World Decolonization Forum 2026 kapsamında düzenlenen "Dekolonize Film Günleri", sömürgecilik tarihinden toplumsal adalete kadar pek çok kritik meseleyi beyaz perdeye taşıyor. Etkinlikte açıklamalarda bulunan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak, sömürgecilik sonrası yeni bir sinema dili inşasında "İstanbul Perspektifi"ne vurgu yaparak, "Beyaz adamın yüküne karşı, insanın yükünü kucaklayabildiğimiz bir çıkışın İstanbul'dan olmasını temenni ediyoruz" dedi.
Dekolonize Film Günleri Programı
World Decolonization Forum 2026 bünyesinde organize edilen Dekolonize Film Günleri, 13-14 Mayıs tarihlerinde tarihi Atlas Sineması'nda gerçekleştiriliyor. Program kapsamında izleyiciyle buluşan dokuz film; Kıbrıs'taki bölünmüşlükten Avustralya'daki "Çalınan Nesil" trajedisine, Güney Amerika'daki yerli direnişinden Myanmar'daki soykırıma kadar geniş bir coğrafyanın hafızasını kayıt altına alıyor. Ücretsiz olarak sinemaseverlere sunulan yapımlar, geçmişin sömürge pratikleri ile günümüzün dijital ve kültürel tahakküm biçimleri arasında eleştirel bir köprü kurmayı hedefliyor.
Esra Albayrak'tan İstanbul Perspektifi Vurgusu
Etkinliğin kapsamında konuşan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak, sömürgecilik meselesinin çok boyutlu olarak tartışılmaya devam etmesi gerektiğini belirtti. Albayrak, küresel sinema sektörüne alternatif bir soluk getirmeyi amaçladıklarını vurgulayarak şunları kaydetti: "Bugün itibarıyla tartışacak çok konumuz var. Sömürgecilik konusu farklı yönleriyle konuşulmaya ve tartışılmaya devam edecek. Biz buna 'İstanbul Perspektifi' diyoruz. Sinemada da umut ederim ki İstanbul perspektifiyle çok sesli ve çok merkezli bir yaklaşım hakim olur. Beyaz adamın yüküne karşı, insanın yükünü kucaklayabildiğimiz bir çıkışın İstanbul'dan olmasını temenni ediyoruz."
Zihinlerin Özgürleşmesinde Sinema Bir Anahtar
Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan ise sanatın sömürgesizleşme sürecindeki dönüştürücü gücüne dikkat çekti. Hollywood sinemasının küresel baskısına karşı yerel ve özgün anlatıların önemine değinen Armağan, "Zihinlerimizi arındırmak ve sömürgeden kurtulmak için sinemanın çok büyük bir imkân olduğunu düşünüyoruz. Bu durumu dönüştürebileceğimize inanıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.



