Takvimler ne zaman 24 Nisan'ı gösterse, ABD Başkanlarının 1915'teki Ermeni olayları için büyük felaket mi yoksa daha ağır bir ifadeyle soykırım mı diyeceği sorusu yeniden gündeme oturuyor. Ermenilerin 1915'teki olayların yıl dönümü olarak kabul ettiği bir 24 Nisan daha geride kalırken, küresel güçler her fırsatta Ermeni meselesini istismar ederek Osmanlı'yı ve Türkiye'yi hedef almayı sürdürüyor. Arşivler ise devletin, o günlere değin millet-i sadıka olarak nitelendirilen Ermenilerin sadık temsilcilerine o kaotik ortamda bile dokunmadığını, liyakatli olanları çekinmeden üst düzey görevlere getirdiğini ortaya koyuyor.
Ermeni meselesinin zirvesinde devletin kasası ona emanet
Ermeni meselesinin zirvede olduğu süreçte devletin merkez bankası niteliğindeki Osmanlı Bankası'na müdür yapılan, devamındaki yıllarda da kariyer merdivenleri büyük bir hızla tırmanarak daha üst düzey görevlere getirilen Keresteciyan da bu isimlerin başında geliyor. SABAH, Ermeni çetelerinin küresel güçlerin tahrikiyle isyan ettiği bir dönemde, makul davranarak sadakatini koruyan Ermenilere ise devletin nasıl sahip çıktığını ve liyakatli olanları nasıl taltif ettiğini simgeleyen Keresteciyan'ın yazılmamış hikayesini gün yüzüne çıkarıyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay konuya ilişkin araştırmasıyla tarihe kayıt düşüyor.
Millet-i sadıka idiler
19'uncu yüzyılın son çeyreğinden itibaren Osmanlı'nın uğraştığı konulardan biri Ermeni meselesi oldu. O yüzyılın sonlarına değin devlete olan bağlılıkları, dürüstlükleri ve uyumları dolayısıyla Ermeniler millet-i sadıka, yani sadık millet olarak anılıyorlardı. Ne var ki Osmanlı'nın çöküş dönemindeki kaotik ortamda, küresel güçlerin dolduruşuna gelen Ermeniler, millet-i sadıka nitelemesinin kısa sürede tarihin tozlu sayfalarına karışmasına kendi elleriyle sebep olacaklardı.
Petrol bölgesi ile Osmanlı arasında bir tampon devlet kurma planının eseri
Takvimler 1914 ve 1915'i gösterdiğinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da isyana teşvik eden devletlerin başında Rus Çarlığı, İngiliz İmparatorluğu ve Fransa vardı. Amerikalılar da misyonerlik faaliyetleri ile bu bölgede sempati kazanarak ticari şirketleri vasıtasıyla bölgede etkili olmaya çalışacaklardı. Bu devletlerin amacı bu bölgeleri Osmanlı'dan kopararak Kafkaslardan başlayıp, Trabzon, Erzurum, Sivas ve Mersin hattına kadar uzanan bir coğrafyada tampon bir devlet kurmak ve 20'nci yüzyılın en önemli enerji kaynağı olacağını düşündükleri petrol bölgesi ile Osmanlı arasında ara bir bölge oluşturmaktı.
Enver Paşa Ermeni Patriği ile görüşerek sadakat talep ediyor
Dr. Mithat Atabay'ın araştırması öncelikle şu gerçekliği ortaya koyuyor: Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde, Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa, Ermeni Patriği ile bir görüşüp sadakat talep ederek Ermeni toplumunun huzuru bozacak eylemlerden kaçınması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
Ermenilerin taşradaki saldırıları artıyor
Ne var ki bu uyarılar dikkate alınmadı ve 1914 sonlarına doğru Ermeni çetelerinin taşradaki saldırıları arttı. Ermeni silahlı unsurlar Osmanlı ordusunu arkadan vurmaya başladı. Mart 1915'te Ermeni komitelerince yayımlanan beyannamede açıkça bağımsızlık hedefi ilan edildi ve halk isyana çağrıldı.
