Cannes Film Festivali'nin ana yarışmasında üç yıldır hiçbir Türk filminin yer almaması, festivalin son çeyrek asrına damga vuran Nuri Bilge Ceylan'ın yokluğunu bir kez daha hissettirdi. Türk sineması, ödüllere ambargo koyduğu prestijli arenada adeta sessizliğe büründü.
Cannes Film Festivali'nin Tarihçesi ve Önemi
Fransa'nın güneydoğusundaki Fransız Rivierası'nda bulunan yaklaşık 75 bin kişilik nüfusa sahip Cannes, her yıl mayıs ayında bir hayli popüler hale geliyor. Bunun nedeni de Cannes Film Festivali. Cannes Film Festivali, popüler sinemanın şaşaasından ziyade sinemanın bir sanat formu olarak nerede durduğunu sorgulayan bir festival olarak 79 yıldır küresel ölçekte ilgi görürken dünyanın en prestijli film festivali olarak kabul ediliyor.
Faşizme Tepki Olarak Doğdu
Sinema dünyasında sadece bir ödül töreni ya da prestijli bir gösterim alanı olmanın çok ötesinde, yedinci sanatın küresel pusulası konumundaki Cannes Film Festivali, politik bir refleksin ürünü olarak ortaya çıktı. 1930'ların sonunda, İtalya'nın lideri Benito Mussolini kontrolündeki Venedik Film Festivali'nin faşist propagandaya alet olmasına tepki olarak özgür ve bağımsız bir alternatif olarak planlanan festival, II. Dünya Savaşı nedeniyle ilk kez 1946'da düzenlenebildi.
Başarıları Cannes'da Tescillendi
Hollywood'un gişe odaklı, endüstriyel yapısına karşı Cannes Film Festivali'nin varlık nedenlerinden biri; sinemayı bir sanat formu olarak gören, özgün bir üsluba sahip yönetmenlerin en büyük koruyucusu olması. Örneğin; Joel Coen, Quentin Tarantino, Martin Scorsese, Ken Loach, Lars von Trier, Bong Joon-ho ve Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerin küresel ölçekte tescillenmesi, Cannes Film Festivali'nde kazandıkları ödüllerle gerçekleşti.
Ayrıcalıklı Bir Konuma Sahip
Cannes Film Festivali'nin ana yarışmasında toplamda en çok ödül alan ve rekoru elinde tutan yönetmen olan Ken Loach, festival tarihi boyunca ana yarışmada 5 büyük ödül kazandı. İngiliz yönetmen, iki kez 'Altın Palmiye' ve 3 kez 'Jüri Ödülü'ne lâyık görülerek festivalin mutlak rekor sahibi olarak festival tarihinde ayrıcalıklı bir konuma sahip. Loach, ayrıca Cannes Film Festivali'nde en çok filmi gösterilen yönetmen rekoruna da sahip. Ken Loach, bu rekora 16 filmle sahip.
İkişer 'Altın Palmiye' Kazanan Yönetmenler
- Ken Loach (İngiltere)
- Francis Ford Coppola (ABD)
- Michael Haneke (Avusturya)
- Ruben Östlund (İsveç)
- Jean-Pierre Dardenne & Luc Dardenne (Belçika)
- Emir Kusturica (Sırbistan)
- Shohei Imamura (Japonya)
- Bille August (Danimarka)
- Alf Sjöberg (İsveç)
Cannes Film Festivali'nin en büyük ödülü olan 'Altın Palmiye', yılın en iyi filmine veriliyor. Festivalin ikinci en prestijli ödülü olan 'Grand Prix'i ikişer kez kazanan 4 yönetmen bulunuyor: Nuri Bilge Ceylan, Andrei Tarkovsky, Bruno Dumont, Matteo Garrone.
Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes Başarıları
Nuri Bilge Ceylan, 2014 yılında Kış Uykusu filmiyle kazandığı Altın Palmiye Ödülü'nü, Quentin Tarantino ve Uma Thurman'ın ellerinden almıştı. Nuri Bilge Ceylan, Cannes Film Festivali'nde doğrudan kendi adına kazandığı, biri festivalin en büyük ödülü olan 'Altın Palmiye' olmak üzere toplam 5 ödüle lâyık görüldü. Peki Nuri Bilge Ceylan'ın 5 olan ödül sayısıyla eşitse Ken Loach, neden festivalin rekortmeni? Kazandığı 2 ödülün festivalin en büyük, 3 ödülün ise en büyük ikinci ödül olmasından dolayı Ken Loach, Cannes Film Festivali'nin rekortmeni olarak kabul ediliyor.
Nuri Bilge Ceylan'ın Kazandığı Ödüller
- Uzak (2003)... Grand Prix
- İklimler (2006)... FIPRESCI
- Üç Maymun (2008)... En İyi Yönetmen
- Bir Zamanlar Anadolu'da (2011)... Grand Prix
- Kış Uykusu (2014)... Altın Palmiye
Grand Prix... Jüri Büyük Ödülü, FIPRESCI... Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu. Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği 'Uzak'ın başrol oyuncuları; Muzaffer Özdemir ile Mehmet Emin Toprak 'En İyi Erkek Oyuncu' ve 'Kuru Otlar Üzerine'nin başrol oyuncusu Merve Dizdar, 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülü alırken bugüne kadar 5 filmden sadece 'Ahlat Ağacı' hiçbir kategoride ödül alamadı.
3 Yıldır Yokuş
Bu yıl, 12 - 23 Mayıs arasında sinema dünyasının kalbi yine Cannes Film Festivali'nde atacak. Ancak festivalin en prestijli kulvarı olan ana yarışma seçkisinde gözlerimiz ne yazık ki yine bir Türk filmini arayacak. Üst üste üç yıldır devam eden bu yokluk, ülke sinemamız adına derin bir sessizliğin de habercisi. Festivalin son çeyrek asırlık hafızasını tazelediğimizde, bu görkemli arenayı adeta tek başına domine eden, Türk sinemasını, elit bir marka haline getiren yönetmen olarak karşımıza Nuri Bilge Ceylan çıkıyor. Cannes Film Festivali ile arasında organik, adeta birbirini besleyen bir bağ kuran Nuri Bilge Ceylan, kazandığı ödüllerle adeta festivalin kadrolu yönetmenlerinden biri haline geldi. Tam da bu yüzden, Cannes Film Festivali'ndeki bu üç yıllık derin boşluğu, Ceylan'ın bir süredir setlerden uzak oluşuna ve yeni bir film üretmemiş olmasına bağlamak hiç de zor değil. Onun vizöründen mahrum kalan festival seçkisi, bizim için eksik bir şölenden farksız. Türk sinemasının uluslararası arenadaki bu mevcut tablosu, akıllara ister istemez Barış Manço'nun o zamansız ve hüzünlü 'Gülpembe' nakaratını getiriyor; "Bizim iller sessiz, bizim iller sensiz..." Sinemamızın 'Gülpembe'si olan o büyüleyici Cannes Film Festivali'ndeki başarıları, şimdilik bir hatıra sineması tadında hafızamızda asılı. Gözümüz ve kulağımız ise yine, o sessizliği bozacak bir sonraki Nuri Bilge Ceylan başyapıtında veya onun açtığı yoldan yürüyecek yeni nesil sinemacılarımızda olacak.



