Mahmut Özer: Türkiye'de Kültür-Sanat Alanında Kapsayıcılık Sorunu ve Yeni Dil İhtiyacı
Mahmut Özer: Kültür-Sanat Alanında Kapsayıcılık Sorunu

Mahmut Özer'den Türkiye'nin Kültür-Sanat Serüvenine Derin Analiz

Eski Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Türkiye'de kültür-sanat-siyaset ilişkisinin yüz yıllık serüvenine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Özer, son dönemde tartışılan yeni dil inşası meselesinin bu serüvenin derinlemesine incelenmesini gerektirdiğini belirtti.

Cumhuriyet'in İlk Döneminde Kültürel Yapı

Cumhuriyet'in ilk yüzyılının büyük bölümünde kültür, edebiyat ve sanat alanlarının belirli bir sosyokültürel zümre tarafından taşındığını ifade eden Özer, bu zümrenin genellikle 'Beyaz Türkler' olarak tanımlandığını kaydetti. Bu kesimin yalnızca üretim yapmadığını, aynı zamanda meşruiyet ölçütlerini, estetik standartları ve makbul kültür tanımını da belirlediğini vurguladı.

Roman, şiir, tiyatro ve sinema alanlarında bu merkezin ürettiği dilin, büyük ölçüde devlet merkezli modernleşmenin estetik ve ideolojik çerçevesiyle uyumlu olduğunu belirten Özer, "Bu nedenle söz konusu alanlar, toplumsal katılımı yansıtmaktan ziyade, devlet merkezli modernleşmenin sembolik alanları olarak işledi" dedi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Toplumsal Katılımdan Yoksun Kalma

Muhafazakâr kesimlerin de yer aldığı büyük kitlelerin uzun süre bu kesimin tek yönlü endoktrinasyonuna maruz kaldığını ve çoğu zaman savunma davranışı ile ayakta kalmaya çalıştığını ifade eden Özer, bu alanlarda süreklilik gerektiren entelektüel birikim, kurumsallaşma ve eleştirel dilin uzun süre üretilemediğini kaydetti.

Son dönemde iktidarın dönüşmesiyle, muhafazakâr kültürel çevrelerin hızla siyaset ve bürokrasiye taşınmasının aynı zamana denk geldiğini belirten Özer, "Önceliklerin değişmesi nedeniyle zaten kırılgan olan kültürel üretimde süreklilik ve istikrar istenen düzeyde maalesef gerçekleşememiştir" şeklinde konuştu.

Kürt Kültürel Birikiminin Önemi

Bu dönemlerde Kürt kökenli vatandaşların kültürel alanda ortaya çıkarttıkları birikimin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Özer, "Uzun süre siyasal iktidarın ve merkezî kültür alanlarının dışında kalan Kürt entelektüel çevreleri, dil, hafıza, travma ve aidiyet üzerinden güçlü bir kültürel damar geliştirebilmiştir" dedi.

Bu üretimin doğrudan iktidara eklemlenmediği için hem daha özerk hem de daha yaratıcı olabildiğini ifade eden Özer, edebiyat, kültür ve sanat alanlarında oluşan bu birikimin, siyaseti doğrudan yönlendirmese bile kendi toplumsal gerçekliğini dönüştüren güçlü bir anlatı zemini kurabildiğini kaydetti.

Gençlerin İki Arada Sıkışması

Birbirine temas etmeyen, birbirini beslemeyen ve ortak bir anlam alanı üretmeyen kültür-sanat öbeklerinin, gençler üzerinde derin bir yönsüzlük ve parçalanmışlık duygusu yarattığını belirten Özer, "Gençlerimiz, birbirinden kopuk, kapalı devre çalışan kültürel evrenlerle karşılaşıyorlar" dedi.

Bu kültürel evrenler arasında geçişkenliğin yok denecek kadar zayıf olduğunu ifade eden Özer, dijital platformların yaygın dili göz önüne alındığında bu parçalanmışlığın, gençlerin zihinlerinde bütünlüklü bir dilin oluşmasını engellediğini vurguladı.

Farklı Kültürel Damarları Buluşturmanın Yolları

Daha önce vurgulanan yeni dil inşası meselesinin tali bir öneri olmadığını, aksine tıkanmaların tam merkezine düştüğünü belirten Özer, "Yeni dil, farklı kültürel öbeklerin yan yana var olmasını değil, birbirleriyle temas edebilmesini zorunlu kılıyor" şeklinde konuştu.

Bugünkü krizin tam da bu mimarinin yokluğundan kaynaklandığını ifade eden Özer, gençlerin yaşadıkları sorunların aslında seçenek eksikliğinden değil, seçeneklerin birbiriyle konuşmamasından kaynaklandığını kaydetti.

Üniversitelerdeki Durum ve Atıf Mekanizması

Üniversitelerdeki duruma bakmanın yaşanan sorunu daha iyi anlamayı kolaylaştıracağını belirten Özer, üniversitelerin özellikle sosyal ve kültürel alanlarda, kültür-sanat dünyasındaki ayrışmaların akademik izdüşümlerini büyük ölçüde içinde barındırdığını ifade etti.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Bilimsel üretimde atıf yapmanın teknik bir gereklilik olmadığını, bir çalışmayı daha önce kurulmuş bir tartışmanın içine yerleştirmek anlamına geldiğini vurgulayan Özer, "Hangi metinlere atıf yaptığın, aslında kimlerle konuştuğunu gösterir" dedi.

İnşa Hareketi Üniversitelerde Başlamalı

Belirli bir teorik, ideolojik ya da entelektüel havzaya ait çalışmaların, neredeyse yalnızca kendi havzasının referanslarıyla konuşma davranışı gösterdiğini ifade eden Özer, "Batı-merkezli dile ve literatüre yaslanan ana akım çalışmalar, yerli düşünce birikimini ve bu yöndeki çalışmaları çoğu zaman görmezden gelir" şeklinde konuştu.

Üniversitenin tarihsel işlevinin, farklı düşünce geleneklerini aynı masaya oturtabilmek, onları tahkik etmek ve ortak kavramsal çerçeveler geliştirebilmek olduğunu belirten Özer, "Üniversitelerimiz ortak bir yeni dil inşa çabasının başlayacağı yerdir" dedi.

Yeni dil inşasının uzun soluklu bir süreç olduğunu ve bir son değil sürekli yolda olmak anlamına geldiğini vurgulayan Özer, Türkiye'de kültür ve sanat alanının temel probleminin, alanın farklı dönemlerde farklı aktörlerin elinde yeterince kapsayıcı olamaması olduğunu sözlerine ekledi.