Bozgunculuk ve Kibir: İslam'ın Sevmediği İki Çirkin Davranış
Bozgunculuk ve Kibir: İslam'ın Sevmediği Davranışlar

Bozgunculuk: Toplumsal Düzeni Yok Eden Bir Davranış

Bozgunculuk, çocukların oyununu bozmaktan başlayarak aile, toplum, millet ve devletin huzurunu altüst etmeye kadar uzanan çirkin bir eylemdir. Gerçek bir Müslüman, her daim onaran, imar eden, düzelten, üreten ve ıslah eden bir rol üstlenmelidir. İster sıradan bir vatandaş ister en yetkili makamda bulunan bir kişi olsun, her Müslüman kendisinin, yakın çevresinin, milletin, ümmetin ve nihayetinde tüm insanlığın iyiliği için çalışmakla yükümlüdür. Bu şekilde davrananlar hem insanların sevgisini kazanır hem de Allah'ın rızasını elde eder.

Allah'ın Sevmediği Bozguncu Eylemler

Ancak Allah, bozgunculuk yapanları asla sevmez. Bu, tarımı yok eden, doğal üretimi bozan, nesillerin İslam'dan, dinden ve ahlaktan yoksun yetişmesini arzulayan veya İslami değerlerden uzaklaşmalarını isteyen kişileri de kapsar. Aynı şekilde, kültür ve sanat alanında ifsat edici, yozlaştırıcı eserler ortaya koyanlar da bu gruba dahildir. Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bu konu açıkça belirtilmiştir: "O hâkimiyeti ele aldığında ülkede bozgunculuk çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez." (Bakara, 2/205). Bir başka ayette ise "...Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez." (Kasas, 28/77, Maide, 5/64) buyrulmaktadır.

Kibir: İnsanı Cennetten Uzaklaştıran Bir Hastalık

Allah, kendini beğenip böbürlenenleri, büyüklük taslayanları da sevmez. Hz. Muhammed (sav) bir hadis-i şerifinde "Kalbinde zerre kadar kibir olan insan (cezasını çekmeden) cennete giremez." buyurarak bu davranışın ciddiyetine dikkat çekmiştir. Kibirli insanlar, dünyanın en çekilmez kişilikleri arasında yer alır. Hiçbir şeyi ve hiç kimseyi beğenmezler, yapılan işlerden kolay kolay memnun olmazlar.

Kibirli İnsanların Özellikleri

Her işte bir kusur bulup sürekli eleştiri getirirler, insanlara teşekkür etmeyi ve emeğe saygı duymayı bilmezler. Kendilerini her konuda en iyi, en stratejist, en âlim, en bilgili, en filozof, en doğrucu, en yetenekli, en çalışkan, en yararlı ve en vazgeçilmez kişi olarak görürler. Onlardan asla hata çıkmaz, yanlış iş yapmazlar. Etraflarındaki herkesin onlara hizmet etmek ve çevrelerinde pervane olmak için çırpınması gerektiğine inanırlar. Yanlarındaki insanların, aile fertleri veya mahalle komşuları da olsa, özellikle fakir, makamsız ve kimsesizlerse hiçbir değeri yoktur onlar için.

Kibrin Dini Boyutu

Bu kafa yapısı, hem insanlara hem de Yaratıcı'ya karşı aynı derecede saygısızlık içerir. Hakikati kabul etmezler, namazda kıyamda dursalar bile burunları havadadır. Rükuya eğilmez, secdeye hiç kapanmazlar. Kur'an-ı Kerim'de "Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında (mahiyetinizde) bulunanlara iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez." (Nisa, 4/36, Nahl, 16/23, Hadîd, 57/23, Lokman, 31/18) buyrulmaktadır.

Sonuç olarak, İslam dini Müslümanlardan bozgunculuktan uzak durmalarını, onarıcı ve yapıcı olmalarını emrederken, kibirli davranışları da kesin bir dille yasaklamaktadır. Bu iki çirkin davranış, hem dünyevi ilişkileri zehirlemekte hem de uhrevi hayatı tehlikeye atmaktadır.