Çanakkale Savaşları Enstitüsü tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, Sarıkamış Harekatı'nda yaşanan acının bir benzerinin Çanakkale Cephesi'nde de gerçekleştiğini ortaya koydu. Enstitü Başkanı Prof. Dr. Murat Karataş, Sarıkamış felaketinden henüz bir yıl geçmeden Çanakkale'de benzer bir trajedinin yaşandığını belirterek, tarihin tozlu raflarında kalan bu hazin olayı belgeleriyle aydınlattı.
Doğanın Üçüncü Orduya Dönüşü: Kasım 1915 Felaketi
Prof. Dr. Murat Karataş'ın çalışması, 26 Kasım 1915'te başlayan ve tam üç gün süren şiddetli fırtınanın Çanakkale'yi nasıl bir felaket alanına çevirdiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Aniden bastıran sağanak yağışların Anafarta Ovası'nı göle dönüştürdüğünü, ardından gelen kar fırtınasının ise ıslak kıyafetleri askerlerin üzerinde adeta bir buz tabakasına çevirdiğini aktaran Karataş, "Siperler suyla dolmuş, mühimmatlar sele kapılmış ve askerlerimiz dondurucu soğukla baş başa kalmıştır" ifadelerini kullandı.
Beyaz Ölümün Gölgesinde Mehmetçik
Arşiv belgelerinin, bu üç günlük süreçte doğanın adeta "üçüncü bir ordu" gibi savaştığını ve siperleri yaşanmaz hale getirdiğini gösterdiğini vurgulayan Karataş, "Sarıkamış felaketi gibi Çanakkale'deki askerlerimiz de benzer bir kaderle yüzleşti. Bu durum 'beyaz ölümü' beraberinde getirdi" dedi. Nöbet tutan askerlerin, tıpkı Sarıkamış'taki silah arkadaşları gibi donarak şehadete yürüdüklerinin altını çizdi.
Soğuğun Yıkıcı Etkisi: Rakamlarla Facia
Prof. Dr. Karataş, soğuğun şiddetini karşı siperdeki verilerle özetlerken çarpıcı rakamlar paylaştı. Müttefik kuvvetlerin 28 Kasım'ı "Donmuş Ayak Günü" olarak hafızalarına kazıdığını belirten Karataş, İngiliz resmi kayıtlarına göre bu fırtınada 6 bin 602 donma vakasının hastanelere sevk edildiğini açıkladı. Yaklaşık 8 bin askerin tek kurşun atılmadan muharebe dışı kaldığı bu felaketin, soğuğun Mehmetçik üzerindeki yıkıcı etkisini anlamak açısından önemli bir veri olduğunu ifade etti.
Alay Komutanının Yürek Burkan Raporu
Felaketten en ağır etkilenen birlikler arasında 18, 33, 34, 36 ve 59'uncu alayların geldiğini kaydeden Karataş, dönemin 18'inci Alay Komutanı Binbaşı Mustafa'nın raporuna dikkat çekti. Komutanın, sel ve don olayları sonrası alayının durumunu "Adeta büyük bir muharebe vermiş kadar yıpranmıştır" sözleriyle rapor ettiğini aktararak, durumun vahametini gözler önüne serdi.
Resmi Kayıtlar ve Gerçek Sayılar
Genelkurmay Başkanlığı arşivlerine göre resmi kayıtlarda, zorlu hava koşullarında 53 askerin sel sularında boğularak, 248 askerin ise donarak şehit olduğunun yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Karataş, gerçek sayının çok daha yüksek olduğuna işaret etti. "Kayıp askerlerimiz ve hastaneye kaldırıldıktan sonra şehit düşenlerle birlikte bu sayının çok daha yüksek olduğu ortada" diyen Karataş, birinci el askeri kaynakların bu felaket nedeniyle hastaneye dahi gidemeden şehit olan asker sayısının 500 kişiden aşağı olmadığını gösterdiğini belirtti.
Tarihe Düşülen Not: Destansı Sabır Sınavı
Prof. Dr. Murat Karataş, "Tıpkı Sarıkamış'ta olduğu gibi Çanakkale'de de askerimiz, düşman ateşinden ziyade doğanın acımasız koşullarına karşı destansı bir sabır sınavı vermiştir" şeklinde konuştu. Bu hazin olayın tüm belgeleri ve detaylarının, Anafarta Dergisi'nin 29'uncu sayısında tarihe bir not olarak düşüldüğünü de sözlerine ekledi. Araştırma, Türk arşiv belgeleri ve subay hatıratları üzerinden yürütülerek, tarihin bu karanlık sayfasını aydınlatmayı hedefliyor.