı samimi mektuplardan bazıları, bugün müze arşivlerine ulaşmayı başardı ve bu değerli belgeler ilerleyen günlerde özel bir sergiyle ziyaretçilerle buluşacak.
Tarihçi Erdinç Akgül'ün Özverili Çalışmaları
Tarihçi Erdinç Akgül, yıllardır sürdürdüğü tanıtım ve farkındalık çalışmaları sayesinde, Abidinpaşa Talimgâhı'nda eğitim alan gençlerin ailelerine yazdığı mektupların müzeye ulaşmaya başladığını ifade etti. Akgül, Abidinpaşa Talimgâhı'nın Ankara'nın hafızasında hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamadığını vurgulayarak, bu alanın yalnızca bir müze veya tarihi yapı olarak değil, Cumhuriyet ordusunun yokluk içinde şekillenen subay kadrolarının yetiştiği bir mekân olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Akgül, Abidinpaşa Talimgâhı'nda eğitim alan gençlerin ailelerine yazdığı mektupları ve tuttukları günlükleri detaylıca incelemek, onların iç dünyasını daha iyi anlamak ve bu benzersiz deneyimi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirtti.
İstanbul'dan Ankara'ya Uzanan Zorlu Yolculuk
İstanbul'un 1920 yılında işgal edilmesiyle birlikte, Harbiye Mektebi ve Kuleli Askerî Lisesi'nin kapatılması, askeri eğitim alan çok sayıda öğrencinin Ankara'ya gelmesine neden oldu. Eğitimlerini yarıda bırakmak istemeyen bu kararlı gençler, Abidinpaşa Köşkü ve çevresinde kendi imkânlarıyla bir askeri eğitim merkezi kurdu. 1 Kasım 1920 tarihinde faaliyete geçen Sınıf-ı Muhtelife Zâbit Namzetleri Talimgâhı, kısa sürede Cumhuriyet ordusunun subay kadrolarının şekillendiği önemli merkezlerden biri haline geldi.
Ankara'ya ulaşan subay adayları, ilk olarak Cebeci'deki hastane pavyonlarında barındırıldı. Ancak eğitim ihtiyacının acilen ortaya çıkması üzerine, Abidinpaşa Köşkü ve çevresindeki alan talimgâh olarak düzenlendi. Talimgâhta kullanılan imkânlar son derece sınırlıydı:
- Üniforma, askeri teçhizat ve yeterli barınma koşulları bulunmuyordu.
- Şeker çuvalları ve çadır bezlerinden üniformalar dikildi.
- Ayaklarda postal yerine çarık ve yemenî kullanılıyordu.
Buna rağmen, askeri disiplin, eğitim ve talim çalışmaları aralıksız bir şekilde sürdürüldü.
Mustafa Kemal Paşa'nın Anlamlı Ziyareti
Talimgâhın varlığının öğrenilmesinin ardından, Mustafa Kemal Paşa'nın Abidinpaşa'ya gelerek öğrencileri ziyaret ettiği ve ilk mezuniyet törenine katıldığı biliniyor. Bu önemli ziyaret, talimgâhın görünürlüğünü artırdı ve ihtiyaçlarının karşılanması için somut adımlar atılmasını sağladı. Bu süreçte, askeri kıyafet üretimi hız kazandı ve Ankara'daki Dikimevi'nin askeri üretim kapasitesi, bu acil ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirildi.
Cephedeki Kahramanlıklar ve Talimgâhın Mirası
Abidinpaşa Talimgâhı'nda yetişen subay adayları, Millî Mücadele'nin tamamında aktif olarak cephe görevleri üstlendi. Özellikle Sakarya Meydan Muharebesi'nde subay kadrolarının ağır kayıplar vermesi, bu talimgâhın stratejik önemini daha da artırdı. Buradan mezun olan genç subaylar, cephede önemli sorumluluklar aldı; şehit düşenler, yaralananlar ve esir edilenler oldu.
Osmanlı Mirasından Millî Mücadele Müzesi'ne Dönüşüm
Talimgâhın kurulduğu köşkün banisi olan Abidin Paşa, 19. yüzyılda Ankara Valiliği yaptığı dönemde kentin imarına yön veren önemli isimlerden biriydi. Elmadağ'dan şebeke suyunun getirilmesi, demiryolu çalışmaları ve kent düzenlemeleri, Ankara'ya bıraktığı kalıcı miraslar arasında yer aldı. İnşa ettirdiği köşk ise yıllar sonra, Millî Mücadele'nin askeri ve sembolik merkezlerinden biri haline geldi. Günümüzde bu köşk, Abidin Paşa Köşkü Milli Mücadele Müzesi adı altında ziyaretçilerini ağırlayarak, tarihi bir mirası yaşatmaya devam ediyor.