Allah'ın Sevmediği Üç Tip İnsan: İnkârcılar, Zalimler ve Aşırı Gidenler
İslam inancında, Allah'ın sevmediği belirli kişilik tipleri ve davranışlar Kur'an-ı Kerim ayetleriyle açıkça belirtilmiştir. Bu tipler arasında inkârcılar, zalimler ve aşırı gidenler öne çıkar. Her biri, insanlık ve toplum için farklı tehlikeler barındırır.
İnkârcıların Farklı Türleri ve Muameleleri
İnkârcılar, tek bir kategori altında toplanamaz; aralarında önemli farklar bulunur. Uyuyan, sessiz ve kendi hâlinde olan inkârcılar, ekstra olumsuzluk yapmayan tiplerdir. Bunlar, diğer inkârcılardan ayrı değerlendirilmelidir. Öte yandan, eline silah veya bomba alarak mazlumlara saldıran, çocukları öldüren, hastane ve okullara füzeler fırlatan inkârcılar, bu eylemlere karşı çıkan inkârcılarla aynı muameleyi ve cezayı hak etmezler.
İnkârcılıkta zirve yapanlar, Allah'a ve dinine her fırsatta engel getiren; ekonomik, siyasi, dini, kültürel ve ahlaki açıdan baskıcı bir zihniyete sahip olanlardır. Allah, bu tür insanları sevmez, çünkü "...Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez." (Bakara 2/276). Günahta ısrarcı olmak, bir Müslüman için asla istenmeyen bir durumdur, çünkü bu ısrar zamanla kötülüğün yaşamın bir parçası haline gelmesine neden olabilir.
Zalimler: Patolojik Şahsiyetler ve İnsanlık Dışı Eylemler
Zalim, patolojik bir şahsiyettir ve sağlıklı bir ruh hâline sahip değildir. Bu tür insanlar, insan oluşları bile değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. Hayvanlardan daha aşağı mertebelerde olan insanların varlığı bilinmektedir. Kendi hakkına razı olmayan, başkasının elindekine göz diken, kul ve kamu hakkına musallat olan, insan haklarını yok sayan, yayılmacı, emperyalist ve benmerkezci şahıs, millet ve devletler zalimdir ve elbette Allah tarafından sevilmezler.
Zulüm, ana rahmindeki ceninden köşesinde ölümünü bekleyen ihtiyara kadar tüm mazlumları kapsar. Masumları insanlık dışı yöntemlerle istismar eden bir mahlûk, millet veya devlet sevilir mi? En büyük zulüm, Allah'a ortak koşmaya yeltenmek ve Allah'a ait sıfatları insanlara vermektir, bu apaçık bir şirktir. "İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez." (Ali İmran, 3/57, 3/140; Şûra, 42/40).
Aşırı Gidenler: Dengeyi Kaybetmenin Tehlikeleri
Aşırılık, hiçbir alanda hoş, doğru veya makul değildir. Dini yaşama konusunda aşırılık, Peygamber Efendimizin de yasakladığı bir yaklaşımdır. Örneğin, sürekli oruç tutacağını veya hiç evlenmeyeceğini söyleyen bir sahabinin bu hareketi onaylanmamıştır. Aynı zamanda, dini yaşamada gevşeklik de zıddından bir aşırılıktır, yani ifrat ve tefrit. Her ikisi de reddedilmiştir.
İnsan ilişkilerinde de aşırılıklar sorun oluşturur:
- Çok sıkı fıkı olmak veya tamamen ilgisizlik,
- Sevdiğini ileri derecede sevme, sevmediğinden nefret etme,
- Yemekte aşırıya kaçma, lüks veya rüküş giyinme,
- Hep somurtkan veya hep güleç olma.
İman küfür mücadelesinde de dengeyi kurmak ve aşırılıklardan kaçınmak gerekir. Allah yolunda zalim, hain ve inkârcılara karşı mücadele verilmesi gerektiğinde, bundan kaçınmak günah olduğu kadar, mücadele ederken insani ölçüleri kaybetmek, çocuklara, yaşlılara veya mabetlere dokunmak da haddi aşmaktır ve suçtur. Rabbim, her yönüyle haddi aşanları ve aşırı davrananları sevmez. "Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez." (Bakara, 2/190).



