Hz. Muhammed'in Yenilikçi Yönü: İslam'da İlerleme ve Örnek Alınacak Faziletler
Hz. Muhammed'in Yenilikçi Yönü ve Örnek Faziletleri

Yenilik, ilerleme, gelişme ve dinamizm, insanlığa mutluluk getiren önemli adımlar olarak kabul edilir. Hz. Peygamber'in mesajı, öncelikle geldiği çağda dinî, sosyal, ekonomik, ahlâkî ve kültürel düzenlemeler açısından muazzam bir yenilik teşkil etmiştir. Bu nedenle, onun Peygamberlik döneminin tamamı çeşitli yeniliklerle doludur. Ancak şu nokta önemlidir: Hz. Peygamber bu yenilikleri gerçekleştirirken, insanlığın o güne kadar ürettiği, vahye aykırı olmayan, akla ve insan yaratılışına uygun iyi uygulamaları, yani "ma'ruf"u yıkmamıştır. Çünkü onun temel gayesi, toplumun değerlerini her ne pahasına olursa olsun altüst etmek değil, her alandaki bozuklukları düzeltmekti.

Yeniliklere Açık Bir Yaklaşım

Fakat bu ıslah faaliyetleri sırasında, Hz. Peygamber düşündüğü ve uygulamayı planladığı bir konuda daha uygun bir alternatifle karşılaştığı zaman, onu reddetme yoluna gitmemiştir. Aksine, uygun gördüğü takdirde derhal uygulama alanına koymuştur. Esasında, istişare müessesesine de bu noktadan bakılmalıdır. Onun istişareye verdiği değer, bir bakıma fikir üretmeye ve çok sesliliğe önem verdiğini, makul gördüğü takdirde yeni düşünceleri kabule ve tatbik etmeye hazır olduğunu göstermektedir.

Kandillerle Gelen Işık

Hz. Peygamber'in hayatında yeniliklere açık olduğunu gösteren çok sayıda örnek mevcuttur. Bunlardan birkaçını şöyle sıralayabiliriz. Mescid-i Nebevî, önceleri yatsı ve sabah namazı vakitlerinde hurma dalları ve yaprakları yakılarak aydınlatılıyordu. Hicretin dokuzuncu yılında Temîm heyeti ile birlikte Medine'ye gelen ve yanında birkaç kandil ile fitil ve yağ getiren Temîm ed-Dârî, bir cuma gecesi hizmetçisine Mescid'de kandilleri direklere astırarak yaktırmıştır.

Hz. Peygamber Mescid'e gelince bunları kimin yaktığını sormuş, Temîm ed-Dârî'nin yaptığını öğrenince ona şunları söylemiştir: "Sen İslâm'ı nurlandırdın. İslâm'ın mescidini süsledin. Allah da seni dünyada ve ahirette nurlandırsın." Bu olay Hz. Peygamber'i o derece etkilemiştir ki, Temîm ed-Dârî'ye kandilleri asan hizmetçinin adını sormuştur. Fetih olduğunu öğrenince onun adını Sirâc (kandil) olarak değiştirmiştir. Sahâbe arasında yer alan Sirâc, Mescid-i Nebevî'yi aydınlatma ve isim değiştirme olayını bizzat kendisi anlatmıştır.

Savaş Taktiklerinde Değişim

Hz. Peygamber'in yeniliklere açık olduğunun bir diğer göstergesi de savaş alanında bir yabancı milletin tekniğini kabul etmesidir. Hendek Savaşı'nda şehri savunmak için İranlıların savunma tekniğini benimsediği ve Selmân-ı Fârisî'nin teklifi üzerine şehrin çevresine hendek kazıldığı kaynaklarda kaydedilmektedir. Yine Taif kuşatmasında, İran'da mancınık kullanıldığını bildiren Selmân-ı Fârisî'nin teklifi üzerine mancınık kullanmaya karar vermiş ve ona mancınık yaptırmıştır.

Yezîd b. Zem'a, Tufeyl b. Amr ve Hâlid b. Saîd gibi şahısların da mancınık getirdikleri ve adı geçen kuşatmada kullanıldığı kaynaklarımızda kayıtlıdır. Bütün bu örnekler, Hz. Peygamber'in insan aklının ürettiği yenilikleri benimsediğini ve daha da geliştirilmesini teşvik ettiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Örnek Alınacak Faziletler

Peki, Müslümanlar tarafından Hz. Peygamber'in hangi tür davranışlarının örnek alınması gerekir? Hz. Peygamber'in kişiliği, kendi döneminde olduğu gibi, kendisinden sonraki dönemlerde de Müslüman toplumların yaşayışı için bir rehber olmuştur. Kur'an-ı Kerim'de, Hz. Peygamber'in müminler için canlı ve mükemmel bir fazilet örneği olduğu bildirilmektedir. Dolayısıyla onun hedefi, insanlara hayatta pratik olarak uygulayabilecekleri kuralları öğretmek ve bunları kendi yaşayışında göstermektir. Müminlere düşen de onu örnek almaktır. Bu hususla ilgili ayet-i kerimenin meali şöyledir: "Andolsun ki Resûlüllah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir."

Şeklî Bir Örnek Olma Durumu Değil

Hz. Peygamber'in örnek alınmasını emrederken Allah Teâlâ'nın, onun yaşadığı dönemin ve coğrafyanın şartlarına göre yediği yemekleri, kullandığı eşyaları, giydiği elbiseleri, kısaca hayatının şeklî yönünü örnek almalarını kastetmiş olmadığı ve böyle bir örnek alma biçimi takdim etmediği açıktır. Zaten o takdirde Hz. Peygamber'in örnek alınmasının imkansızlığı ortadadır. Esasında örnek alınmadaki temel espri de bu değildir.

Şayet öyle düşünülürse, bugün binmek için deve, yemek için hurma, giymek için de Yemen elbisesi aramak gerekecektir. Aynı zamanda, Hz. Peygamber'in hayatının şeklî yönünü, mesela kıyafetinin örnek alınması gerektiğini savunmak, İslâm'ın evrenselliği ile çelişmektedir. Sözgelimi, hayvan derisi giyen Müslüman bir Eskimo'dan, onun Arabistan sıcağında giydiği kıyafetini örnek almasını istemek gerçeklerle bağdaşmaz. Bu sayılan hususların dinin özüyle alakası da yoktur.

Nitekim Hz. Muhammed (sav) peygamberlikten önce ne yiyorsa peygamberlikten sonra da aynı şeyleri yemeye, peygamberlikten önce ne giyiyorsa peygamber olduktan sonra da onu giymeye devam etmiştir. Peygamber olduktan sonra giyim tarzını değiştirdiğine dair kaynaklarda hiçbir kayıt mevcut değildir. Dolayısıyla Müslümanlar için örnek alınması ve hayata geçirilmesi gereken şeyler, Hz. Muhammed'in uygulamalarının şeklî yönüyle ilgili hususlar değildir.

Bilakis, doğruluğu, adaleti, insanlara sevgi ve saygısı, barışa verdiği önem, hoşgörüsü, güvenilirliği, yumuşak huyluluğu, çalışkanlığı, kanaati, şefkat ve merhameti, cömertliği gibi faziletlerdir. Bu değerler, her çağda ve her coğrafyada geçerli olan evrensel ilkelerdir ve Müslümanların hayatlarında öncelik vermeleri gereken temel unsurlardır.

(Bu yazı, Prof. Dr. İbrahim Sarıçam'ın "Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı" isimli kitabından derlenmiştir.)