Allah'ın Sevdiği Kulların Vasıfları ve Onlara Verilen İkramlar
Yüce Rabbimiz, sağlam bir imana ve salih amellere sahip olan her mümin kulundan razı olmakta ve onları sevmektedir. Bu sevgi, Kur'an-ı Kerim'de açıkça belirtilen temel bir hakikattir. Allah Resulü'nün dualarında da sıkça dile getirdiği gibi, bir müminin en büyük gayesi Allah'ın rızasını kazanmaktır. Rabbimiz, kullarının doğru yolda yürümeleri için her türlü imkânı sunmuş ve bu yolu kolaylaştırmıştır.
Allah'ın Sevdiği Kullara Verilen Özel İkramlar
Allah Teâla, sevdiği kullarını asla yalnız bırakmaz. O, şah damarımızdan daha yakın olarak her an bizleri görüp gözetmektedir. Melekler ve diğer insanlar aracılığıyla da koruma ve yardımını esirgemez. En zor anlarda bile yaşananlar, müminler için bir hayır vesilesine dönüşebilir. Mekke'de tebliğ imkânının kalmadığı dönemde ve hicret sırasında olduğu gibi, Allah her daim müminlerin yanında olmuştur.
"Ona (Muhammed'e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkâr edenler onu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına 'Üzülme, Allah bizimledir' diyordu..." (Tevbe, 9/40) ayeti bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.
Allah'ın Kullarına Yakınlığı ve Kolaylaştırması
Kudsi bir hadiste belirtildiği üzere, Allah kulumun kendisi hakkındaki zannı gibidir. Kul Allah'ı andıkça, O da onunla beraber olur. Yakınlaşma konusunda Allah'ın lütfu o kadar büyüktür ki, kul bir karış yaklaşınca Allah bir zira, bir zira yaklaşınca bir kulaç yaklaşır. Bu ilahi yakınlık, işlerin kolaylaşmasını da beraberinde getirir.
Peygamber Efendimiz'in "Rabbi yessir, vela tuassir, Rabbi temmim bil hayr" duası, bu kolaylaştırmanın en güzel ifadesidir. İslam'ın emirleri yapılabilir, yasakları iradeyle aşılabilecek seviyededir. Yapılamayacak hiçbir talimat yoktur ve kul ancak gücü yettiği ölçüde sorumludur.
Dinimize Yardım Edenlere Verilen Destek
Allah'ın dinine yardım etmek, öncelikle onu öğrenmek, sonra yaşamak, örnek olmak ve gerektiğinde tebliğ etmektir. Kur'an öğrenmek her Müslümanın hakkı ve görevidir. Bu yolda gayret gösterenlere malıyla, canıyla, bilgisiyle destek olmak da bu kapsama girer.
"Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabitkadem eyler..." (Muhammed, 47/7) ayeti bu konuda müminlere büyük bir müjde vermektedir.
Dünya Meylinden Korunma ve Bağışlanma
Allah, sevdiği kullarını dünyanın aldatıcı süslerinden korur. Müslümanın dünya ile ilişkisi, denizde yüzen gemi gibidir; su gereklidir ama gemiye dolduğunda tehlike başlar. Allah'ın yardımı, şeytanın süslü gösterdiği şehvet ve günahlardan korunmak için her zaman hazırdır.
Yüce Rabbimizin merhameti o kadar engindir ki, yeryüzündeki tüm canlıların merhameti toplansa, O'nun merhameti yanında çöldeki bir kum tanesi kadar kalır. Kul yeter ki tevbe edip O'na yönelsin, günahları bağışlanır ve hiç işlememiş gibi kabul edilir.
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın..." (Ali İmran, 3/31)
Allah'a Kavuşma Arzusu ve Özel Ağırlanma
Bir müminin en büyük gayesi Allah'ın rızasını kazanmak ve O'na kavuşmaktır. Kur'an'la hemhâl olmak, ibadet, infak, dua, sılayı rahim gibi salih amellerle O'na yakınlaşmak bu arzunun tezahürleridir. Hz. Peygamber (sav) "Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da o kimseye kavuşmayı arzu eder" buyurarak bu konunun önemine işaret etmiştir.
Dünyada hiçbir karşılık beklemeden birbirini Allah için sevenler ise ahirette özel bir konuma sahip olacaklardır. Mahşer günü, hesap korkusuyla perişan olanların arasında, bu müminler Allah'ın özel konukları olarak ağırlanacaklardır.
Allah'ın sevgisi ve rızası, müminler için hem bu dünyada hem de ahirette en büyük kazançtır. Bu sevgiyi hak etmek için sağlam bir iman, salih ameller ve sürekli bir gayret gerekmektedir.
