Kurban Bayramı'nın yaklaşmasıyla birlikte, vatandaşlar bu mübarek günün anlam ve önemine dair ayet ve hadisleri araştırmaya başladı. 2026 yılında arefe günü 26 Mayıs Salı'ya denk gelirken, bayramın ilk günü 27 Mayıs Çarşamba başlayacak ve bayram dört gün sürecek. Peki, Kurban Bayramı'nın faziletine dair Kur'an-ı Kerim'de yer alan ayetler ve Peygamber Efendimizin konuyla ilgili hadisleri nelerdir? İşte merak edilen detaylar.
Kurban İbadeti ile İlgili Ayetler
Bir kısım âlimler, şu âyetlerin kurbana delâlet ettiğini bildirirler:
- Kevser Suresi, 2. ayet: "Rabbin için namaz kıl ve (kurban) kes!"
- Mâide Suresi, 2. ayet: "Ey iman edenler! Allah'ın dîninin alâmetlerine, haram aylara, Kâbe'ye hediye edilen kurbanlık hayvanlar ile onların boyunlarına takılan gerdanlıklara, Rablerinin lutuf ve rızâsını isteyerek Beyt-i Harâm'a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin."
- Mâide Suresi, 27. ayet: "Onlara Âdem'in iki oğlunun başından geçen ibret verici şu gerçeği anlat: Onlar Allah'a birer kurban takdîm etmişlerdi de birinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kıskanıp: 'Seni mutlaka öldüreceğim' deyince, öteki şu cevabı vermişti: 'Allah ancak takvâ sahiplerinin ibâdetini kabul buyurur.'"
- Hac Suresi, 28. ayet: "Gelsinler de, hacda kendilerini bekleyen dünyevî ve uhrevî faydaları görsünler. Ayrıca Allah'ın onlara ihsân ettiği kurbanlık hayvanları, belirlenen günlerde üzerlerine Allah'ın adını anarak kessinler! Bu hayvanların etinden hem siz yiyin, hem de darda kalmışlara ve yoksullara yedirin!"
- Hac Suresi, 32. ayet: "İşte durum böyledir. Artık kim Allah'ın belirlediği nişânelere saygı gösterirse, Allah'a saygı göstermiş olur. Çünkü bu davranış, kalplerin Allah'a saygıyla dopdolu oluşundandır."
- Hac Suresi, 33. ayet: "Kurbanlık hayvanlarda, onların kurban edilme vaktine kadar sizin için faydalar vardır. Hacda onların kurban edilmek üzere götürüleceği nihâî yer ise, Beyt-i 'Atîk'in çevresi olan harem bölgesidir."
- Hac Suresi, 34. ayet: "Biz her ümmete bir kurban ibâdeti belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdiğimiz hayvanları kurban ederken üzerlerine Allah'ın adını ansınlar. Şunu iyi bilin ki, sizin ilâhınız tek bir ilâhtır; öyleyse artık O'na teslim olun. Rasûlüm! Tam bir ihlâs, samimiyet ve tevazu içinde Allah'a boyun eğen kulları müjdele!"
- Hac Suresi, 36. ayet: "Biz, kurbanlık sığırları ve develeri de sizin için Allah'ın dininin işaretlerinden kıldık. Onlarda sizin için pek çok hayır vardır. Onlar boğazlanmak üzere ayakta dururken üzerlerine Allah'ın adını anarak kurban edin. Nihâyet yan üstü yere yıkılıp canları çıkınca da onlardan hem siz yiyin, hem kanaat edip istemeyen fakirlere, hem de açıkça isteyen fakirlere yedirin. İşte böylece biz, o kocaman hayvanları sizin emrinize verdik ki şükredesiniz."
- Hac Suresi, 37. ayet: "Unutmayın ki, o kurbanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Sizden Allah'a ulaşacak olan tek şey takvânızdır. Allah böylece o hayvanları hizmetinize verdi ki, sizi doğru yola ilettiği için tekbir getirerek Allah'ın büyüklüğünü ilan edesiniz! Rasûlüm! Artık o iyilik eden ve işini güzel yapanları müjdele!"
- En'âm Suresi, 162. ayet: "De ki: 'Şüphesiz benim namazım, bütün ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm, Âlemlerin Rabbi Allah içindir.'"
- Sâffât Suresi, 103. ayet: "İkisi de Allah'ın emrine tam mânasıyla teslim olmuştu. İbrâhim oğlunu sağ şakağı üzerine yere yatırdı."
- Sâffât Suresi, 107. ayet: "Oğlunun canına bedel olarak, ona büyük bir kurbanlık verdik."
