İspanya'nın başkenti Madrid'in tarihi Cuchilleros Sokağı'nda yer alan Sobrino de Botín, Guinness Rekorlar Kitabı tarafından dünyanın kesintisiz hizmet veren en eski restoranı olarak tescillenmiş bir lezzet anıtıdır. 1725 yılında kapılarını açan mekân, geçtiğimiz aylarda 300. yaşını kutladı. Restoranın bulunduğu dört katlı binanın temelleri ise 1590'a, yani Kral II. Felipe'nin Madrid'i başkent ilan etmesinden yalnızca otuz yıl sonrasına uzanıyor.
Fransız Aşçının Yeğeninden Kalan Miras
Mekânın hikâyesi, saray mutfağında çalışmak üzere Madrid'e gelen Fransız aşçı Jean Botín ile başlıyor. Botín'in yeğeni Cándido Remis, 18. yüzyılın başında bu binayı satın alarak yorgun tüccarlara sıcak yemek sunan küçük bir han işletmeye başladı. İspanyolca 'Botín'in Yeğeni' anlamına gelen Sobrino de Botín adı da buradan geliyor. Restoran, 1930'dan bu yana González ailesinin elinde ve bugün işletmenin başında ailenin üçüncü kuşağı bulunuyor.
Üç Yüzyıldır Hiç Sönmeyen Fırın
Botín'in en büyük efsanesi, kuruluşundan bu yana hiç söndürülmeyen meşe odunlu döküm fırınıdır. Bu fırın, ne İspanya İç Savaşı sırasında ne de tüm dünyanın eve kapandığı koronavirüs günlerinde alevini kaybetti. Mekânın imza yemeği olan 'cochinillo asado' hâlâ aynı tariflerle ve aynı fırında pişiriliyor. İkinci klasik lezzet ise yumurtalı, sarımsaklı ekmek çorbası 'sopa de ajo'dur.
Goya'dan Hemingway'e Efsane Konuklar
Söylenceye göre genç Francisco Goya, ressam olmadan önce 1765'te bu mutfakta bulaşık yıkıyordu. Ernest Hemingway ise mekânı o kadar sevdi ki 1926 tarihli ünlü romanı 'Güneş de Doğar'ın final sayfalarında Botín'i adıyla andı. Bu üç asırlık efsane, Madrid'in kalbinde hem tarihe hem de geleneksel İspanyol mutfağına tanıklık etmeye devam ediyor.



