Fadik Sevin Atasoy'un Yönetmenlik Serüveni: Juliet's Journey Türkiye Prömiyeri Yaptı
Başarılı oyuncu Fadik Sevin Atasoy'un hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmen koltuğuna oturduğu ilk kısa filmi 'Juliet's Journey' (Jülyet'in Yolculuğu), İzlanda'daki Reykjavik Kadın Filmleri Festivali'nde gerçekleşen dünya prömiyerinin hemen ardından Türkiye'de ilk kez gösterildi. Bu önemli proje, Atasoy'un yönetmenlik kariyerindeki ilk adımı olarak kayıtlara geçti.
Filmin Yapım Süreci ve Teknik Detaylar
Türkiye-Amerika ortak yapımı olan film, Red Case Ent ve Sky Films yapımcılığında hayata geçirildi. Oyuncu kadrosunda Cüneyt Mete, Aylin Akpınar ve İskender Aydın gibi isimler yer alırken, görüntü yönetmenliğini Deniz Eyüpoğlu üstlendi. Filmin post prodüksiyon aşaması, '1000 Volt' şirketi tarafından deneysel teknikler kullanılarak tamamlandı. Müzikler ise Saki Çimen'in imzasını taşıyor.
Atasoy, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, filmin ortaya çıkış sürecinin oldukça zorlu geçtiğini vurguladı: "Filmin yolculuğu da baş karakter Juliet'in yolculuğu gibi engelleri aşmak üzerine kuruldu. Maalesef Covid-19 pandemisi nedeniyle dünya evlerine kapanmışken biz bu maceraya başladık. Ancak herkes bu projeye gönlünü koyarak çalıştı. İstiklal Caddesi'ndeki çekimlerimizi sokaklar boşken gerçekleştirdik. Hatta yer yer apartmanımdaki komşularımın kapılarını çalıp, filmde yardımcı oyuncu olarak yer almaları için ricada bulundum."
Metaforik Bir Anlatı ve Kadın Teması
İlk yönetmenlik deneyimini değerlendiren Atasoy, filmin metaforik yapısına dikkat çekti: "Alfred Hitchcock'tan ilham alarak ben de filmin bir karesinde kendimi gösterdim. Kaybolan bir oyuncak bebek üzerinden, toplumdaki ve dünyadaki kadın algısına vurgu yapan derin bir anlatı sunuyoruz. Herkes kendine göre yorumlayabilir, ancak filmin merkezinde İstanbul ve Uzak Doğulu bir sanatçı tarafından el yapımı olarak üretilen özel bir oyuncak bebek var. Bu, nesnelerin insan olma arzusunu ele alan metaforik bir hikaye."
Atasoy, bu filmin daha önceki çalışmaları olan 'Fadik ve Kırmızı Bavul' kitabı ve 'Muse' tiyatro oyunundaki temaların bir devamı niteliğinde olduğunu belirtti: "İnsan olmanın çok kıymetli olduğu bir dünyada, 'nesneler bile insan olmak istiyor' düşüncesinden yola çıktım. İnsanlara ulaşmasını ve bir duyarlılık başlatmasını umuyorum. Festivalleri gezecek; seyircinin de beğenisini kazanacağına inanıyorum. Şimdiden ikinci filmim için hazırlanıyorum. Öncelikle bir kısa film daha yapmayı, ardından uzun metraj bir projeyle yönetmenliğe devam etmeyi hedefliyorum."
Kadın Ekip ve Uluslararası Yolculuk
Filmin en dikkat çeken yönlerinden biri, teknik ekibin tamamen kadınlardan oluşması. Atasoy bu konuda şunları söyledi: "Sanat yönetmeninden görüntü yönetmenine, kostüm tasarımcısından kameramanına kadar her aşamada kadın profesyonellerle çalıştık. Dünya Kadınlar Haftası'nda, 1 Mart'ta prömiyer yapmak benim için ayrıca anlamlı oldu. Tüm kadınların ve kız çocuklarının huzur içinde yaşadığı günler diliyorum; çünkü gerçekten zor zamanlardan geçiyoruz."
'Juliet's Journey''nin bir sonraki duraklarının İtalya ve Tunus olduğunu açıklayan Atasoy, "Festival ve özel gösterimlerimiz devam edecek. Davet edildiğimiz her yere Juliet ile birlikte gitmeye hazırız" diyerek sözlerini tamamladı. Bu ifade, filmin uluslararası arenada daha geniş kitlelere ulaşma hedefini ortaya koyuyor.