Kurban İbadeti ile İlgili Hadisler
Hz. Âişe vâlidemizden rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Âdemoğlunun, Kurban bayramının birinci günü yaptığı işlerin Allah'a en sevimli olanı, (kurban) kanı akıtmaktır, (O gün Allah katında bundan daha sevimli bir amel yoktur.) Kıyâmet günü o kurban, boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Kurbanın kanı da, henüz yere düşmeden Allah'ın rızâsına nâil olur ve kabul edilir. O hâlde, kurbanlarınızı gönül hoşnutluğu ile kesin!" (İbn-i Mâce, Edâhî, 3; Tirmizî, Edâhî, 1/1493)
Ebû Hüreyre (r.a)'den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kim imkânı olduğu hâlde kurban kesmezse, bizim mescidimize yaklaşmasın!" (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Ahmed, II, 321)
Allah Rasûlü (s.a.s.), emredildikten sonra kurban kesmeyi hiç terk etmemiş, (Tirmizî, Edâhî, 11/1507) hatta yolculukta bile kesmiş (Müslim, Hac, 356-7; Ebû Dâvûd, Edâhî, 10-11/2814; Tirmizî, Edâhî, 8/1501.) ve şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Her sene her bir ev halkına kurban kesmek vâciptir." (İbn-i Mâce, Edâhî, 2; Tirmizî, Edâhî, 18/1518)
Efendimiz (s.a.s.), vefâtından sonra da kendisi adına kurban kesilmesini istemiştir. Haneş (r.a.), Hz. Ali'yi (r.a.) iki tâne koç kurban ederken görmüş ve niçin böyle yaptığını sormuştu. Hz. Ali (r.a.) şu cevâbı verdi: "–Rasûlullah, bana (vefâtından sonra) kendisi için de kurban kesmemi vasiyet buyurmuştu. Bunlardan birini onun adına kesiyorum ve bunu da hiçbir zaman terk etmeyeceğim!" dedi. (Ebû Dâvûd, Edâhî, 1-2/2790; Tirmizî, Edâhî, 3/1495; Ahmed, I, 107)
Rasûlullah (s.a.s.) kurban günlerinin faziletine dâir şöyle buyurur: "Allah indinde günlerin en büyüğü, Kurban bayramı günüdür, bunu, fazilette yevmü'l-karr (bayramın ikinci günü) takib eder." (Ebu Davud, Menasık, 18/1765)
Yine Efendimiz (s.a.s.): "Sâlih amellerin Allah'a en ziyade sevimli olduğu günler, zilhiccenin ilk on günüdür!" buyurmuştu. Cemaatten bazıları: "–Allah yolundaki cihaddan da mı?" diye sordu. Allah Rasûlü (s.a.s.): "–Cihaddan da! Ancak canı ve malıyla cihâda çıkıp hiçbir şeyle dönmeyen (yani malı ve canını fedâ ederek şehid düşen) kişi müstesnâ!" karşılığını verdi. (Buhârî, Iydeyn, 11; Ebû Dâvûd, Savm, 61/2438; Tirmizî, Savm, 52/757)
Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz: "Kestiğini Allah'tan başkası adına kesene, Allah lânet etsin" buyurmuştur. (Müslim, Edâhî, 43-45; Nesâî, Dahâyâ, 34)
Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: "Kurban edilmeleri câiz olmayan dört (hayvan) vardır: Körlüğü açıkça belli olan tek gözlü, Hastalığı açıkça belli olan hasta, Topallığı açık olan topal ve, İlikleri kurumuş zayıf hayvan." (Ebû Dâvud, Edâhî, 5-6/2802; Tirmizî, Edâhî, 5/1497)
Urve (r.a.) bir gün evlâdlarına şöyle demiştir: "Evlâtlarım! Sakın biriniz, bir büyüğe hediye edince utanacağı bir şeyi Allah için kurban olarak takdim etmesin! Zîra Allah, büyüklerin büyüğüdür ve O, her şeyin en seçkinine ve en kıymetlisine herkesten ziyâde lâyıktır." (Muvatta’, Hacc, 147)
Rasûlullah Efendimiz (s.a.s.), bıçakların bilenerek hayvanlardan gizlenmesini emretmiş ve şu tenbihte bulunmuştur: "Biriniz hayvanını keseceği zaman, o işi hızlı yapsın!" (İbn-i Mâce, Zebâih, 3) "Allah her şeyi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir. Öldürdüğünüzde bile en güzel tarzda öldürünüz! Kestiğiniz zaman da kesmeyi en iyi şekilde yapınız! Her biriniz bıçağını bilesin ve hayvanını rahatlatsın!" (Müslim, Sayd, 57; Tirmizî, Diyât, 14/1409; Ebû Dâvud, Edâhî, 11-12/2815)
Rasûlullah (s.a.s.), koyunu kulağından çekerek kesmeye götüren bir kimseye rastlamıştı. Hemen müdâhale ederek: "–Hayvanın kulağını bırak, boynunun kenarından tut!" buyurdu. (İbn-i Mâce, Zebâih, 3)
Allah Rasûlü (s.a.s.), koyun kesen birini görmüştü. Adam, kesmek üzere koyunu yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye çalışıyordu. Bu katı ve duygusuz davranış karşısında, Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz şu îkazda bulundu: "–Hayvanı defalarca mı öldürmek istiyorsun? Bıçağını, onu yere yatırmadan önce bilesen olmaz mıydı?" (Hâkim, IV, 257, 260/7570)



