Haşmet Babaoğlu, haftanın notlarında geleceğe dair düşüncelerini paylaşıyor. Geleceğin güzel tarafının bilmeyişimiz olduğu söylenir hep. Oysa istesek biliriz, ama istemeyiz. Dimdik ileriye baksak görürüz geleceği, ancak bakmayız. Kaygısını çekmeyi tercih ederiz. Bazen de bile bile kandırırız kendimizi: Hiç ölmeyecekmiş, hiç yaşlanmayacakmış, hiç yenilmeyecekmiş gibi hayaller kurarız.
Tarihten Ders Almayışımız
Norman Angell, geçen yüzyılın başlarında tanınmış bir yazar, ekonomist ve siyasetçiydi. 1913 Haziran'ında yayımladığı 'Alman Öğrencilere Açık Mektup'ta şöyle diyordu: 'Dünya globalleşme çağındadır ve bir daha asla büyük bir savaş çıkmayacaktır.' Sonrası malum; bir yıl sonra Birinci Dünya Savaşı patlak verdi. Ancak Angell ve destekçileri tezlerinde ısrar etti. 1933'te Nobel Barış Ödülü'nü aldı. Peki sonra? 1939'da İkinci Dünya Savaşı çıktı. Angell 1967'de öldü. Şimdi diyoruz ki: 'Globalleşme çağı tamamlandı, artık tartışılacak yanı yok!' Bakalım ne olacak?
Hemingway ve Çanlar
Ernest Hemingway de aklıma geliyor. İspanya'dan dönüşte Havana'da bir otele yerleşti ve İspanya İç Savaşı'nda (1936-39) yaşadıklarını roman olarak yazmaya başladı. 1940'ta 'Çanlar Kimin İçin Çalıyor' adıyla yayımlanan romanı bilmeyen yoktur. Hemingway, girişe şu alıntıyı koydu: 'Hiçbir insan bir ada değildir, kendi başına bir bütün değildir, insanlığın içinde bir parçadır. İşte o yüzden, sakın çanlar kimin için çalıyor diye sorma, senin için çalıyor.' Şu sıralarda uzaklardan gelse de, tekinsiz ama geleceğe dair işaretler taşıyan sesler işiten var mı?
Bakmak ve Görmek
Baktığımızda görüyor muyuz? Bakmıyoruz ki. Önce durup bakmak gerek. Hızla geçiyoruz ya da başımızı çeviriyoruz. Fakat bakmak da yetmiyor çoğu zaman. Matt Haig'in 'Zamanı Durdurmanın Yolları' kitabında dediği gibi: 'İnsanlar, görmek istediklerini görüyorlar.'
Dijital Gelecek Bugün
Dijital gelecek, basbayağı bugün artık. Geçen gün şirketimizin enerjik grubu ATV-Youtube'un seminerindeydim. Youtube Strateji ve İş Ortaklığı Geliştirme yöneticisi Bora Başman orada şunu söyledi: Brezilya gibi bir futbol ülkesi bu yıl FIFA Dünya Kupası'nı bir Youtube kanalından izleyecek. Ayrıca birçok ülkede maçların ilk on dakikaları Youtube kanallarından canlı verilecek. Büyük ekranlara baktığımızda olay hâlâ geleneksel TV gibi görünüyor, oysa dijital yayınlar öne çıkmaya başladı. Peki anlamak isteyen var mı?



