Yüzyıllardır aynı tahtada hamle yapıyoruz ama taşların üzerindeki sembollerin dilini henüz çözemedik. Özellikle fil taşının üzerindeki o meşhur kesik, sadece bir tasarım detayı değil; bir imparatorluğun çöküşü ve bir dinin yükselişinin hikayesi. İşte dünya tarihini değiştiren o ilginç 'kesik' ve satranç taşlarının karanlık geçmişi!
Satranç: Kralların ve Din Adamlarının Savaşı
Satranç, sadece 64 karelik bir oyun değil; kralların, savaşçıların ve din adamlarının güç savaşıdır. Bugün elimize aldığımız o pürüzsüz ahşap veya plastik taşların her bir kıvrımı, tarihin tozlu sayfalarından bir iz taşır. Birçoğumuzun dikkatini çeken, ancak 'tasarım gereği' deyip geçtiğimiz o meşhur ayrıntı: Fil taşının kafasındaki kesik. Neden kale düz, at kusursuz ama fil yaralı? Bu soru bizi Hindistan'ın fillerinden, Avrupa'nın katedrallerine uzanan inanılmaz bir yolculuğa çıkarıyor.
Hindistan'dan Avrupa'ya Bir Taşın Yolculuğu
Satranç (Çaturanga) Hindistan'da doğduğunda, bu taş gerçekten bir fildi. Adı 'Gaja' idi. İslam dünyasına geçtiğinde 'Al-Fil' oldu. Ancak Avrupa'ya ulaştığında, Avrupalılar savaş fillerine aşina değildi. Taşın üzerindeki iki çıkıntılı 'diş' sembolü, Avrupa'da yanlış yorumlanmaya başladı.
Mitre mi, Fil Dişi mi?
12. yüzyıldan itibaren satranç, Avrupa aristokrasisinin vazgeçilmezi oldu. İngilizler bu taşa 'Bishop' (Piskopos) adını verdi. Taşın üzerindeki iki sivri uç, piskoposların giydiği 'Mitre' adı verilen şapkaya benzetildi. İşte o meşhur kesik, bir filin hortumu veya dişi değil; bir din adamının şapkasındaki yarığı temsil etmek için tasarlandı.