Sadıklara dokunulmadı, aksine liyakatli olanları üst görevlere getirildi
Bunun üzerine 27 Mayıs 1915 tarihli Tehcir Kanunu devreye girdi; Osmanlı, çözümü isyan etmeye meyilli Ermenileri geçici bir yasa ile yaşadıkları yerlerden imparatorluğun iç bölgelerine tehcir etmekte buldu. Millet-i sadıka nosyonunu koruyanlara ise dokunulmadı. Sözgelimi, Osmanlı kendisine karşı isyan etmeyeceklerine kanaat getirdiği Ermenileri yerlerinde bıraktı. Devlete sadık olan Ermeniler ve diğer gayrimüslim unsurlar işleri yapmaya devam etti. Üstelik liyakatli olanların yeni, çeşitli ve üst düzey görevlere atamaları da yapıldı. Millet-i sadıka kumaşını koruyanlar orduda vazifelerini sürdürdüler.
İsyan günlerinde devletin merkez bankasına Ermeni müdür
Osmanlı'nın sadık olan ile olmayanı ayırma ve liyakate önem veren duruşunun en tipik örneklerinden biri Osmanlı'nın merkez bankası niteliğindeki Osmanlı Bankası'nda görüldü. 1 Kasım 1914 tarihinde Birinci Dünya Savaşı'na girmesiyle birlikte Osmanlı'nın mali durumu iyice bozuldu. Dr. Atabay'ın altını çizdiği üzere Osmanlı ile imzaladığı mevcut sözleşme gereği Osmanlı Bankası bir Türk şirketi niteliği taşıyordu. Lakin Bankanın hissedarları Fransız ve İngilizlerdi. Fransızların yüzde 72, İngilizlerin ise yüzde 25 hissesi bulunuyordu. Diğerleri ise ülke ve şahısların hisseleriydi. Bankanın Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı da İngiliz ve Fransız'dı. Banka Londra ve Paris'teki komite tarafından yönetiliyordu.
Rum genel müdür ve Ermeni merkez şube müdürü
Dr. Atabay'ın tespitlerine göre, savaş durumu sebebiyle komite, konumundaki Osmanlı Bankası'na üç kişilik yediemin atadı. Banka, hem Osmanlı Hükûmeti'nin baskıları hem de Almanların çevirdiği entrikalar sonucu zor durumda kaldı. Hükûmet, cari hesap avansı olarak 1 milyon 500 bin lirayı çekti ve ayrıca 2 milyon lira da ek avans talebinde bulundu. Lakin komite, hem Osmanlı'nın mali durumunu hem de daha önceki borçların durumunu göz önünde bulundurarak bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Osmanlı Hükûmeti, Bankanın Genel Müdürü Henri Steeg, Genel Müdür Yardımcısı Nias ve Merkez Şube Müdürü Dupuis'in görevden ayrılmalarını ve ülkeyi terk etmelerini istedi. Bu yöneticilerin vatandaşı oldukları devletler savaşta Osmanlı'ya düşman safta yer almıştılar. Osmanlı'nın bu yöneticileri, tabiri caizse istenmeyen kişi ilan etmelerinin sebeplerinden biri de buydu. Maliye Nazırı Cavit Bey, devlet kararını istemeye istemeye tebliğ etti. Bu yöneticilerin yerine de Osmanlı Devleti'nin isteği, onayıyla yenileri atandı. Yeni üst yöneticiler Osmanlı tebaasından ve devlete sadık olan kişiler arasından seçilmişti. Genel Müdürlüğe Rum Cantali, Genel Müdür Yardımcılığına Suriyeli Hanemoğlu ve Merkez Şube Müdürlüğüne de Ermeni Keresteciyan getirilmişti.
Sadakat öyküsünün devamı: Genel müdür oldu ve...
Sadakat ve liyakat sorunu olmayan Keresteciyan, Ermeni meselesi sıcaklığını kaybettikten sonra da kariyer basamaklarını tırmanmaya devam etti. Osmanlı, ilerleyen dönemde Keresteciyan'ı, Bankaya önce genel müdür, nihayetinde de genel müdürü yaptı. Keresteciyan, Milli Mücadele ateşinin yakıldığı dönemde, Mustafa Kemal Paşa'yı ölümden kurtaran Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşı olarak da tarihe geçecekti.



