Kalbinizin en son ne zaman heyecanla çarptığını hatırlıyor musunuz? Ya da etrafınızda büyük aşk hikayeleri yaşayanların sayısı 10 yıl öncesine göre daha mı az? Nüfus artıyor, teknoloji gelişiyor ama romantik ilişkiler kurmak her geçen gün daha zor bir hale geliyor. Nedenlerine gelin birlikte bakalım.
1) Dijitalleştik ve Yalnızlaştık
Bugün bütün dünya parmaklarımızın arasında aşağı ve yukarı kaydırılabilen dijital bir forma sığdı. Yüksek teknoloji ve dijitalleşme, gündelik hayatlarımızı kolaylaştıracak pek çok yenilik getirdi ama toplumsal hayatın başlıca koşullarından olan bir arada yaşama olgusuna epey zarar verdi. Bugün; parklarda, bahçelerde, hobi kulüplerinde ya da hiçbir neden olmaksızın sokakta sosyalleşen ve vaktini kamusal alanda geçiren genç insanların sayısı oldukça az. Evlerimizde ve yalnızız, bu da bir başkasıyla ilişki kurma ve anlamlı bağlar inşa etme pratiklerimizin azalmasına neden oldu. Pek çoğumuz flört etmenin nasıl bir şey olduğunu bile unuttu. Bu zannedildiğinden daha korkutucu bir durum.
2) Flört Uygulamaları
2010'lu yıllardan sonra yoğun bir şekilde hayatımıza giren online ve özellikle pandemi döneminde tahmin edilemez bir şekilde yükselen online flört uygulamaları, aşık olabilecek binlerce kişi varmış gibi düşündürse de aşık olma ihtimalimizi zedeliyor. Sosyal bilimlerle ilgilenen araştırmacılar ve yazarlar, online flört uygulamalarının kullanıcıları seçenek yorgunu yaptığını düşünüyor. Parmağını sağa kaydırıp tanıştığın, sola kaydırıp terk ettiğin bir sürü insanın olması birini tanımak ve arandaki sorunları çözmekle ilgili emek harcaman gerekmesi gerçeğini rafa kaldırıyor. Kullanıcılar, karşılaşılan ilk zorlukta binlercesine ulaşabilirken bununla neden uğraşayım diye düşünüyor. Sevgi emek ister, bu emek verme pratiğinin büyük ölçüde yitirildiği iddia ediliyor.
3) Ekonomik Zorluklar ve Politik Buhran
Dünya genelinde etkili olan ekonomik krizler, iklim krizi ve uzun süredir devam eden çatışma ortamı genç insanların yaşama karşı daha kaygılı ve geleceklerine dair daha güvensiz hissettikleri bireylere dönüşmesine neden oluyor. Gelecek kaygısı, ekonomik ve politik olarak zorlanmak ve güvensizlik duymak romantik ilişkilerden uzaklaşmaya ve daha melankolik ruh hallerine teslim olmaya yol açıyor.
4) Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Dönüşümü
21. yüzyılın en büyük olaylarından biri de yükselen feminist hareket ve toplumsal yaşamda değişen roller desek abartmış olmayız. 20. yüzyılın son demlerinde yükselişe geçen feminist hareket 21. yüzyılda daha popüler hale geldi. Genç kadınlar, özellikle yükselen eğitim seviyeleri ve daha fazla katılım gösterdikleri ekonomik hayatın da etkisiyle ilişkilerde başka şeyler beklemeye başladı. Bundan 50 sene önce olduğu gibi romantik ilişkiler kadınlar için ekonomik güvence ve anne-baba evinin kurtuluş bileti değil. Kadınların özgürleştiği ve daha farklı beklentilere sahip olduğu bu yeni çağda erkekler şaşırtıcı derecede daha muhafazakar bir konuma geldi. Kadınlar ile erkeklerin ilişki ve aşktan beklediklerinin arasındaki uçurum gittikçe genişledi. Kadınlar erkeklerden duygusal emek bekleyebileceğini keşfetti ancak erkekler için toplumsal cinsiyet normlarının dönüşümü bu kadar hızlı değil. Bununla birlikte, belli ayrıcalıkları kaybetmek istememek ve yeni taleplere karşılık vermek pek çoğunun kabul etmek istemediği bir şey olmaya devam ediyor. Dönüşen toplumsal yapı bu nedenle ilk olarak romantik ilişkileri etkilemiş oldu.
5) Güvenlik Endişeleri
Dijitalleşen dünyada en çok şaşırılan bir diğer konu da toplumsal suç oranlarında da yükseliş gözlemlenmesi. Hem fiziksel hem de siber güvenlik sorunlarının yükselmesi, genç insanların birbiriyle ilişki kurmasını zorlaştırıyor. Kadın cinayetlerinin arttığı ve taciz öykülerinin ifşalandığı bu çağda kadınlar yaşamlarını tehlikeye atmaktan ya da zorbalanmaktan; erkekler ise yanlış anlaşılıp ifşalanmaktan çekindiği için ayaküstü tanışmalardan ve yüz yüze flört başlatmaktan çekiniyor.



